Pandemi ve reklam

Son 9 aydır dünya ve Türkiye gündeminin ana başlığı pandemi oldu ve olmaya devam ediyor. Pandeminin yarattığı yeni düzen, tüketici hayat tarzında değişimlere ve buna bağlı olarak da ürün ihtiyaç ve taleplerinde ciddi dalgalanmalara sebep oldu.

COVID-19 vakalarının artmasıyla sabun, kolonya gibi ürünlerin yanısıra içerdikleri aktif mad-de/ maddeler sayesinde zararlı olarak kabul edilen bakteri, virüs, mantar gibi mikroorganizmalar üzerinde kimyasal veya biyolojik etki gösteren, virüsün etkisini azaltan ya da yok eden biyosidal ürünlere olan talepte olağanüstü bir artış oldu. Bunun yanısıra COVID-19 bulaş riskine karşı bağışıklığı güçlendirmek amacıyla, gıda takviyeleri ve vitaminlere olan talep de benzer seyir izleyerek hızla yükselişe geçti. Talebin olağanüstü artışı karşısında, bu ürün kategorisinde yer alan birçok markanın reklamı, başta televizyon olmak üzere medyada tüketiciyle buluştu. İçinde bulunduğumuz sıra dışı dönemde, bireysel ve toplu yaşam alanlarının hijyenini sağlamaya yönelik ürün reklamlarının, COVID-19 bulaş riskini azaltma ve önleme amacıyla başta tüketicilerin kendi sağlığı olmak üzere, genel toplum sağlığının korunmasına yönelik de büyük katkısı var.

Özellikle biyosidal ürünler için, Biyosidal Ürün Yönetmeliği kapsamında piyasaya sunulan kişisel bakım ve temizlik ürünlerinin ruhsatlandırma işlemleri sırasında, Sağlık Bakanlığı’nca yetkilendi- rilen akredite laboratuvarlarda gerçekleşmiş etkinlik analizlerinin sunulması ve yine Sağlık Ba- kanlığı tarafından belirlenen zararlı organizmalar üzerindeki etkinliğinin ispatlanması gerekiyor. Tüm onay ve ruhsatlandırma işlemlerini tamamladıktan sonra piyasaya sunulan bu ürünlerin, reklamlarında kullandıkları iddialar ispatlanabildiği ve Sağlık Bakanlığı’nca onaylandığı için, bu iddiaları reklamlarında kullanılabilmesi, tüketicilerin kapsamlı şekilde bilgilendirilebilmesi ve satın alma tercihlerini doğru belirleyebilmeleri için büyük önem taşıyor. Tabii ki reklamların doğru, dürüst ve yasal olması gerektiği yönündeki temel reklam kurallarına uyulduğu sürece.

Tüketicinin korunması sadece tüketici açısından değil, dürüst, kaliteli mal ve hizmet sunumumu gerçekleştiren üretici ve satıcılar bakımından da koruyucu etkiye sahip bir düzeni ifade etmektedir. Ancak bu şekilde, rekabet ilişkilerinin daha sağlıklı ve güvenli bir şekilde kurulması ve işle-mesi mümkün olacaktır. Sağlıklı ve adil bir rekabetin faydası, şüphesiz ki tüketicilerle birlikte ülke ekonomisine de yarar sağlayacaktır.

Sağlıklı ve pandemisiz günler dileğiyle.

 

Ayşen Akalın

RVD Başkan Yardımcısı

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 107. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.