Ölümcül tehdit: Orman yangınları!

Ateş korkunç ama sistemi oldukça basit. Üç bileşenle ortaya çıkıyor: Doğru hava ve iklim koşulları, bol miktarda yanıcı madde ve tek bir kıvılcım…

‘İnsanlar bunların üçünü de değiştiriyor.’ diyor Colorado Üniversitesi’nden yangın ekoloğu Jennifer Balch. Her beş orman yangınından dördüne insanlar neden oluyor. İklim değişikliği de bu büyüklükte yangınların önemli bir sebebi. Ama net olan iklim değişikliğinin de yangınların da sorumlusunun ağırlıklı olarak insanlar olduğu gerçeği…

Kibriti ateşleyen iklim değişikliği mi?

İklim değişikliği gezegeni ısıtıyor. Bu, yaklaşık 200 yıl önce Sanayi Devrimi’nin başlangıcından beri devam ediyor. O zamandan beri, küresel sıcaklıktaki ortalama artış 1,2 – 1,5 santigrat derecenin üzerinde. Gezegenimiz, maalesef, ısınmaya da devam ediyor.

Sıcak hava, yüzde 100 nemli değilse, susamış bir sünger gibi: Dokunduğu her şeyden -bitkilerden, topraktan, göllerden, nehirlerden- suyu emer. Hava ne kadar sıcak ve kuru olursa, o kadar fazla emer ve sıcaklık arttıkça tutabileceği su miktarı da katlanarak artar. Hava sıcaklığındaki küçük artışlar, suyu çekme yoğunluğunda büyük artışlar anlamına gelebilir. Bilim adamları bu “buhar basıncı açığını”, yani havanın ne kadar su tuttuğu ile ne kadar tutabileceği arasındaki farkı ölçebilirler. Bu açık uzun süre devam ederse, toprak ve bitki örtüsü kavrulur.

Dolayısıyla iklim değişikliği, yangın riskini hem doğrudan hem de dolaylı olarak artıran bir olgudur. Bir tutuşma meydana geldiğinde, doğal yolla ya da bir “insan” eliyle, iklim koşullarının büyük bir yangın oluşturma olasılığı çok daha yüksektir.

Bilim adamları, bugünkü yangınların hem şok edici hem de aslında beklenen olduğunu söylüyor. ‘Bu yangınlarla ilgili zor olan şey, tek bir nedenin olmaması. Birbirine uyan birden fazla yapboz parçası gibi bir durum var’ diyor, Balch. ‘İklim değişikliği. Orman yönetimi. İnsan davranışı. Yeni gerçekliğe uyum sağlamayı ve riskleri azaltmayı öğrenmek, birçok farklı açıdan hızlı ve kararlı eylem gerektirir’ diye de ekliyor.

Orman yangınlarının ardından

Sadece yangının kendisi değil, sonrası da hayati önem taşıyor. Özellikle yıkıcı bir yangın, erozyonu önleyen bitkileri ve ağaçları yakar. Böyle bir yangından sonra şiddetli yağışlar olursa heyelanlar, kül birikintileri ve ani sel meydana gelebilir. Bu, akarsuların, nehirlerin ve göllerin su kalitesini etkileyebilir. Ayrıca, büyük bir orman yangını genellikle yerel hava koşullarını değiştirme veya farklı riskler oluşturabilecek kendi hava durumunu üretme yeteneğine de sahiptir.

Bir kez daha: Harekete geçmek önemli!

Özetle: Sorun ölümcül ve karmaşık. Aynı anda birçok değişkeni düşünmek ve düzeltmek zorundayız.

– İklim değişikliği kritik öneme sahip. İklim değişikliğinin olumsuz etkilerini çok iyi biliyoruz. Orman yangınları, insan kaynaklı iklim değişikliğinin ve küresel ısınmanın sonucudur. Buna karşı -hemen- gerekli önlemleri almalıyız.

– Orman yangınları sadece insan türünün değil gezegendeki tüm canlıların en büyük ve korkutucu tehditlerinden biridir. Hayvanlar ve bitkiler de yangınlardan maalesef acı şekilde etkileniyor. Avustralya’nın orman yangını krizi (Haziran 2019 – Şubat 2020), modern tarihin en kötü vahşi yaşam felaketlerinden biriydi. Yangınlar yaklaşık 3 milyar hayvanı öldürdü veya yerinden etti.

– Gezegeni ve canlıları korumak insanın sorumluluğundadır. Tüm kurum, kuruluş, yönetim ve örgütleriyle birlikte, insanların iklim değişikliğine, çevre kirliliğine, doğanın yok edilmesine karşı harekete geçmesi, önlem alması ve bu sorumluluğunu yerine getirmesi gerekir.

– Farkındalık, eğitim, bilgi ve hazırlık, bu yaşamsal mücadelenin anahtarıdır. Bilimsel öngörü, mücadelenin nasıl yapılacağını bilmek açısından her zaman belirleyicidir. Ne yapılacağını ve nasıl yapılacağını bilmek; buna göre planlama yapmak ve elbette her zaman hazırlıklı olmak en büyük silah olacaktır!

Arda Öztaşkın 

Yapı Kredi Kurumsal İletişim Direktörü

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.