Maskeler bizimle ilgili neler söylüyor?

Cheil Worldwide’dan Alvin Chan, yüz maskelerine dikkat çekerken, maskelerin kullanımında Doğu ve Batı arasındaki farklara dikkat çekiyor.

Güney Kore için maske kültürünün kralı desek yeridir. Maskeyi, günlük yaşamda diğer tüm ülkelerden daha fazla benimsemişler. Daha önceki MERS ve SARS salgınlarına karşı, koruma sağlayan maskelerin kullanılması kültüre nüfuz etmiş olabilir. Haliyle COVID-19’a ülkenin hazırlıklı olduğunu söyleyebiliriz.

Güney Kore’de maske takmak son derece doğal. Batı’da moda markaları, maske tasarımları yaparak algıların değişmesine önemli bir katkıda bulunuyor ve maskenin kabulü için teşvik ediyor. Ancak maske, Güney Kore’de bir moda ürünü olmaktan çok günlük bir aksesuar.

Bu, Doğu ve Batı arasındaki maske imajını ortaya koyan bir gerçek. Batı’da, genellikle maskeyi takanın kötü adam olduğuna dair bir sembolizme tanık oluruz. Buna karşılık, maskelerin bir gereklilik olarak gündelik hayata sorunsuz bir şekilde karıştığı Asya’da, maske kullanmak bir vatandaşlık görevi.

Batı toplumu, sistemin sürekli evrimine yol açan statükoya meydan okuma üzerine kurulma eğiliminde. Barack Obama geçtiğimiz günlerde şunları söyledi: “Bu ülke protesto üzerine kuruldu. Buna Amerikan devrimi deniyor.” Bu bakış açısına sahip olmak ve onu savunmak eğitimimizin bir parçası oldu.

Bu bağlamda, Doğu ve Batı arasında yüz maskesi kullanımındaki farkın gerçekten vurgulandığına inanıyorum: Maske takmanın farklı bakış açılarına indirgenmesi. Genel olarak Batı, daha benmerkezci olarak bireyi korumaya odaklanırken, Doğu’da maske takma zorunluluğu daha çok başkalarının zarar görmesini önlemeye odaklanır.
Buna göre, COVID-19 sonrası “yeni normal” düşünüldüğünde, yeni perakende formülleri oluşturarak, fiziksel ve dijital deneyimler arasındaki dengeyi değiştirerek sadece temassal davranışlara odaklanmamalıyız. Kültürel inançlarımızın güncellenmelerinin gerekip gerekmediğine karar vererek dünyayı görme konusundaki bakış açımızı da değerlendirmemiz gerekiyor. Bu, bireye odaklanmak yerine, gelecekteki olası kriz durumlarında başkalarına sağlayabileceğimiz faydaları geliştirmemiz gerektiği anlamına geliyor.

Asya ülkeleri ve kültürlerinin dar görüşlü olduğu, Batı siyaseti ve toplumu ile pek ilgilenmediği sık sık varsayılsa da, bu durum pek de doğru değil. K-pop hayranlarının, Black Lives Matter hareketini desteklemesi gibi örneklerle karşılaşmak mümkün.

Bir durumu iyileştirmek için başkalarını desteklemeye ve onlarla birlikte çalışmaya böylesine güçlü bir odaklanma, Doğu ile Batı arasındaki engelleri aşmanın mümkün olduğunu vurguluyor. Dijital biçimde de olsa bir maskenin arkasına saklanmak; daha bencil, bireysel güdülerden ziyade; pozitif ve kolektif eylemler için son derece güçlü olabilir.

Alvin Chan
ECD, Cheil Worldwide


Bu yazı, ilk olarak Campaign Türkiye’nin 103. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.