Kristal Elma Nostalji: Serdar Kuzuloğlu

2013-2016 arasında dört yıl boyunca Kristal Elma Yaratıcılık Festivali’nin sunuculuğunu üstlenen gazeteci Serdar Kuzuloğlu, “Bence Türkiye’nin en büyük etkinliklerinden biri” yazısında bizlere o döneme dair anılarını anlattı.

Sektörün medya tarafında yer alan biri olarak Kristal Elma’nın ödül töreni ile kısıtlı olduğu döneme dair bilgilerim kulaktan dolma. Ancak festival başlığı altında hayata geçtiği dönemi başından bugüne kadar yakından takip etme fırsatını yakaladım. Bu 4 yıl boyunca ana sahneyi yönetmenin ötesinde; etkinliğin öncesinde, süresince ve sonrasındaki pek çok ayrıntıya şahitlik ettim.

Sanıyorum katılımcılar da hemfikirdir; Kristal Elma, bir festivale dönüştüğü seneden itibaren Türkiye’nin en büyük etkinliklerinden biri oldu. Yaratıcılık yolunda ilerleyen tüm paydaşların ilgi duyduğu konu ve fikir önderlerini oturumlarda art arda seyretmek kesinlikle keyifliydi. Daha önce sadece yurt dışındaki etkinliklere gidebilenlerin dinleme fırsatı bulabildiği isimleri arka arkaya ağırlamak, (ve benim özelimde) sahnede sohbet edebilmek unutulmaz bir ayrıcalıktı.

 

Unutulmaz anlar

İsimler, oturumlar ve güzellikler katılan herkesin malumudur. Benim adıma unutulmaz anların başında kendisini “Dijital Peygamber” olarak tanıtan (ve her sene etkinliğin en ilgi çeken konuşmacısı olan) David Shing ile ilk karşılaştığım an geliyor. Siyah ojeler, bedeninden daha kabarık saçlar, iki kilodan ağır çekecek takı ve durduğu yerde zıplayan bir garip adam…

En korkunç hatıram ise kapanış konuşması merakla beklenen Maurice Levy’nin sahne arkasında kelimenin tam anlamıyla SON ANDA “Ben sunumumu Fransızca yapmaya karar verdim” demesiydi. Bu “sürprizin” duyurusunu yapmak elbette bana kalmıştı. “Şimdi mi söylenir? Önceden uyarsana!” şeklinde bakışlarıyla saydıran bine yakın insanla yüz yüze gelmek nasıl da keyifliydi!

Dahası, böyle bir ayrıntıdan hiçbirimizin haberi olmadığı için Fransızca çevirmenimiz de bulunmuyordu. Herkes çeviri kulaklıklarından bir tane kapmak için dalga dalga salonu terk ederken Levy konuşmaya başladı. Genellikle İngilizce bilmeyenlerin (tahmini) sayısına göre hazır tutulan kulaklıklar elbette Fransızca bilmeyen çoğunluğa yetmedi. Şu güne kadar kimseye soramadığım soru ise o konuşma boyunca Fransızcadan Türkçeye anlık çevirileri kimin yaptığı. Şu an hatırlarken bile geriliyorum. Bir gizem olarak kalsa daha iyi galiba.

Festivalin başarısı

Kristal Elma Festivali’nin “ortamı” hakkında çok güzel şeyler duydum. Ne yazık ki ben festival boyunca karanlık bir sahnenin içinde akış yönetmek zorunda kaldım. Dolayısıyla o konuda “beyanı esas alıyorum”.

Ancak içerik, bağlantı ve fikri anlamdaki katkıları konusunda bir şeyler söyleyebilirim. Her ne kadar artık sorgulanır hale geldiyse de reklamcılık sektörünün en önemli etkinliklerinden biri olan Cannes Lions Festivali, hem bütçesi hem de yurt dışında gerçekleştirilmesi yüzünden bu alanda çalışan çok az kişinin nasiplenebildiği bir imtiyaz. Gel gelelim ben katıldığım neredeyse hiçbir Cannes Lions’ta oraya gitme şansını yakalamış bir avuç Türk reklamcının da oturumları takip ettiğini görmedim. Onlar genellikle plaj boyu yayılan kafe ve barlarındaki parti ve benzeri eğlenceleri tercih ettiler. Etkinlik salonuna HİÇ girmeyenlere dahi şahitlik etmişliğim vardır. Oysa eminim hepsinin şirketinde o oturumlarda konuşulanları merak eden, oradan bir şeyler almak isteyen, orada bulunmak isteyen birileri vardı.

Kristal Elma Festivali, Türkiye özelinde işte böyle bir boşluğu, açlığı doldurma vaadiyle ilerledi. Bence kendi adına da bunu başarıyla gerçekleştirdi.

Fakat aynı bağlamda beni en çok şaşırtan şey Cannes’daki etkinlikten mahrum kaldığını düşündüğüm o genç / çaylak kitlenin (büyük kısmının) ayağına gelen Kristal Elma Festivali’nde oturumları, fikirleri takip etmek yerine (aynen ağabeyleri gibi) bahçedeki konser, parti gibi etkinlikleri tercih etmesi oldu.

Demek ki arz ile talep arasındaki mutabakatta henüz benim de sağlıklı bir teşhis koyamadığım başka değişkenler var.

Özetleyecek olursak; Kristal Elma Festivali, hedeflediği sektörün tüm paydaşlarına, Türkiye ve dünyanın en kıymetli isimlerini ve onların fikirlerini, tecrübelerini sundu. Bunun aynı şekilde -hatta büyüyerek- devam etmesini isterim. 2018 buluşması bende bir ‘geri dönüş’ hissi uyandırmış olsa da ileride eskisinden de görkemli, etkili ve dolu bir festival olarak gündemimize yeniden girmesini ümit ederim.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.