Post COVID- 19 değerlendirmeleri…

dDf Kurucu Ortağı Arhan Kayar, koronavirüsle beraber değişen yaşamlarımıza ve pandemi sürecinde yaratıcı endüstrinin yeni rolüne değiniyor.

Yaz gelmek üzere, uzun bir süredir evlerimize kapanmış durumdayız. Başta sağlık çalışanları olmak üzere belli sektörler dışında çoğumuz iş yerleri dışında çalışmayı sürdürdük; bu durum hepimize farklı alışkanlıklar kazandırdı. Belli sektörlerde uzaktan çalışmayı öğrendik, farklı yöntemler geliştirdik. Toplantılarımızı Zoom ve Teams aracılığıyla yapmaya başladık. Çok sayıda canlı yayın ile yeni bir alternatif medya bombardımanına tutulduk ve gereğinden fazla bilgi yüklemesiyle bireysel yalnızlığımızı gidermeye çalıştık. Sosyal mesafeli ve oldukça steril bir yaşantıya hazırlanmaya başladık.

“Dünyamız yıllardır başta nüfus artışı, doğal kaynakların azalması, global ısınma, çevre kirliliği ve pek çok farklı sorundan dolayı uyarı sinyalleri veriyordu; hayatımız sürekli olarak negatif yönde değişiyordu.”

Mart, Nisan ve Mayıs aylarına bakınca uzun sürmüş yoğun bir ilkbahar yaşadığımızı varsayabiliriz. Hayatımız
boyunca ilk defa böyle bir süreçten geçiyoruz. Pek çok sosyal ve bireysel alışkanlıklarımız bu süreçte değişti ya da mutasyona uğradı. Salgın diye bir gerçekliğin içerisinde yaşamaya başladık.

Çoğumuz COVID-19 gerçekliğini anlamakta hâlâ güçlük çekiyor, ama bazı şeylerin de farkındayız; önümüzdeki yaz hiç de alıştığımız bir yaz olmayacak. Pozitif ve negatif pek çok yeni alışkanlıklarımız ortaya çıkacak, bunları keşfetmeye başlayacağız ve yaşantılarımız radikal olarak değişecek.

Dünyamız yıllardır başta nüfus artışı, doğal kaynakların azalması, global ısınma, çevre kirliliği ve pek çok farklı sorundan dolayı uyarı sinyalleri veriyordu; hayatımız sürekli olarak negatif yönde değişiyordu. Sürekli bir koşuşturma içerisine girerek kendimizden uzaklaşıyor, global bir tüketim çılgınlığının ve vahşi rekabet ortamı içerisine girmiştik. Belki de bu pandemi ve izole yaşam döneminde uzun süredir ilk defa kendimiz ile baş başa kaldık. İlk günlerde  COVID-19 gerçekliğinin farkında değildik, sonra giderek beraber yaşamak zorunda olduğumuzun farkına varmaya başladık. Bu arada evde kapalı kalan pek çok insan kendince yaratıcılık patlamasına yakalandı; sanat ile uğraşmaya başlayanlar, çılgın klipler ve fotoğraflar çekip sosyal medyada paylaşma yarışına girenler, mutfaklarında “Çılgın Chef “kişiliğine bürünerek tadına bakamayacağımız mükemmel şovlar yapanları sayabilirim.

COVID-19 ile beraber yaşamayı yeni bir sistem olarak kabul edip kendi sistemimizi oluşturmamız gerekiyor. Bütün sektörlerin yeni düzene ayak uydurması ve güncellemeler yapması gerekiyor. Özellikle yaşantımızda bir süre daha az seyahat ederek bulunduğumuz çevreye odaklanmamız kaçınılmaz gözüküyor. İnsan ilişkilerimizin değişmesi de kaçınılmaz. Çalışma sistemlerimiz ve tüketim alışkanlıklarımız da…

Şu anda bu yazının bir türlü sonunu getiremiyorum çünkü pek çok şey aklıma geliyor. Örneğin; son aylarda sürekli sanal ortamlarda saatler süren canlı yayınlara katıldık, yeni eğitimler aldık, farklı yorumları dinledik. Yeni yaşantımızda yaratıcı endüstrinin önemi daha da artacak. Büyük bir değişim ve yenilenmenin içerisine düşeceğiz. Yeni korkular ve mesafeler oluşacak yaşantımızda. Yapacağımız projeler daha hümanist ve çözüm odaklı olmak zorunda. Sosyal mesafeler yaşantımızın temel sorunları haline gelecek. Global ve lokal
ilişkisi yaşantımızı belirleyecek.

Yeni yaşantımızın yeni sistemlerinin oturması çok uzun zaman alacak gibi geliyor bana. Üzerinde çalıştığımız pek çok projenin sanal ortam uygulamalarını yapmaya başladık, yeni düzendeki yeni etkileşim ortamlarına odaklandık. Moda dünyasında bütün moda haftaları sistem değiştirdi; Moskova ve Singapur moda haftaları sanal ortama ilk ayak uyduranlar oldu. Bütün sektörler sürekli olarak yeni düzen projelerine odaklanmaya başladı. Dijitalizasyon ve sanallık gündemimize oturdu. Yeni bir “Rönesans” oluşumuna doğru gidiyoruz. Yapay zeka ve “big data” gündemimize oturdu. Bu değişimin sosyolojik etkileri yıllar içerisinde kendini belli edecek. Yaşamsal teknolojiler geleceğin belirleyicisi olacak.

Felsefe, sanat ve tasarım odaklı düşünmek yeni yaşantımızın çözümü olacak ve yönünü çizecek kanısındayım.

Sağlıklı ve sosyal mesafeli günler dilerim.

Arhan Kayar
dDf Kurucu Ortağı

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 99. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.