Nasıl etkilenmemiz gerekirdi?

115. sayımızda Gen Z köşemizin konuğu Şevval Serter oldu.

Bahçecik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi mezunu Şevval Serter, pandemiden nasıl etkilenildiğine ve nasıl etkilenilmesi gerektiğine dair görüşlerini 115. sayımızda paylaştı.

Nasıl etkilendik?

Birazdan yapacağım genellemeler, tamamen benim gözlemlerime ait olacaktır. Kendinizi bu genellemenin içine dahil edebilir veya etmeyebilirsiniz. Söylemek gerekirse zor bir dönemdi, hepimiz bazı alışkanlıkları bir süreliğine rafa kaldırmak zorunda kaldık. Peki bu evde kaldığımız süre boyunca, bize katacak ne yaptık? Bir çoğumuz yakındı, ev içerisinde yapılan aktiviteler var ise onları yapmayı bıraktı. Sağlıksız beslendi, spor yapanlar salonlar kapalı diye evde de sporu bıraktı. Arkadaş ilişkilerimiz bitti, iletişim kurmakta zorluk çektik, aile bireyleri ile yaşanan tartışmaları saymıyorum. Kısaca kendi kendimizi tükettik. Kendi benliğimizi, kendimiz kaybettik bu dönemde. Aile içi şiddet olayları arttı. Peki sebebi neydi? Hemen söyleyeyim, bana göre ilk olarak iletişim eksikliği daha sonrasında ise kendimizi tanımamazlık. İletişimi biliyoruz, fakat nedir bu kendimizi tanımamazlık? Gelin bunu “Nasıl etkilenmemiz gerekirdi?” kısmında  inceleyelim.

Nasıl etkilenmemiz gerekirdi?

Şimdi bana “Aylarca evlerde hapis kaldık, arkadaş ilişkilerimiz kötüye gitti, olumsuz her şeyi yaşadık. Nasıl etkilenmemizi bekliyorsun?” diyebilirsiniz, haklısınız da fakat bardağın dolu kısmından baktınız mı? “Neden olumsuz etkilendim, neden arkadaş ilişkilerim bitti, neden hep kötü hissettim?” tarzında sorular sordunuz mu kendinize? Ya da bu soruların cevaplarını bulmak için çaba sarf ettiniz mi? İnsanoğlu biraz garip bir varlık, bir sorunu varsa bu sorunu nasıl ortadan kaldıracağını bulur ama çabalamaz ya da çabaladım zanneder. Peki size şöyle bir soru yönelteyim; “Kendinizi gerçekten tanıdığınıza emin misiniz?” Bu sorunun cevabı kolay bir cevap değildir. İnsanın kendini tanıması ve kabullenmesi zaman alan bir husustur; pandemi süreci ise bunun için çok büyük bir fırsattı.

Bu dönemde bazılarımız kendini tanımak ve geliştirmek için çabalarken bazılarımız bunu yapmadı. Peki ama neden? Bizler biraz üşengeç varlıklarız. Bunu da üşendiğimiz durumların üstlerine giderek çözebiliriz. Peki tamam, bunları da biliyoruz. Asıl soru, bunları icraata geçiriyor muyuz? Çok sevdiğim bir şarkı sözü vardır, sizlerle paylaşmak istiyorum; “Düşündüklerin değil, yaptıkların kadarsın.” Aslında gerçekten de öyle, çok şey düşünebiliriz, yeni hayaller, fikirler, hayatımız ile ilgili planlar ve daha niceleri… Tabii bunları hayata geçirmediğimiz sürece hiçbir hükmü yoktur.

Hepimiz mutlu olmak, sağlıklı bir hayat, başarılı bir iş, mükemmel bir arkadaş ortamı ve daha nicelerini isteriz. Bu düşündüklerimiz için gerçekten çaba sarf ediyor muyuz, yoksa sadece düşünmekle mi yetiniyoruz? Bizler genelde bir şey olmasını ve onun sonucunda yapmamamız veya yapmamız gerekenleri belirlemeyi bekleriz. Fakat biz neden bekleyelim, neden ilk adımı atmayalım ki? Hayat; yap, çalış ve başar ile geçiyor unutmayın. Bir şeyleri başarmak istiyorsanız o adımı atmak, o alarma uyanmak, o kitabı açmak zorundasınız. Şahsen bu pandemi döneminde, kimseyi dinlememem gerektiğini öğrendim. İnsanları dinlemeye kapatın kulaklarınızı. İnsanlar sizin hayatınız hakkında topu topuna on beş dakika konuşur, fakat siz ölene dek yaşarsınız. Başkalarını dinlerseniz, başkalarının gitmek istediği yerlere gidersiniz. Tamamen kendinizi dinleyin, kendinize şu kalıplaşmış birkaç soruyu sorun; “Ne istiyorum? Beni mutlu ve mutsuz eden şeyler nedir?” Kişiliğinizi, nasıl biri olduğunuzu öğrenin. Zaten bunları yaptıktan sonra her şey o kadar kolay olacak ki, başarılarınıza siz de inanamayacaksınız.

Kendimizle her zaman baş başa kalamıyoruz; gerek okul, gerek iş, gerek sosyal hayatımız. Diyorum ya pandemi dönemi bizlere çok güzel bir fırsattı. Şimdi yasaklar yok, nasıl yalnız kalacağız derseniz de şunu söyleyebilirim; bahanelerden kurtulun. Kendinizi tanımak için evde kalma zorunluluğuna veyahut bir baskıya ihtiyaç yok. Şimdi diyebilirsiniz ki, “Sen bizlere anlatıyorsun da, sen kendini ne kadar tanıyorsun.” Burada yazdığım her bir öneri bir tecrübeye dayanıyor. Ben neleri sevip neleri sevmediğimi, beni nelerin mutlu edip, nelerin mutsuz edeceğini vb. tüm soruların cevaplarını buldum. Kolay mıydı, hayır. Ama eğlenceli miydi derseniz, çok fazla. Kendimi tanımaktan memnun oldum. Peki sen kendini  tanıyor musun?

 

Şevval Serter, 18

Bahçecik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Mezunu

 

 

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 115. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin
1 yorum
  1. Mustafa diyor

    Kitap olsaydı hiç bitmeseydi keşke.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.