Robot devrimi pek de şirin görünmüyor

Sue Unerman, robot teknolojisiyle birlikte medya endüstrisinin düşeceği boşluğa, kullanılmayacak insan gücünün nasıl yönlendirileceğinin şimdiden planlanması gerektiğine dikkat çekiyor.

Bu sevimli robotlar koruma kalkanlarımızı düşürüp gizlilik ve güvenlik sorunu yaratabilirler.”

Bu uyarı, 2017’de Cosmos’ta yazan Cherie Lacey’e ait. Robotlarla günlük etkileşimleriniz benimkinden farklı olabilir. Çünkü ben onları kesinlikle sevimli olarak tanımlamıyorum.

Aslında sektörümüzde teknolojinin dönüşümüne liderlik edenler, teknolojinin vaat ettiği hız ve verimlilik ile bunu yerine getirmek için oluşan iş yükü arasındaki dengeyle ilgili sürekli sorun yaşıyorlar.

Oysa daha geçen yüzyılda bu durumun tam tersi yaşanıyordu. Makine devrimi sayesinde milyonlarca kadın, ev işlerinden kurtulmuş; elektrikli süpürge ve çamaşır makinesi evde tasarruf edilen önemli bir zaman anlamına gelmeye başlamıştı. Bu da kadınların yaşamlarında büyük değişikliklere neden oldu.

1900’lerde bir evde ev işi -yemek hazırlamak, çamaşır yıkamak ve temizlik gibi- ortalama 58 saat sürüyordu. 1975’te bu süre 18 saate düştü. Hatta yapılan bir ankette Amerika’da ev hanımı olarak

yaşayan Bayan Verrett, el ile yıkamanın 4 saat sürdüğünü belirtiyor. Oysa bu süre yeni nesil çamaşır makineleriyle birlikte ev işlerine ayrılan zaman 41 dakikaya kadar indi. Bu da bize, robot teknolojisiyle birlikte kadınların kazandığı zamanı tekrar gösteriyor.

1920 yılında, Ladies Home Journal’da “ev işlerini otomatik hale getirmek” başlıklı bir yazı yer aldı ve ev aletleri sayesinde ev işlerinin haftada 18,5 saat ile tamamlanabileceği iddia edildi. Yaşanan bu makine devrimi ile de kadınlar dışarıda iş aramaya başladı. Artık para harcamak için daha fazla zaman vardı, haliyle de daha çok gelire ihtiyaç duyuluyordu. Ekonomide de hareketlenmeler başlamıştı.

Peki sizce robot devrimi medyada çalışan insanlara daha fazla zaman yarattığında, onları serbest bıraktığında neler olacak? Bu insanlar zamanlarını nasıl geçirecekler?

Bu sorunun cevabı, sektörümüzün dönüşüm geçirdiği bu günlerde herhangi bir işletme için de ajans için de son derece önemli. Bu durum sadece robotların çalışmasıyla ilgili değil; aynı zamanda ajansın/işletmenin ortaya çıkan avantajlardan yararlanmasıyla da ilgili.

Lacey’in yorumunun gündeme getirdiği ikinci konu ise gizlilik ve güvenlik. Veri güvenliği medya ajanslarının işi ve kazancımızı tam olarak bunu yöneterek sağlıyoruz. Bununla birlikte, ajansların duvarlarının dışındaki hayatta, robotlar küçülüyor ve daha akıllı hale geliyor – ve evet, canlanıyorlar.

Bilimkurgu filmlerinde izlediğimiz ve ofislerimizdeki robotlar arasında hâlâ büyük farklılıklar olsa da The Economist’in Ocak ayında belirttiği gibi değişmeyen bir şey var ki o da hepsinin mekanik, metal ve plastikten yapılıp elektronik olması…

O zaman size biraz gelecekten haber vereyim: Gelecekte durumlar değişiyor. Vermont Üniversitesi ve Tufts Üniversitesi’nden bir ekip biyolojik hücrelerden organik robotlar tasarlamayı başardı. Sadece bir milimetre boyutunda olan bu xenobotlar hareket edebiliyor, basit görevleri yerine getirebiliyor, bağımsız davranabilirler ve kendilerini çoğaltabilirler.

Şimdilik en fazla birkaç hafta süren oldukça kısa ömürlere sahipler ve kendilerini besleyemiyorlar. Ancak bunların hepsi deneylerle geliştirilebilir. Bu da vahşi doğayla buluştuklarında kendilerini kurtarmak için kaçma olasılıklarını artırıyor.

Evet, küçükler ve sevimliler. Tabii bütün bunları bir kenarda bırakırsak…

Sue Unerman
CTO, MediaCom

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye 97. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.