Ön yargılarınızdan kurtulun

Sue Unerman medya planlaması yaparken verinin öneminden bahsediyor ve doğrulama ön yargısından uzak veri yorumunun altını çiziyor.

Hepimiz doğrulama ön yargısına tabiyiz. Bu, daha önce duyduğumuz veya inanmak istediğimiz bir şeyi duyduğumuzda, ona inanmamızın daha muhtemel olduğu anlamına gelir. Düşündüğümüz kadar rasyonel veya mantıklı değiliz. Ve emin olun bunu anlamak, verileri mümkün olan en iyi getiriler için nasıl ve ne zaman kullanacağınız açısından çok önemli.

Laura A. Liswood, The Loudest Duck’ta büyükanne ve büyükbabanızın size anlattığı masalların veya büyüdükçe edindiğiniz inançların, gerçekliğin sadece farklı bir versiyonu olduğunu anlatır. Ve evden ayrılma vaktiniz geldiğinde sağlıklı yeni ilişkiler kurmak için bu önyargıları geride bırakmanız gerekir.

Şimdi bütün bunlar ışığında kendi endüstrimize bakalım: Potansiyelinizi gerçekleştirmek için markalaşmayı öğrenmeniz ve anlamanız gerekir. Tek bildiğiniz markalaşma ise, performansı sevmeyi öğrenmeniz gerekir.

Medya ile ilgili verilen tüm kararları, veriler yönlendirir. Kulağa yeterince basit geliyor. Ama değil. Sorun, hangi verileri kullandığınızdır; hangi verileri reddettiğinizdir; kullandığınızın farkında bile olmadığınız hangi verileri kullandığınızdır (içgüdü, bilgelik, sağduyu); sahip olduğunuz tüm verileri nasıl yorumladığınızdır.

Veri; anlık performans ölçümlerinden bir marka hakkında uzun vadeli bilgilere kadar her şeyi kapsayan bir terimdir.

“Her şeyi kırmızıya (veya siyaha) koymayın. Bildiklerinize bağlı kalmayın ve yeniyi reddetmeyin.”

Ancak önemli olan, verileri şüpheli bir şekilde sorgulamaktır. Nerede gerçek yeni içgörüler sağladığını ve nerede sadece mevcut önyargıyı doğruladığını anlayabilmektir. Örneğin, ‘Merhaba Dünya: Makine Çağında Nasıl İnsan Olunur’da Hannah Fry şöyle yazıyor: “Algoritmaları hesaba katmak inanılmaz derecede önemlidir.” Ve 2015 yılında, arama motorlarının, insanların dünyaya bakışını nasıl değiştirebileceğini incelemek için yapılan deneyi anlatıyor.

Hindistan’da yaklaşan bir seçimi kullanarak yapılan araştırmada arama motoru sonuç sayfalarında adayların farklı sıralanmasının oylama üzerindeki etkisine bakılmış.

Psikolog Robert Epstein şu sonuca varmış: “İnsanlar manipüle edildiklerinin farkında olmadıklarında, yeni düşüncelere nasıl da adapte olabildiklerine inanma eğilimindeler.”

Bu yüzden doğrulama önyargısının/ yanlılığının farkında olun ve bulguları sorgulayın.

Her şeyi kırmızıya (veya siyaha) koymayın. Bildiklerinize bağlı kalmayın ve yeniyi reddetmeyin. Etkili bir medya stratejisi, kumar değildir. Marka bilinci yerine performans üzerine bahse girmenize gerek yok. Mevcut tüm verilerin akıllıca sentezlenmesiyle dengeli bir plan oluşturmak çok önemli.

Bu bağlamda, en etkili dengeyi oluşturmak için deneyim ve düşünce çeşitliliği kesinlikle hayati önem taşır. Bu nedenle doğru tavsiyeyi almak ve doğru danışmanları kullanmak çok önemli.

Planın her bir parçasının diğerleri üzerindeki etkisini anlamak; başka bir deyişle, sistem etkisi büyümenin kilidini açar. Bu nedenle medya yatırımlarından en iyi şekilde yararlanan markaların karar alma süreçlerinde bir denge olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Her şeyin birlikte nasıl çalıştığını görmek ve kendi ön yargılarınıza nasıl meydan okuyacağınızı öğrenmek çok önemli.

 

Sue Unerman

MediaCom Dönüşüm Yöneticisi

 

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 105. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.