Krizden öğrendiklerimiz

Abbott Mead Vickers BBDO’nun Stratejiden Sorumlu Başkanı Craig Mawdsley, bizleri zorlasa da kriz dönemlerinin ne kadar öğretici olduğunu hatırlatıyor.

Pek çok yazar Seinfeld’i tüm zamanların en iyi televizyon sitcom’u olarak görüyor. Bu fenomen dizinin ilk bölümünden son bölümüne kadar hiçbir zaman sarılma sahnesine rastlamadığımızı ya da karakterlerin yaşadıklarından asla bir şey öğrenmediklerini belki siz de fark etmişsinizdir. 1-2 aydır bizlerin de hayatında artık sarılma yer almıyor, ancak Jerry ve çetesinin aksine çok fazla şey öğrendik. Meselâ;

Endüstrimizin ne kadar esnek olduğunu öğrendik

Son yıllarda kendimizi yiyip durduk; değişim konusunda yavaş kaldığımızı düşündüğümüz için ya da çalışma yöntemlerimizi değiştirme konusunda pek de hevesli davranmadığımız için. Ancak bu süreçte gördük ki tüm ofisler kapansa da, arka planda dolaşan küçük çocuklar olsa da çalışmaya devam edebiliyormuşuz, projeler teslim edebiliyor ve üretme yeteneğimiz ne kadar kısıtlansa da yine de işimizi gayet iyi bir şekilde
yapabiliyormuşuz. Gördük ki çalışmak için tek bir alanımız, aracımız yokmuş; birden fazla yönteme ve
imkana sahipmişiz.

“Son yıllarda kendimizi yiyip durduk; değişim konusunda yavaş kaldığımızı düşündüğümüz için ya da çalışma yöntemlerimizi değiştirme konusunda pek de hevesli davranmadığımız için. Ancak sonunda ne kadar esnek olduğumuzu gördük.”

Bir krizin ortasındayken yeni bir marka fikri yaratamayacağımızı öğrendik

Böyle bir durumda sıfırdan başlamak, arabanız tamamen bozulduktan ve hurdaya çıktıktan sonra sigortalatmaya çalışmak gibi. Sonunda çok daha yüklü bir bedeli olacak ve muhtemelen sizi kapsamayacak. Krizi herkes yaşıyor, bu yüzden de mevcut bir marka fikrine uyarlanabilecek aksiyonlar almak en doğrusu. Örneğin; muhtemelen bu süreçte Nike’ın “evde hareket et, dünya için hareket et” sloganıyla ortaya çıkardığı uygulama, X veya Y markalarının “evde kal” söylemelerinden ya da satışını yaptıkları ürün/hizmet için sağlık çalışanlarına indirim teklifi yapmalarından çok daha etkili ve unutulmaz oldu. Sağlık çalışanlarına indirim yapmanın değersiz bir şey olduğunu tabii ki de söylemiyorum, sadece bu tip övgüye değer çabalar, yeni bir marka inşasıyla karıştırılmamalı.

Güvenilir ve stabil bir dünya yok, risklerin dünyasına hoş geldiniz!

Birçok insan işin başında o kadar emin tahminlerde bulundular ki bu tahminlerin çoğunun şu an son derece isabetsiz olduğunu hepimiz görüyoruz. Şöyle düşünün; “bir daha asla evden ayrılmak istemeyeceğiz”
cümlesini kuranlar, bugün “serbest kalır kalmaz barlara ve restoranlara koşacağız” diyorlar. Ancak tabii ki de kimse ne olacağını gerçekten bilmiyor. İnsan, tahmin edilemez şeyler yapar. En iyisi bu tahmin edememe durumuna alışmak… Bununla birlikte, hangi konularda risk altında olduğumuzu da biliyoruz.

– Ekonomik durgunluk yaşayacağımız kesin ve eğer markanız 2008 yılında zorlandıysa, şu an büyük bir risk altında.

– Online büyük bir atağa geçti. Markanızın online’da başarılı olma planı yoksa kolları sıvamanız şart.

– Bir süre toplantılar ve etkinliklerle bir araya gelme konusunda ciddi kaygılar yaşanacak, işiniz bunlara bağlıysa insanların bu konuda iyi hissetmelerini sağlamanız, içlerini rahat ettirmeniz gerekecek.

Bütün bu saydığım riskler sadece birer ihtimal, gelecekte neler olacağını bilemeyiz ama hazırlıklı olmak her zaman iyidir. Geleceği şekilendirirken yaratıcılığın etkisi düşündüğümüzden çok daha fazla.
Ekonomik büyümede karşılaştığımız sorunlar etkili olsa da, aslında her şey insanların gelecekle ilgili hislerine bağlı. İnsanların hislerini etkilemek de bizim işimiz.

Craig Mawdsley
Stratejiden Sorumlu Başkan,
Abbott Mead Vickers BBDO

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 99. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.