Rallilere yeni vizyon

Yaklaşık 26 senedir motorsporların içerisinde olan Burak Çukurova deneyimlerini ve vizyonunu başkalarıyla paylaşmak için BC Vision takımı ile hobisine yeni bir boyut kazandırdı.

43 senelik bir aile şirketi ve motorsporlarında 26 yıllık bir kariyer… Burak Çukurova, bir yandan OMSAN’da genel müdür olarak sorumluluklarını yerine getirmeye çalışırken bir yandan da motorsporlarıyla uğraşıyor. Üstelik her iki tarafı da başarılı bir şekilde hayatında tutmaya devam ediyor. Kendisiyle “zamanım yok” diyenlere inat bu iki farklı hayatı beraber nasıl devam ettirdiğini konuştuk.

Egemen Özten İş hayatını ve motorsporlarına aynı anda nasıl vakit ayırabiliyorsunuz?
Burak Çukurova İş ve yarışı aynı anda götürmeye çalışıyorum. İkisi de benim için çok önemli. İş olmadan yarışamıyoruz, yarış olmadan da iş hayatımızda başarılı olamıyoruz. Bunun kendi içerisinde bir sürü etkisi var. Motorsporlarının iş hayatıma olan katkısı çok açıkçası. Karar vermek konusunda, müşterilerle diyalog kısmında faydasını görebiliyorum. Motorsporu bir tutkunun eseri. 1992 yılında karting ile başladım. 1997 yılında ise otomobile geçiş yaptım. Geçtiğimiz seneye kadar türlü başarılar elde ettikten sonra 2016 yılında BC Vision Motorsport adı altında bir takım kurduk. Türkiye’de sporculuğumuzun yanında yarışanlara da bir faydamız olsun, bir vizyon katalım düşüncesiyle bu takımı kurduk. Bu takım ülkemizdeki takımlardan biraz farklı olarak gelişti. Türkiye’de birçok iyi ralli takımı var. Ben ülkemizdeki bütün takımlarla da geçmişimde yarıştım. Bu takımların hepsinden çok şey öğrendim. Buralarda gördüğüm eksiklikleri kendi takımımda yapmak istemediğim için kendi vizyonumla bir takım oluşturmak istedim. Ve bunun sonucunda 2016 yılında 3 ekipten oluşan BC Vision Motorsport takımını kurduk. İlk senemiz olmasına rağmen takımlar şampiyonasında 3. olduk. Bu yıl ise 6 ekip ile start alacağız.

Biz tamamen profesyonel görüntüde olan ama takımdaki herkesin kendi imkanlarıyla yarıştığı ama bizim takımımızın maddi ve manevi desteğinin çok olduğu bir oluşum burası. Bu oluşumda da ben kendi vizyonumu ortaya koymaya çalıştım. Diğer ülkelerde ve ülkemizde gördüğüm iyi şeyleri birleştirip pilotlara, co-pilotlara, gelen seyircilere, basına elimizden geldiğince iyi bir olanak sağlamayı hedefliyoruz. Bu işler illa parayla veya maddiyatla olan şeyler değil, vizyonla olduğunu görüyoruz.

İş konusuna gelirsek ikisi bir arada yürüyor. Bu sezon ülkemizde 7 yarış, yurt dışında da 4 yarış hedefimiz var. Toplam 11 haftamız yarışa gidiyor. Baktığınızda sene içinde büyük bir zamanı kapsıyor. Ama yarışlara gidebilmek için işte daha fazla motive oluyoruz. Hedefimiz için işte daha fazla çalışmamız gerekiyor. Sabah 7 akşam 7 işte bulunuyoruz. İşteki konuları aksatırsak yarışa odaklanamayacağımız için işte daha yüksek tempolu çalışıyoruz.  Bu sene Skoda bize destek oldu ve iki adet Skoda Fabia R5 ralli otomobili takımızda olacak.

Ekibimiz yaklaşık 35 kişi. Burada çalışanları iş yerimizde çalışan ekbin küçük ölçeklisi diyebiliriz. Kurgu olarak çok farklı değil. Sonuçta insan yönetimi. Yeri geldiğinde arkadaş, yeri geldiğinde iş arkadaşı oluyoruz. Bu işte de geçerli hem yarış ortamında da geçerli. İkisini bir sağlayabildiğiniz zaman başarılı bir şey çıkacaktır sonunda diye düşünüyorum.

Egemen Özten Ev hayatı ile bu yoğun tempoyu nasıl dengede tutuyorsunuz? 
Burak Çukurova 10 yaşında ikiz kız çocuğum var. Onlardan istediğim hobilerinin olması. Bu sonradan olabilecek bir şey değil, anne ve babanın yönlendirmesiyle olur. Ben babamın yanında yarışlara giderek, camlarını silerek, zaman tutarak belki onlara o an için bir katkım olmadı ama bunların sonunda mikrobu kaptım.  Herkesin bir tutkusu olması gerekli. Hafta sonundaki organizasyonu düşünerek hafta içi daha verimli çalışsın. Hafta içi çalışılmasa hafta sonunun değeri olmaz.
Ev hayatı bu yoğun tempodan dolayı zor oluyor. Yarış haftaları çocuklarınızdan uzak kalıyorsunuz. Bazen onları da yarışlara götürüyorum. Onlara da bu tutkuyu aşılamak, bir alışkanlıkları, hevesleri olması açısından faydalı olduğunu düşünüyorum.

Egemen Özten Büyük bir şirkette yöneticisiniz. Hobileri olan kişilere destek oluyor musunuz? 
Burak Çukurova Ben herkesi bu spora yönlendirmeye çalışıyorum. Yarışsın yarışmasın bu spordaki herkes oluşan bir zincirin parçası. İşle birlikte motorsporları en iyi bildiğim şey. Tenis veya yüzme konusunda birkaç isim sayabilirim. Motorsporları konusunda gönülden bağlı olduğumuz için çok şeyi biliyorum. Etrafımdaki herkesi bu spora çekmeye, bilgi vermeye, eğitmeye çalışıyorum. Geçtiğimiz haftalarda düzenlenen San Remo Rallisi’ne merak eden birkaç arkadaşımızı götürdük. Oradaki ortamı görmesini istedik. Bizim işimiz yarışmanın yanında elçilik yapma görevi.

Egemen Özten Bu sporda çok fazla isimle iletişim halindesiniz. Bunun iş hayatınıza katkısı oluyor mu peki?
Burak Çukurova Elbette oluyor. Sonuçta tanıdığınız insanla çalışmak isterseniz, en azından ben öyle düşünüyorum. Yarışan kişilerin bazıları özel şirkette çalışıyor, kimi, devlet memuru, kiminin şirketi var. Bizim de bir ihtiyacımız olduğu zaman örneğin çikolata ihtiyacımız olduğunda eski yarışçılardan Osman Tüter’den ihtiyacımızı karşılıyoruz. Biz asansör satıyoruz. Yarışan insanlar bunu bildiği için gelip bizden fiyat alıyorlar. Biz de yardımcı olup işlerini çözüyoruz. Örneğin co-pilotum Vedat Bostancı’nın şirketinden yarış ekipmanlarımızı alıyoruz. Bunlar hep ikili ilişkilerle olan şeyler. Yarış sırasında insan tanımanın da faydasını görüyoruz. Bu sayede fiyat konusundan çok nazımız geçiyor. İnsanlarla diyalogda olmak bize her zaman daha fazla iş imkanı sağlıyor.

Bunun dışında müşterilerimiz bizim yarıştığımızı da biliyor. Uzaktan da olsa bu işe merak duyanlar bizim işin içinde olduğumuzu bilince daha fazla sahipleniyorlar. Asansör konuşurken “motorsporlarına nasıl başlayabiliriz?” gibi sorular da geliyor. Kısacası hem sporun işe hem de işin spora katkısı var.

Egemen Özten Yeni kuşakta ya çok fazla çalışma ya da çok fazla eğlenme anlayışı var. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? 
Burak Çukurova Yeni jenerasyon çok zor bir jenerasyon. Benim yaşımda olan kişileri ben şanslı görüyorum. 80’lerden itibaren yeni jenerasyonun önüne hazır kondu her şey. İnternet, cep telefonu, ülkenin imkanları arttı. Hatırlıyorum eskiden ailemle beraber her hafta cuma günü yemek yerdik ve gittiğimiz yer belliydi. Şimdi ise kahve içmek için bile yüzlerce yer var.

İmkanların artmasında yeni kuşağı suçlamak yanlış olur. Eskiden biz kuponla ansiklopedi toplarken artık tek bir tıkla bilgiye ulaşabiliyorsunuz. Eskiden bilgiye ulaşmak zordu, bugün ise tam tersi. O yüzden kuşaklar çalışarak bir şey elde etmenin dışında biraz daha hazıra konma düşüncesinde. Bu durum iş hayatı için zor. Ben şanslıyım aile şirketinde çalışıyorum. Şimdi sıfırdan iş kurmanın ne kadar zor olduğunu  farkındayım. Bu yüzden bunun değerini biliyorum. Ama yeni mezun olanlar için çok zor bir ortam var.

Motorsporlarında da benzer durum söz konusu. Eskiden yarışmanın maliyeti çok daha düşükken şimdi ise başlangıç için bile maliyetler çok yüksek. Bu yüzden de yeni kuşağın gelişi de azaldı. San Remo Rallisi’nde Kalle Rovenpera ile görüştüm. 16 yaşında ve ehliyeti olmadığı için özel izinle yarışıyor. 8 yaşından itibaren yarış otomobilinin içinde olan biri. Biz 10 yaşındaki çocuğa diyoruz ki “aman oradan atlama”, 20 yaşındaki kişiye “aman dikkat et” diyoruz. Hala bana bile yarışa gittiğimde “dikkat et” deniliyor. Türk toplumunda böyle bir bakış açısı var. Yurt dışında ise hobinize odaklanacağınız bir vizyon var.

Yeni jenerasyon bir an önce olsun istiyorlar. Bir an önce üste çıkalım düşüncesindeler. Böyle bir şey yok. Ama en üstte olmayı her zaman istesinler. İş hayatında da durum böyle. Artık hem evde oturayım hem de her şeyim olsun diyen bir kısım var. Önemli olan tutkuyu kaybetmemek.

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Nisan 2017 sayısında yayınlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.