Markalar ve Sürdürülebilirlik

Son yılların en fazla ön plana çıkan konularından biri, belki de en önemlisi: Sürüdürülebilirlik. Bu alanda en çok dikkat edilmesi gereken alanlar; süreklilik, söylem-eylem tutarlılığı ve samimiyet.

Firmalar gelecek stratejilerinde sadece büyümeyi değil, tüketicilerde yükselen standartlar ve gelişen beklentilerle birlikte, sürdürülebilir gelecek uygulamalarını daha çok gündemlerine almaya başladı. Artık, büyümeyi hedeflerken, büyümeyi sürekli kılacak yatırımları da yapmak zorundalar. Hiçbir kaynak sonsuz değil. Kaynağı korumazsanız, üretimde sürekliliği sağlayamazsınız. 

Çevre ve iklim değişikliği başta olmak üzere gerek üreticiler gerekse tüketiciler artık her zamankinden daha duyarlı. 

WARC’un yaptığı bir araştırmaya göre; Pazarlama yöneticilerinin %38’i, üretilen ürünlerin paketinden dağıtımına kadar çevreye duyarlı olması gerektiğini düşünüyor. Yine %38’i, sürdürülebilirlik konusunda firmaların tutarlı ve hesap verebilir olmasını bekliyor. 

Bütün markaların, özellikle büyük markaların bu konuda daha etkin sorumluluklar alması gerekiyor. Bu markalar, çok daha fazla kişiye dokunuyor ve aldıkları kararlar çok daha fazla kişi tarafından takip ediliyor. Tüketici, alınan kararları ve bu kararların uygulanmasını takip ediyor, olumlu / olumsuz çok hızlı tepki veriyor. 

Son günlerde üzerinde en fazla konuşulan Alfa ve Z kuşağı bu konuda daha hassas. Onlar için en büyük sorun; %41 ile iklim değişikliği ve %36 ile çevre kirliliği. Bu hassasiyetlerini, ürün satın alırken de gösteriyorlar. “Dünya için iyi şeyler yapmaya çalışan markaların ürünlerini satın almayı düşünüyorum” diyenlerin oranı %66. Yine aynı kuşaklar sadece pasif olarak desteklemek değil, aktif olarak da bu işin içinde olmak istiyor. “Gezegenin korunması için çaba gösteren bir yerde çalışmak isterim” diyenlerin oranı %63 (kaynak: GWI).

Bu hassas ve çok önemli alanda söylenebilecek 3 ana çıkarım var gibi gözüküyor:

  1. Odaklanılacak alanı seçin ve sahiplenin. Yukarıda da okuduğunuz gibi Alfa ve Z kuşağı bu konuda farkındalığı en yüksek kuşak. Paylaşılan değerlerin aynı olduğunu görmek isteyeceklerdir.
  2. Yüksek kar beklentisi öncelik olmamalı. Sürdürülebilirlik, satın alma kararını verirken her tüketici nezdinde birincil öncelik olmasa bile, oluşan bilinçle birlikte yakın zamanda davranış değişikliği de getirecektir. Geleceği kurtarmak için bu alana yatırım yapılmalı
  3. Samimi olun. Yapmış olmak için bu alana girmeyin. Aldığınız kararı uygulayın, takipçisi olun. Siz takip etmezseniz bile, tüketiciler takip ediyor.

 

Erdal Kale

Reklamcılar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 128. sayısında yayımlanmıştır.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.