Metaverse yaratıcı meritokrasi üzerine inşa edilecek

Amplify Kıdemli Yaratıcı Stratejisti Rosie Copland-Mann: “Platformlar geleneksel olarak teknoloji devleri tarafından oluşturulur ve kontrol edilir ancak yeni nesil yaratıcılar bu platformları kendileri inşa ediyor.”

Geçen ay her hangi bir yerde sektörümüzden birinin ‘metaverse’ hakkında konuştuğunu duymamış olma ihtimaliniz kabaca %1. Metaverse, “gidilecek tek durak ” olarak konuşulmasına rağmen, şu anda aslında teknolojilerin ve eğilimlerin birleşimidir: Çevrim içi, sosyal, çok oyunculu oyunların büyümesi, VR ve AR’ın gelişimi, 5G ve AI’daki ilerlemeler,  gelişmiş oluşturma erişilebilirliği ve daha fazlası…

Yapay zekânın ve hileli sohbet robotlarının yükselişinin gösterdiği gibi, yeni teknolojiler ortaya çıktığında markalar genellikle zamanından önce devreye giriyor. Markaların “birinci” olma yarışı, yalnızca “orada olmanın”, değer sağlamaktan daha öncelikli olduğu anlamına gelebilir (şu anda bunu NFT’lerde görüyoruz) fakat hedef kitle buna karşı. Gerçek olmayan ve değersiz işlerin kokusunu anında alabiliyorlar. Eğer markalar metaverse’e bu şekilde yaklaşırsa, güvenilirliklerini tehlikeye atacaklar.

Fiziksel dünyanın kısıtlamaları

Pandemi sırasında fiziksel dünya bir süreliğine durduğu için birçok değişim ve yeniden yapılanma gördük. Sektörler hayatta kalmak için yeni çözümler üretmek zorunda kaldı. Kripto dünyası bize zenginlik inşa etmenin yeni yollarını sundu. Zoom’lar ve QR kodlar adeta yeniden doğdu; küresel nüfus, etkileşim ve eğlence için sanal dünyaya sarıldı. Bu değişimler yeni bir yaratıcı demokrasi çağını hızlandırdı. Artık fiziksel dünyada kendimizi ifade etmemize ve kültürel para birimi oluşturmamıza (moda, makyaj ve arabalar gibi) izin veren ön yargılı yapılara sahibiz.

Metaverse kuralı

Ancak metaverse’te yaratıcılığın parametreleri değişti. Kendimizi ifade etmek için aynı yapılara veya sınırlamalara sahip değiliz (para, cinsiyet veya fizik gibi). Z kuşağının dijital ve fiziksel dünyaları harmanlama sanatında becerilerini geliştirmesi ve teknolojinin her zamankinden daha erişilebilir hale gelmesiyle, bağımsız içerik oluşturma dünyasında patlama yaşanıyor.

Halihazırda işi olmayan bir sanatçı, Roblox’ta bir konser düzenleyebilir, sanatlarının NFT’lerini oluşturabilir ve takas edebilir veya dijital bir moda çizgisi geliştirebilir. Fiziksel anlamda elbise dikemeyen yaratıcılar ve teknoloji uzmanları, 3D avatarlar için dijital bir elbise oluşturabilir. Bu durum, yaratıcı araçlara ve fırsatlara erişimdeki artışın yanı sıra dijital ifadenin demokratikleşmesine ilişkin yönelimi vurguluyor. 

Bağımsız içerik oluşturucular, cinsiyet kimliği ve ırk gibi özellikleri keşfetme konusunda daha fazla özgürlüğe sahip olarak, modeller veya avatarlar oluşturma konusunda daha fazla kontrole sahiptir. Bu sınırsız yaratıcılık; gücü, yeni nesil yaratıcıların eline verdi ve birçok platform faydasını görüyor.

Kurumsal duvarlar

Kurumsal yapılara rağmen NFT’lerde gördüğümüz gibi, yeni nesil yaratıcılar platformları kendileri inşa ediyor. Yaratılış daha demokratik hale geldikçe, neyin değerli olduğuna karar verme gücü topluluğa doğru kayıyor.

15 yaşındaki bir çocuk artık bir markayla aynı yaratma ve dağıtma gücüne sahip. İçerik oluşturucular, kendi toplulukları için içgüdüsel ve doğal içerikler yaratma fazındayken, markalar tek başına ilerlemek yerine iş birliğini düşünmeli. Kazanan markalar, yeni nesil yaratıcılarla birlikte çalışacak, çevrim içi topluluklara girmeden önce onları dinleyecek ve kitlelerine kendilerini dijital olarak ifade etme fırsatları sunacak.

Metaverse, kuralları tanımlayabilecekleri reklamlar için demokratikleştirilmiş yeni bir oyun alanıdır. Algılanan değerleri nedeniyle markaların, fiziksel dünyada da var olmaları istenir ancak metaverse’te yerel içerik oluşturuculara karşı rekabet konusunda, pazarlamacıların doğru bir şekilde çalışması için yalnızca tek şansı var. İlk seferde başaramazlarsa, sadece başka bir oyuncu olarak görülecekler. Hem de hedefin çok dışında kalan bir oyuncu…

Amplify Kıdemli Yaratıcı Stratejisti

Rosie Copland-Mann

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 123. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.