Olumsuzlukla nasıl mücadele edilir?

Dave Trott, yaratıcı toplantılarda fikirleri öldürerek zeki görünmenin kimseyi bir yere götürmeyeceğini, bunun yerine yaratıcı sıçramalar yapmak gerektiğini savunuyor.

Edward de Bono yakın zamanda öldü. Birçok kişi bana onun kim olduğunu ve ne yaptığını neden umursasınlar diye sordu.

de Bono, ayrıntılı düşünmenin babasıydı, 70 yıl boyunca bunu öğretti ama bu, bizim okullarımızda öğrettiğimiz türden bir şey değil. Biz sadece gerçekleri öğretiyoruz ve tabii ki gerçekler sadece doğru ya da yanlış olabilir. Gerçekler zaten var olan şeydir, bu yüzden çocuklara zaten var olandan sapmamalarını öğretiyoruz. Bu nedenle, herhangi bir yaratıcı toplantıda olumsuz davranarak zeki görünmek kolaydır.

Fikirleri öldürerek akıllı görünmek kolaydır. Bu yüzden de Bono’dan öğrendiğim en değerli şeylerden biri, fikirleri öldürerek zeki görünme arzusunu nasıl kontrol edeceğimdi. Fikirleri öldürerek yaratıcı olamazsınız. Yaratıcılık olumsuz bir süreç değildir, frenlerle araba kullanmaya çalışmak gibidir. Olumsuzluk, bir arabadaki frenlerin yararı kadar kullanışlıdır ancak olumsuzluğu doğru zamanda kullandığınız bir sisteme ihtiyacınız var.

de Bono’nun öğrettiği gibi: “Düşünmenin amacı harekettir, yargılamak değil.” Dolayısıyla düşünmeyi kışkırtmak için muhtemelen garip, hatta gülünç görünecek kışkırtıcı bir açıklamaya ihtiyacımız var. Çünkü amaç mantıklı bir yerden başlamak değil, gün yüzüne çıkmayacak düşünceleri ortaya çıkarmaktır. Bu yüzden de Bono, Altı Şapkalı Düşünce’yi icat etti.

Aslında şapka değiller, bu sadece eğlenceli bir başlık. Altı farklı düşünme biçimi.

BEYAZ, esas olarak bilgi ve veriler hakkında gerçekçi ve mantıklıdır.

KIRMIZI, sezgi ve duygularla ilgilidir.

SARI, tamamen pozitiftir.

YEŞİL, yaratıcılıktır.

SİYAH, sorunlar hakkında olumsuzdur.

MAVİ, genel bakış ve özettir.

Tartışmanın veya düşüncenin her noktasında masaya bir renk yerleştirilir ve herkes SADECE o renge göre katkıda bulunmalıdır.

Bu nedenle beyaz için yalnızca bilgiye izin verilir, iyi veya kötü görüş yoktur.

Sarı – Ne kadar tuhaf veya alışılmadık olursa olsun, yalnızca olumlu tepkiler.

Kırmızı – Tamamen duygusal veya sezgisel olmalı, duygular rasyonel değil.

Yeşil – Ne kadar tuhaf ve alışılmadık olursa olsun, yaratıcı olmalıdır.

Siyah – Tüm geleneksel olumsuz düşüncelerin ifade edildiği anlamına gelir.

Son olarak mavi, ortaya çıkarılanı görmek için her şeyin tartılacağı anlamına gelir.

Bunun benim için değeri, yaratıcılığı boğmak yerine olumsuzluğun kendi kutusuna geri gönderilmesi demekti. İnsanlar belirli noktalarda pozitif ve yaratıcı düşünmeye zorlandıkları için aptal görünme riski yoktu. Yaratıcılığın amacının içinde bulunduğumuz çıkmazdan bizi kurtarmak için mantıklı olmak değil, bizi yeni yerlere götürmek olduğunu unutmayın.

Tüm bu yeni alanları tamamen keşfettikten sonra, hangisini takip edeceğimize karar verebiliriz. Ama onları ortaya çıkarmazsak, takılıp kalmaktan başka seçeneğimiz olmayacak. Einstein’ın dediği gibi: “Sorunları, onları yaratırken kullandığımız aynı düşünce seviyesiyle çözemeyiz.”

Yaratıcı bir sıçrama için yavaş yavaş ve mantıklı bir şekilde çalışamayız. Önce bir sıçrama yapmalıyız, sonra başladığımız yerden mantık ile köprü kurmalıyız.

Edward de Bono bize bu mantıksız yaratıcı sıçramayı nasıl yapacağımızı gösterdi.

Dave Trott

Yazar

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 116. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.