Madencinin çizmesindeki mesaj

Bu yazı, Soma’da hepimizin yüzünü kızartan büyük acının üzerinden henüz 24 saat geçmeden yazıldı. Soma’daki azabın rakamlarla, yazılarla, söylemlerle tarifi olanaksız. Ama bir fotoğraf çıkıyor, bir cümle duyuluyor, işte o an her şey netleşiyor önümüzde. Adeta sahnenin perdesi açılıyor. Bunda görselin sözelden güçlü olmasının, sosyal medyada her gün fotoğraf ve caps paylaşımı rakamlarının alıp başını gitmiş olmasının hatırı sayılır payı var. Örneğin her gün 750 milyon civarında insanın aktif kullandığı Facebook’ta günde 350 milyondan fazla fotoğraf paylaşılıyor. (2013 yılı global verisi) Diğer mecraları da düşündüğümüzde, “görsel” artık iktidarda diyebiliriz.

Benim Soma ile ilgili gördüğüm en çarpıcı görüntü, ne mutlu ki sağ kurtulan bir işçinin sedyeye binerken sorduğu “Çizmelerimi çıkartayım mı, sedyeyi kirletmesin?” sorusu oldu. “Temiz” ve “kirli” kavramları üzerine düşündürdükleri bir yana, bu köşenin işlevine istinaden, bu cümlenin iletişim gücüne değinmeliyim.

Soma’da yaşanan korkunç manzarayı ne kadar yazarsanız yazın, ne kadar görüntülerseniz görüntüleyin hafızalara kaydedemeyebilirsiniz. İnsanın kanını donduran video görüntüleri bile bir süre sonra kanıksanabilir. Ama Gezi’nin kırmızı elbiseli kadını, Uludere’nin feryad eden annesi, 11 Ağustos depreminde sağ kurtulan Ömür’ün enkaz altındaki görüntüsü gibi “an”lar hafızalara kazınır, kocaman bir meseleyi bir çırpıda size anlatıverir.

Soma’daki çizmesinin kirinden endişeli işçi ise Soma’yı, madeni, madenciyi, kültürünü, kendini nasıl gördüğünü, her şeyi anlatıyor. Bir madencinin çizmesi, tüm Soma’nın, kocaman bir maden ocağının sözcüsü oluveriyor. Gücünü gerçekliğinden ve doğallığından alan bu mesajın olanca çarpıcılığıyla yayıldığına inanıyorum.

Bugün o “kirli çizmeler”den öte mesaj taşıyıcı, sedyeyi kirletme endişesinden daha vurucu bir mesaj yok.

Esra Şengülen Ünsür
İDA Üyesi

Bu yazı Campaign Türkiye Haziran 2014 sayısında yayınlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.