Risk nedir?

Geleceğe odaklanmak, her zaman “umut” ve iyi niyet barındırır. Geleceğe odaklanmak, öncelikle kendi küçük dünyamızın, daha sonra bulunduğumuz ekosistemin ve son olarak da makro boyutta tüm dünyamızın en basit haliyle “daha iyi olması” arzusunu içerir. Ancak geleceğe odaklanmak, yüzeysel olmamalıdır. Kavrama, içselleştirme ve ardından icraat gelmelidir. Geleceğe odaklanırken, sadece değişen terminoloji ve paradigmalar konusunda birkaç cümle ezberleyip ardından uyumlu aksiyonları başlatmamak bir takım riskler barındırır.

• Örneğin, “360 derece, mecra bağımsız, tüketiciyle her noktada buluşan akışkan kampanyaları entegre bir yapıda yarattığını” ifade eden bir reklam ajansı, hala 1960’lardan kalma departmanlaşma yapısıyla ve grift ilişkilerle yönetiliyorsa bu bir risktir.

• Örneğin, katıldığı 1078 toplantıya “tüketici ile engagement yaratmalıyız arkadaşlar” diyerek başlayan, soya sütlü decaf latte’sini yudumlarken ajansına zilyonlarca engagement brief’i veren bir marka yöneticisi, sonunda sadece “bir celebrity’li, 2 türkülü” TV kampanyasına onay veriyorsa bu bir risktir.

• Örneğin, “dijitalin haberciliğin öncüsüyüm” diyerek katıldığı konferanslarda nutuk atan bir gazeteci, başında bulunduğu lokal, yani Türkçe olan haber sitesinde Kim Kardashian’ın über-kalçasına US Weekly’den daha yoğun frekansta yer veriyorsa… Bununla da kalmayıp 30 saniyede bir sayfaları refresh ettirerek reklamverenin bütçesinden çalarak net bir şekilde hırsızlık yapıyorsa bu bir risktir.

Kısacası risk, yaşanan ve gelecekte meydana gelebilecek değişimin farkında olup, üzerine de “değişimi yönettiğini” vurgulayıp aslında hep aynı kalmaktır. Elbette tercih meselesi. Adı üzerinde risk bu, günü kurtarmak için alınabilir. Ama ne yazık ki, uzun vadede bu risklerin getireceği sonuç bellidir.

Böyle giderse ne mi olur? Gerek yaratıcı endüstrilerinin yapısı gerekse de yetenek havuzu ülkemize göre oldukça sığ olan Romanya, Slovenya, Çek Cumhuriyeti gibi ülkeler arayı açmaya devam eder. Biz de “Kenya n’oluyo la dünyada?” demeye, riski de riks diye telaffuz etmeye devam ederiz.

Campaign Türkiye’nin geleceğe odaklanan “50 Tüketici Trendi” dosyasını keyifle okumanız ve içselleştirmeniz dileğiyle…

Saygılar

Tolga Tuna / Campaign Türkiye Genel Yayın Yönetmeni

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Şubat 2014 sayısının yayınlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin
1 yorum
  1. Mustafa Emin Palaz diyor

    Bile bile lades almak sanıyoruz risk almayı.
    İğneyi çuvaldızı bir elleşmeliyiz. Savlarımızla icraatlerimiz tutuyor mu?
    Yazı için tebrikler

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.