Pandemide Z kuşağı

X, Y, Z… Birbirinden çok farklı ilgi alanlarına ve düşünce yapısına sahip bu kuşakların şu an çok önemli bir ortak noktası var; pandemi dönemine şahit olmak. Bir yandan çok eleştirilen bir yandan da umut olarak görülen Z kuşağının temsilcilerine yer verdiğimiz Gen Z köşemizde bu ay Arda Yıldız, pandemi sürecinde kendi jenerasyonunun yaşadıklarını anlattı. 

Küçükken annem bana Jules Verne tarafından yazılan “İki Sene Okul Tatili” isimli kitabı aldı. Bunu okurken gitmek için her gün erkenden kalktığım okulumun iki sene tatil olması bana ne kadar da harika geliyordu. Kim bilebilirdi bir gün bu kehanetin gerçek olup tüm bunların benim ve bütün Z kuşağının başına geleceğini.

Bir cuma günü, sınav haftasının son günü. Sıradan bir şekilde okuldan çıktık hepimiz. Aramızda benim gibi LGS, YKS benzeri hayati sınavlara hazırlananlar da vardı. Bizler de dershanelerimize geçiyorduk. Dershanede özel derslerim vardı, her biri farklı bir yöntem uyguluyordu. Dershaneye geldim. Virüs Türkiye’ye bu olaylardan 2 gün önce girdi. Türkiye, koronavirüs hastalarına hastane ve hastalığın tespiti için hızlı bir şekilde test merkezi kurmaya çalışıyordu. Biz Z’lerin kafasında ise şimdi ne olacağı, nasıl bir hastalık olduğu gibi sorular dönüp duruyordu.

Dershanede ise okulların pazartesiden itibaren tatil olduğunu ve muhtemelen sene sonunu evden tamamlayacağımızı öğrendim. İşte o gün dershaneden ayrıldım. Herkeste durum aynıydı. Ne bir daha okula ne de dershaneye dönecektik.

O günden beri her gün hepimiz konuyla alakalı, alakasız bütün haberleri takip etmeye başladık. Sağlık Bakanlığı’nca her gün açıklanan mavi COVID-19 tablosunu sabırsızlıkla bekliyorduk. Pandemi başından beri ara sıra kabine toplantıları ve bilim kurulu toplantıları yapılıyor. Bu kavramlar da yeni girmişti hayatımıza. Salgın yönetimi ile ilgili tüm kararların verildiği bu toplantılarda sokağa çıkma yasağı, restoranların açılıp kapatılması, okulların durumu vb. çok önemli kararlar da veriliyor. Biz gençleri de bir hayli ilgilendiren bu kararlar açıklanırken biz de televizyon karşısında ve haber web sitelerinde ilk nerede açıklanır diye bekliyoruz. Verilen bu kararlar ile bizler de şaşırıyoruz; hayatımızın başından beri ne okul ve restoranların kapatıldığını, ne de sokağa çıkma yasağını görmüşlüğümüz var.

Ara sıra vaka sayıları hafifleyince kısıtlamaları gevşetiyorlar; restoranların sınırlı kapasite ve saat dilimleri ile açık olması gibi. Bu kararlar ise hepimizi çok sevindiriyor. Bu kararlar ayrıca bizim uzun süreler göremediğimiz arkadaşlarımızı görmemize de olanak sağlıyor. Gevşetmeler tabii virüsün toplumdaki dolaşımını da artırınca yeni kısıtlamalar gelmesini gerektiriyor ara sıra. Bu kısıtlamalar ilk başlardaki kadar sert olmadığı için arkadaşlarımızı aylarca görememe gibi bir durum söz konusu olmuyor. Onlarla hafta
sonları hariç sokağa çıkabildiğimiz saatlerde park vb. alanlarda buluşabiliyoruz. Ancak tabii ki eski günlerde istediğimiz zaman bir arada olabilmeyi de özlemiyor değiliz.

Bu pandeminin çok önemli başka bir getirisi ise uzaktan eğitim oldu. Eskiden anne babalarımız ekran başında 6-7 saat zaman geçirince bize bilgisayar veya tableti yasaklardı. Şimdi ise kendimizi zorunlu olarak ekran başında günde en az 6-7 saat geçirirken bulduk. Çünkü tüm okul, ödevler, egzersizler vs. ekran başında. Tek ihtiyacın olan şey internet bağlantısı ve bilgisayar, tablet veya telefon. Eskiden internet kullanma sebebimiz sadece oyun oynamak ve sosyal medyada keyifli vakit geçirmekti. Uzaktan eğitimle birlikte hayatımıza Zoom, Google Meet, Google Clasroom gibi farklı uygulamalar girdi, WhatsApp ve mail artık dostumuz oldu. Halbuki bizler sadece gelecek için heyecanlanır, arkadaşlarımızla buluşur ve yazın tatil yapardık.

Eskiden pandemi tarzı şeyleri sadece bilim kurgu filmlerinde görürdük. Bu durum bize bilim kurgunun asla gerçek dünyadan ilginç olamayacağının bir göstergesi oldu. Bugüne kadar birçok yetişkin biz Z kuşağı hakkında araştırmalar yapıp makaleler yazdı. Bu araştırmalarda Z kuşağının fikirlerini ve düşüncelerini
sorguladılar. Etrafımda gözlemlediğim yetişkinlere göre bence Z kuşağı pandemi koşullarına diğer kuşaklara göre daha kolay uyum sağladı. Yetişkinlerin bizi eskiden eleştirdiği şeylerin hepsi başlarına geldi. Onların da hayatı bilgisayar başında toplandı. Örneğin; arkadaşlarıyla bilgisayardan görüşmek, işlerini evden sürdürmek zorunda kaldılar. Biz Z kuşağı her zaman teknoloji ile iç içe olduğumuzdan diğer kuşaklar bizlere göre çok daha mutsuz. Bence pandemide Z kuşağı olmanın en iyi avantajı buydu.

Arda Yıldız

Saint-Joseph Fransız Lisesi / Hazırlık Sınıfı Öğrencisi

 

 

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 112. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.