Rekabet dikkatinizi dağıtmasın

Anna Vogt, rakiplerinizin güçlü yönlerine karşılık vermek yerine kendi güçlü taraflarınızı geliştirmeye odaklanmanız gerektiğini söylüyor.

Herkesin bildiği üzere, sektör olarak FOMO’ya (olan biteni kaçırma korkusu) takıntılı hale geldik. “Ne? kurumsal kuzey yıldızlarını bulmak için Tahoe Gölü’ne mi gidiyorlar? Kahretsin, hemen bir bilet ayarlayalım!” Eminim tüm ajans dünyası, kimin ne yaptığını takip etmekten bitkin düşmüştür.

Tabii ki rekabeti takip etmek sağlıklı ve önemli bir şey. Fakat bu merak, hareketlerinizi çok fazla etkileyebilir ve size zararı olabilir. Çünkü kendimizi karşılaştırdığımız insanlar, performansımızı önemli ölçüde etkileyebilir.

Olimpiyat atletleri arasında yapılan bir çalışma, bu korelasyonu ortaya çıkarıyordu. Konu: Olimpiyat finalistlerini Olimpiyat atletlerinden ayıran şey nedir? Tahminen bu seviyede; yetenek, eğitim programı, yarış hazırlığı, diyet, vb… arasında çok küçük farklar vardı.

Ergenlik yaşlarımı havuzda bir Olimpiyat finalisti olmaya çabalarken harcadım ve suyun sıcaklığı veya yeterli uyku uyuyup uyumadığımla ilgili düşünmek için hiç zamanım yoktu. Görünüşe göre yanlış bir fark arayışındaydım.

Aslında her şey kıyaslama ile ilgilidir. Olimpiyat finalistleri, yıllarını oyunlarda kendi ilerlemelerini takip etmekle geçirdi. Ellerinden gelenin en iyisini yapmaya odaklandılar. Her sezon gelişim gösterdiler. Vücutlarının güçlü ve sağlıklı kalması ve ihtiyaçlarını karşılamak adına yeni teknikler buldular. Gerektiğinde dinlendiler. Podyumdaki yerleri her ne olursa olsun onlar sadece kendilerini yenmeye çalıştılar.

Bunu, bir şeyleri kaçırmış olanlarla kıyaslayın. Onlar yıllarını başkalarının ne yaptığını takip ederek geçirdi. İdmanlarını, irtifa eğitimlerini ve spor salonunda harcadıkları süreyi, yenmeye çalıştıkları kişinin kişisel güçlülüklerine ve eğitim tarzlarına göre düzenlediler.

Onların zaferleri için tasarladıkları strateji, kötü bir gün geçiren Hans veya Gretel adındaki kişilere bağlıydı. Kendilerini tek rakipleri olarak görmek yerine her zaman rakipleriyle kıyaslardılar.

Bu yaklaşımla ilgili problem nedir? Kontrol sizin elinizde değil, çünkü kendi güçlü yönlerinizi geliştirmiyorsunuz. Başkalarının güçlü yönlerine odaklanmışsınız.

Burada hepimizin çıkarabileceği bir ders var. Başkalarının ne yaptığıyla, ne düşündüğüyle, ne söylediğiyle ilgilenerek çok fazla zaman harcıyoruz.

Özellikle stratejistler bu konuda hassas davranıyor. Çünkü her türlü bilgi ve trendleri topluyoruz ve bundan yararlanarak tonlarcasını üretiyoruz.

Yıllar içinde birçok şeyi göz ardı etmenin yararlı olabileceğini keşfettim. Kafanızdaki sesi bastırın, içinizdeki his ve kalbinizdeki tutku ile ilerleyin. Çünkü bizim gerçek gücümüz orada, kazanmak da orada başlıyor.

 

 

Anna Vogt

TBWA\London CFO’su

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 84. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.