Selim Yücel: “Markalarımızın 1 lirası her zamankinden değerli”

Native Media Ajans Başkanı Selim Yücel, yaşamakta olduğumuz ekonomik durgunluk döneminde bağımsız ajansların neler yaptığını ele aldığımız 81. sayımızda görüşleriyle yer aldı.

Öncelikle size ajansımızdan ve işimize/sektörümüze bakış açımızdan bahsetmek isterim.

Ajansların, markalardan önce tüketici dinamizmine ayak uydurması ve iletişim sürecine değer katması gerektiğinin bilinciyle yola çıkan yeni nesil bir medya ajansıyız. Native Media olarak iş ortaklarımızın tüm iletişim süreçlerine bütünsel yaklaşan ve her bir adımda onlara değer yaratan bir yapımız bulunuyor. Farklı bakış açımızla markalarımıza beklentilerinden farklı, standartlarının dışında, alternatif çözümler üretip brief’lerine değer katmak için çalışıyoruz.

Markalarımıza bu hizmeti verirken aynı zamanda sektörümüz için de bir adım atarak, ajansımızın ilk senesinden itibaren, sektöre kalifiye insan kaynağı sağlamak adına “Login Academy” projemizi başlattık. Akademimizde üniversite son sınıf öğrencilerine ve mezunlarına 2 ay gibi bir süre zarfında teorik bilgileri ve pratik uygulamaları içeren bir eğitim veriyoruz. Bu eğitimleri ise sektörün önde gelen iletişim uzmanları veriyor.

Pastadan alınan pay artacak

Günümüzde pazarlama ve iletişim çerçevesi genişledikçe; tüketici segmentleri çeşitlendikçe daha dinamik ve çözüme odaklanan yapılara ihtiyaç duyuluyor. Bu durum sadece Türkiye’ye özgü bir durum değil, diğer büyük pazarlarda da aynı eğilimi görüyoruz. Dünyada da artık global ajansların içinden daha küçük yapılar çıkıyor ve bağımsızlaşıyor. Bu eğilimin önümüzdeki süreçte de devam edeceğini, Türkiye’de bağımsız ajansların iletişim pastasından aldıkları payın daha da artacağını düşünüyoruz.

Global ajansların daha önceki yıllarda en önemli gücü, bir bilgi merkezi olarak dünyadaki network’lerine know-how aktarmalarıydı. Günümüz dünyasında artık bilgi daha hızlı yayılıyor ve bağımsız yeni nesil ajansların bilgiye ulaşması artık çok daha kolay.

Bir diğer handikap ise network ajanslarının geleneksel mecralar içinde ancak yeni ve bağımsız ajansların dijital çağda doğmuş olması. Biz de bu ajanslardan biriyiz. Bu nedenle hem dijital dünyaya bakış açımız daha esnek hem de yeni ekonomik değişkenlere daha hızlı ayak uydurup aksiyon alabiliyoruz. Global ajanslar gibi bizi bağlayan kalıplaşmış bir bakış açımız bulunmuyor.

Bizce ekonominin yakıtı beklentidir. Beklentiyi pozitife çevirmek çarkların işlemeye devam etmesine yardımcı olacaktır.

Avantajlar ve dezavantajlar

Her iki yapının da muhakkak kuvvetli / zayıf olduğu yanları vardır. Dolayısıyla herhangi bir network’e bağlı olmamak bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde hızlı gerçekleşen değişimlere ayak uydurmayı ve aksiyon almayı kolaylaştırıyor. Çünkü global ajanslar merkezlerinin belirlediği bir global çerçevede hareket etmek zorunda kalabiliyorlar. Biz burada hareket esnekliğine sahibiz. Ekonomik parametreleri öngörerek iletişim planlarını konjonktüre uygun olarak zamanında şekillendirebiliyoruz.

Biz her değişimin kendi içerisinde bir fırsat barındırdığını düşünüyoruz. Özellikle bu dönemde markalarımız için algılarımız her zamankinden daha fazla açık. Bugünlerde her zaman olduğundan daha proaktif hareket etmemiz gerektiğinin bilincindeyiz. Çünkü şu an markalarımızın 1 lirası her zamankinden daha değerli.

Bizce ekonominin yakıtı beklentidir. Beklentiyi pozitife çevirmek çarkların işlemeye devam etmesine yardımcı olacaktır. Bu bakış açısından yola çıkarak tüm reklamverenlerimizle, süreci daha olumlu geçirmeleri amacıyla bu döneme özel iletişim stratejileri üzerinde çalışıyoruz.

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 81. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.