Normalleştiysek, planlamaya başlayabiliriz

VMLY&Rİstanbul’dan Mehmet Bali, pandemi sürecinde değişen tüketici davranışlarına değinirken hijyenin belirleyiciliğinin altını çiziyor.

COVID-19 ile birlikte market alışverişlerinin veya bankacılık işlemlerinin hiç olmadığı kadar mobile kaydığını, yeni bir kitlenin hayatında ilk defa bu kanalları kullandığını ve bunun en azından bir kısmının alışkanlığa dönüşeceğini artık hepimiz biliyoruz. Peki örneğin bir tasarımcıya bugün sıfırdan bir ürün ambalaj briefi verilse, bu şartlarda şu an raflarda gördüğümüz tasarımları mı hazırlardı?

COVID-19 geleceği değiştirmedi belki ama geleceğe bir anda ulaşmamıza neden oldu. Global karantina ile birlikte hayatımıza yeni buluşlar henüz girmedi, zaten var olan teknolojilerin benimsenme ve kullanım oranları zirve yaptı. Esnek çalışma modellerini uzun zamandır konuşuyorduk ama Microsoft Teams toplantılarına günde ortalama 200 milyon kişinin katılacağı günlere daha çok vardı. Microsoft CEO’su Satya Nadella’nın söylediği gibi uzaktan çalışmadan, eğitime, müşteri hizmetlerinden bulut altyapısına seneler sürecek dijital dönüşümü iki ayda yaşadık. İşte bu gelişmelerle birlikte, ürün ambalajlarının sıfırdan ele alınması gibi birçok markaya hafif rahatsızlık verebilecek soruları sorma vakti de tahminimizden önce geldi.

Bu süreçte insan odaklı tasarımı benimsemiş, kullanıcı arayüzlerini hedef segmentlere göre tasarlamış, e-ticareti ölçeklenebilir şekilde kurgulanmış, müşteri hizmetleri ve lojistik operasyonu işleyen az sayıda markanın parladığını gördük. Çoğunluğu oluşturan diğer markalar için de geç kalınmış değil. Kriz yönetiminden normalleşme sürecine geçerken, iş modellerinin güncellenmesi gerektiğini kabul edip, geleceği planlamaya başlayanlar, kısa zamanda önemli rekabet avantajları yaratacaklar. Bunun ilk adımı, odağımızdaki insanların değişimlerini analiz edip, yeni davranışsal kümeleri oluşturmak. Örneğin Facebook’un yaptığı bir araştırmaya göre, Alman tüketicisi artık alışveriş yapacağı mağazayı seçerken uygun fiyatlardan daha çok alınan sağlık önlemlerini önemsiyor. Bu iç görüyü değerlendiren süpermarket zinciri Lidl, bir Whatsapp chatbot uygulaması ile farklı marketlerinin yoğunluk bilgisini anlık vererek, tüketici deneyiminde fark yaratıyor.

Özetle, getiri potansiyeli açısından her markanın ilk işi yeni tüketici davranışları doğrultusunda e-ticaret stratejilerini yenilemek, SEO uyumlu ürün sayfalarından, video bazlı kullanım kılavuzlarına, AR/VR entegrasyonundan, bütünleşik müşteri hizmetlerine, ses kullanıcı arayüz tasarımına (VUI) kadar tüm dijital kanalları optimize etmek, kısacası “connected” deneyimi planlamak olmalı.

 

Mehmet Bali
Chief Connections Officer, VMLY&Rİstanbul

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.