“Robotlar dünyayı ele geçirecek ve insanlığı yok edecek”

Seksenlerin başında çocuk olma şansına sahip biri olarak, bana söyleneni anlamaya başladığımdan beri bu inanış hep var; “Robotlar dünyayı bitirecek.” Sayısız post apokaliptik film, kitap, komplo teorileri hiç bitmedi bu mevzu, hala da popülaritesinden hiçbir şey kaybetmiş değil. O zamandan bu zamana neredeyse hayatımızdaki her şey değişti fakat bu inanış bir türlü değişemedi. Yahu dünyayı ele geçiren de, insanlığı yok edecek olan da yine insanın kendisi. Robotlar günlük hayatımıza girmeye başlamadan önce birçok endüstride rüştünü ispatladı. Daha kesin hesaplar yaptılar, daha güvenli ameliyatlar yaptılar, daha sağlam ve verimli üretim yaptılar. Ne yapmadılar peki? Dünyayı ele geçirmeye çalışmadılar mesela ya da diğer robotların ayağını kaydırmak için türlü entrikalar peşinde koşmadılar. Ben bir robotun her şey olabileceğine inanıyorum evet; ama açgözlü ve bencil olabileceğine inanmıyorum. Şimdiye kadar programlandıkları her alana sayısız fayda sağlamış olan ve insan eliyle üretilmiş sadık kölelikten öteye geçme teşebbüsünde bulunmamış bu zavallılara; sinsiliği, kuntizliği, fitne-fesadı öğretmediğimiz sürece de bir sorun olacağını düşünmüyorum. Tek bilinmeyenli denklemleri bile çözmekte aciz olan bizler için, 4-5 bilinmeyenli denklemleri kolaylıkla çözebilen bir varlık elbet korkutucu geliyor. Bir robot, herhangi bir konuda benden daha iyi diye ondan korkup, onu kıskanmak biz açgözlü insanların tabiatında var. Robot kimsenin işini elinden almaz. İş yerindeki kadınların emeğine çöken erkek yöneticiler yapar o işi. Robotlar sadece bizim işimizi kolaylaştırır. Önceleri bizlerin yapmak zorunda olduğu birtakım işleri, basit ve daha güvenli biçimde hallederek bize zaman kazandırırlar. Ayak işi, amelelik, angarya, külfet olarak nitelendirdiğimiz ama maalesef uğraşmak zorunda olduğumuz işlerin bir robot tarafından hızlıca halledilmesi lüksünün tadını çıkartalım. Bize kalacak olan zaman ve enerjiyi çok daha verimli değerlendirmenin yollarını arayalım. “Eyvah, işimi elimden alacak!” diye korkmak yerine, çok daha iyi işler çıkartabilmemiz için sadece bize yardımcı olduklarını hatırlayalım.

Peki robotlar yaratıcı işleri de yapabilir mi? Umarım yaparlar. Çünkü bizlerden çok daha adil olacaklarına inanıyorum. Yalnızca kendi kariyerimize, ajansımızın ya da müşterimizin çıkarına hizmet etmenin ötesine geçip, herkese fayda sağlayacak işler çıkartabileceklerse; Pazartesi gelip başlasınlar. Koltuğunu ilk devredecek kreatif direktör olmaya da hazırım. Bunu neden söylüyorum? Çünkü iletişim dürüstlük üzerine kurulmazsa güven oluşmaz. Kimse de güvenmediği markayı, sırf bayramda duygusal reklam yaptı diye tercih etmez. Bırakın robotlar bize, duygularına dokunmak istediğimiz kitlenin ne istediğini söylesin, veriyi anlamlandırsın, sebep sonuç ilişkileri geliştirsin, iç görü için analiz çıkartsın. Biz de insanlığı yok olmaya doğru sürükleyen tüketim çılgınlığına değil, doğadaki tüm canlıların varlığını sürdürmesi için kurgulanmış yaratıcı işlere imza atabilmek için ihtiyacımız olan vakit ve enerjiye kavuşalım.

Gürkan Gürel
Tick Tock Boom, Kreatif Direktör

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye 94. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.