Markaların şimdiden kendilerine korona aşısı yapması mümkün mü?

GroupM’de AMVG ve Aerodeon’nun CEO’su olarak görev alan Berk Üder, koronavirüs sonrasında değişen tüketici profillerine dikkat çekiyor ve markaların şimdiden bu profiller için hazırlık yapmaları gerektiğini vurguluyor.

Wikipedia’daki insan tanımıyla başlamak istiyorum, kendimizi hatırlamamız için: “İnsan, taksonomik adıyla Homo sapiens (Latince “akıllı insan” veya “bilen insan”), primatlar takımının büyük insansı maymunlar familyasının Homo cinsinde bulunan tek canlı türü. Anatomik olarak 200.000 yıl önce Afrika’da ortaya çıkmış ve modern davranışlarına 50.000 yıl önce kavuşmuştur.

Dik duruşa, görece gelişmiş bir beyne, soyut düşünme yeteneğine, konuşma (dil kullanma) kabiliyetine sahiptir. Bu yetenekleri dünyadaki diğer türlerden farklı olarak kullanış amacı geniş araç-gereç yapımına imkân sağlamıştır. Kendisinin farkında olması, rasyonelliği ve zekâsı gibi yüksek seviyede düşünmesini sağlayan özellikler insanı “insan” yapan nitelikler olarak sayılmaktadır”

Tanımlamada bence en değerli niteliklerimiz şu şekilde;

  • Araç-Gereç yapma
  • Soyut düşünme yeteneği
  • Rasyonellik
  • Zeka

Buradan, insan binlerce yıldır aslında karşısına çıkan yüzlerce zorluğu, bu nitelikleri ile nasıl yendi ise, şu an karşısına çıkan koronavirüs salgınını da aynı şekilde yenecektir.

Ancak, bu sefer yaşadığımız korona durumu geçmiş seferlerden biraz farklı.

Özellikle son 100 yıldır yaşadığımız teknolojik gelişmeler ve internetin doğuşu insanlar için dijital dünyaya bağlı hatta dijital dünyada birbirlerine bağlı yeni bir dünyada kendi kolanlarını yaratmalarını sağlamıştır. Bu da aslında dijital dünyada yeni aldığımız dijital kimlikler ve buna bağı verilerimiz ve buna kimisi “Data Saphiens” adını vermiştir.

Bu işin marka tarafına bakarsak, özellikle son 10-15 yıldır markaların data odaklı iletişimi ciddi bir şekilde kullanmaları ve buradan çıkan verimlilik bu alanda bir ekonomi döndürmekte ve bu data-sapheins’ler aslında markanın gerçek müşterileri olmuştur.

Ben, izninizle öncelikle korona sonrasında, bizim bu dijital dünyadaki klonlarımıza “Korona Saphiens” demek istiyorum bundan sonra. Fiziksel olarak korona olmayan kişiler, aslında bilişsel olarak korona olmuş durumda, vücudumuza korona bulaşmasa bile zihinlerimize bulaşmış durumda.

Bu açıdan baktığımızda da, bizim dijital hareketlerimiz aslında zihinlerimiz tarafından yönlendirildiğinden, bu dünyadaki bizler buna göre hareket ediyoruz.
Normalde internetten alışveriş yapmayan birisi internetten alışveriş yapar, normalde X içeriği okumayan kişi bir şekilde kendisine gelen mesajlara tıklayarak bu içerikleri tüketir, normalde tuvalet kağıdı almayan biri tuvalet kağıdı alır, hatta data/insight konusunda bugüne kadar herhangi bir satır okumamış kişiler düzenli bunları takip eder oldu.

Normalde tuvalet kağıdı alışverişini yapmayan biri de tuvalet kağıdı alır oldu.

Yani aslında artık eski bizler değiliz bu dünyada! Yeni bizleri tanımak/tanımlamak, markaların buna göre korona stratejileri oluşturmaları lazım.

Peki nedir bu Dijital Korona Aşısı? Aslında çok basit. Fiziksel olarak aşıyı nasıl tanımlıyorsak aynı methodları markaların uygulaması lazım kendi dataları üzerinde.

Markanın mevcut müşteri datası üzerinden yapacağı çok basit bir çalışma ile koronanın kendi müşterileri üzerindeki etkisini analiz etmesi yeterli. Sonrasında ise bu etkilerin müşteriler üzerinde yaptığı değişim işimizi nasıl değiştirdi? Ve bu değişim sonrasında bizi nasıl bir gelecek bekliyor, yeni müşteri tanımımız ne olacak?

Şunu kabul etmeliyiz ki bir dijital milat yaşıyoruz. (Bu konuda da ayrı bir yazı paylaşıyor olacağım.)
Bu ‘dijital milat’ı markaların kendileri için şimdiden düşünmeye başlamaları ve buna göre kendilerini hazırlamaya başlamaları çok önemli. Bu da şimdiden markanların kendi içlerinde data ekipleri ile birer “işimize aşı geliştirme” grupları kurup, bu gruplardan şimdiden bu aşıyı keşfetmeleri ve sonrasında da işe/işimize enjekte etmeleri anlamına geliyor.

Unutmayın insan fiziksel olarak hala aynı insan, aynaya baktığımızda gördüğümüz biz, değişmedi ama zihnimizi aynalayabilsek göreceksiniz ki artık biz, biz değiliz. İşte bu ayna aslında markaların elinde var ve aşının formülü de bunu içinde. Elimizdeki data ile müşterilerimizi birey birey aynalayalım; kim, kim oldu, ne zaman oldu, değişim devam ediyor mu, anlayalım.

Son olarak, yazımda ilk bahsettiğim “Korona-Saphiens”e ek olarak, “dijitalin yeni bebekleri” adını koyduğum, 55+, 65+ olup internette yeni doğanları da unutmayalım, lütfen.
Her gün binlerce yeni “new borned digital babies” ekleniyor markaların müşterilerine, internet kullanarak daha önce pek bir şey yapmamış, hatta hiç kullanmamış ama şu an biraz da mecburiyetten kullanmaya başlayan büyüklerimiz…
Bu kişiler fiziksel olarak alışveriş yaparlardı, sohbet ederlerdi esnaf ile. Şimdi, bir internet sitesine girip alışveriş yapıyorlar, üstelik sosyal iletişim sıfır! Onlara göre değil, ama alışmaya çalışıyorlar. Onlara da destek olmayı unutmayalım. Rafın yerini fiziksel ortamda ezberlemiş o büyüklerimiz, şimdi dijital de ürünün rafını bulamıyor olabilir.

Dijitalin yeni bebeklerini de unutmayalım.

Sonuç olarak, öncelikle kendimizle başlayıp “ben ne kadar Korona-Saphiens oldum” diye kendimizi, sonrasında işlerimizi ve müşterilerimizi yeniden tanımaya başlayalım. Hatta mümkünse, kendi zihnimize de uygulayalım bu çözümleri.

Arada zamanda yolculuk yapmak, zihnini geçmişe götürmek isteyenler için önerim, https://www.trtarsiv.com/ ‘a girip gitmek istediğiniz yılı arayın ve kendinizi isterseniz 6 yaşınıza, isterseniz 10 yaşınıza ışınlayın, seyredin, anılarınızı tazeleyin, evdekiler ile bu anıları paylaşın. İnanın iyi geliyor zihinsel korona bulaşmasını bir nebze azaltmak için.

Not: Yazıda bahsettiğim tüm data ile ilgili öneriler tabii ki de izin alınmış müşteri verilerimiz üzerinden. 😊

Hazırlayan: Berk Üder
CEO, AMVG & Aerodeon

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.