Kristal Elma Nostalji: Ödül kazanmanın sırrı

Kristal Elma Yaratıcılık Festivali’nin 3. gününde bu yıl Cannes Lions’ta ödül alan reklamcılar ve reklamverenler ödül almanın sırrını tartıştılar.

Moderatörlüğünü Fatoş Katahasan’ın yaptığı oturumda konuşmacılar Alemşah Öztürk (41?29!), Can Faga (Lowe İstanbul), İlkay Gürpınar (TBWA\İstanbul), Volkan Karakaşoğlu (TBWA\İstanbul), Eyüp Can Sağlık (Hürriyet), Şükrü Dinçer (Unilever) idi.

Oturumda müşteri – ajans ilişkisinin ödüllük iş ortaya çıkarılmasındaki önemi de vurgulandı.

Şükrü Dinçer:

– Birlikte çalışılan müşteri ne istediğini biliyorsa gönülden bir iş çıkar ortaya. Zaten bu işte mantık ve gönül unsurları var. Ama en önemlisi gönülden bağlantı kurabilmek. İş yapılırken ekiplerden çok şey isteyip bir sonuca varamamak da var. O yüzden reklamverenlerin çok düşünüp tek brief vermeleri gerekiyor. Başarılı bir brieften iyi kampanya çıkar. Bu anlamda zaman ve iyi bilgİ vermek en önemli iki unsur.

– İşi yaşamak müşteri ve ajans için çok önemli.

– OMO’da ‘Kirlenmek güzeldir’ işimiz, 12 yıldır, 50 ülkede devam ediyor. Bu da iyi briefin sonucu. Tutarlılıkla birlikte çıta da yükseliyor tabi OMO için. Kendimizi aşabilme, çabamızın göstergesi.

– Yaşanan transformasyon monologdan diyaloga geçiş. Kreatife olan inancım hiç bitmiyor. Dijital vs. tüm değişimlere rağmen iyi kreatiflere ihtiyaç hiç bitmez.

Eyüp Can Sağlık:

– Dijital transformasyon tüm şirket ve markaların en önemli konusu şu anda. Medya çok hızlı bir sektör ve buna adapte olabilmek önemli. Şu an medyada hıza uygun iş modelleri geliştirmek konusu gündemde. Dijital anlamda Guardian ve New York Times’ın dijital versiyonları bu konuda varolan iyi örneklerden. Artık sosyal medya sayesinde haberler üretmede de Twitter, Instagram ile paylaşım öne çıktı. Eski kalıplarla iş yapmak çok zor. Örneğin Huffington Post 6 yıl öncesinde sadece blogdu. Ama şu anda dijitalle, New York Times’dan bile önemli konuma geldi. Biz de Hürriyet’te dijital anlamda bunu yaptık. Radikal’de de bu durumu daha ileriye taşıdık. Radikal basıldığı zamanlarda 30.000 tirajı vardı ama şu anda dijital ortamda, 1 milyon kişiye ulaşabiliyor ve haberleri en çok paylaşılan site. Burada gazete öldü gibi bir şey söylemek istemiyorum ama dijital çok önemli bir konuma erişti.

– Ajansımızla resmi olmayan bir ilişkimiz var. Ödül kazandığımız internet sansürüyle alakalı konuda bize geldiler ve birbirimizi çok iyi anladığımız için çok kısa sürede iyi bir çalışma ortaya çıkardık. Zaten’ Cannes’da da bu çalışmayla ödül kazandık. Ama ödülü aldığımda mutlu olduğumu söyleyemeyeceğim, maalesef ülkem adına üzüldüm.

– Gazetede reaksiyonu bir gün sonra alıyorsunuz ama şu anda dijital sayesinde, muhabir daha habere giderken bile Twitter vs. paylaşımlarla okuyucuyu üretim kısmına dahil ediyor. Artık okuyucuyu üretim sürecine katmazsanız iş büyümüyor. Bunu her alan için söyleyebiliriz ki eski kafa siyaset ve patronlarla iş yapmak artık çok zor.

Volkan Karakaşoğlu:

– Jürinin niteliği ödülü değerli kılar. Cannes’da da jüriyi gördüğünüzde heyecanlanırsınız. Sabah 9’dan gece 2’ye kadar çalışmaları değerlendirirken kendinizi kaybedersiniz. Jüridekilerin bu hızı ve etkisini görmek benim için çok önemli bir tecrübe oldu. Basın dalında öyle işler vardı ki , art direktör bir sene o iş için çalışmış. Zaten çalışmaların olduğu yeri gezdiğinizde, resim sergisi geziyor gibi oluyorsunuz, öyle emek harcanmış işler var. Bu nedenle bu işte en iyi adamlarla çalışıp, zaman harcayıp çok çalışmanız lazım.

Can Faga:

– Şu anda fikir bulmak kolay. Bugüne kadar katıldığım jüri ortamında gördüğüm kadarıyla mesela Cannes’da ödül alan işlerin herkesin aklına gelecek fikrin, kimsenin aklına gelmeyecek şekilde execute edilmesi olarak ortaya çıktığını görüyorsunuz. Tüm mesele de bu zaten.

– OMO’da yaptığımız şey, tüm masallarda aslında alttan alta verilen ‘kirlenmek güzeldir’ mesajını vermek oldu. Yani Alice o macerayı yaşamak için o delikten geçip kirlenmeli. Ya da kurbağayı öpmek isteyen prenses derenin kenarına gidip kirlenmeyi göze almalı. O yüzden meselenin kimsenin aklına gelmeyen kısmı da bu. Cannes için zaten oraya giden işleri yapan insanlar her zaman orası için çalışıyor.

– Türkler için fikir kısmı kolay ama fikrin üzerine çok fazla düşünmüyoruz. Mesela yabancılarda bu durum daha farklı, onlar fikrin ve işin üstüne daha çok düşünüp zaman ayırıyor. Bir işi yapıyorsanız, ona özenin.

İlkay Gürpınar

–   Türk insanı sıkışınca, dar zamanda daha çılgın fikirler ortaya çıkarıyor. Tabii bazı işlerde yapım sürecinde daha çok zamana ihtiyaç oluyor. Zaten en iyi fikirler, ilk 1 saatte akla gelir. Ama işin craft tarafında zaman daha fazla olursa, daha iyi işler ortaya çıkabiliyor.

– Artık çocuklar için ‘dijital olmayan ne var ki’ gibi bir durum söz konusu. Geleneksel-dijital ne olursa olsun, fikir ve hikaye hep kazanacak.

Alemşah Öztürk:

– Bizde fikri damıtma kısmı az. Son dokunuşa çok zaman ayırmıyoruz. Artık real-time marketing olayı var. Örneğin, ‘anlamazsınız’ örneğinde o anda hemen ona uygun bir şey üretmeniz lazım. İçgörülerin en hızlı şekilde hayat geçirildiği yer, dijital. Ama bizim için crafttan sonra teknolojiyi işe katmak gibi bir kısım da ekleniyor işimize. Dijitalde bir işi koyduğunuzda ilk tepkiyle her şeyi anlayabiliyorsunuz. Dijitalin en iyi tarafı tam bir hodri meydan olması. Cannes’da jürilikle ilgili olarak da, outdoora çok başvuru oldu. Şunu görüyoruz ki case videosu çok önemli ve burada ‘human truth’ dediğimiz insani gerçeği öne çıkaran videolar kesinlikle hemen öne çıkıyor. Tabii ki işinize sahip çıkmak çok önemli.

– Müşteri ve markanın temel görevi, teknolojiyi anlamak. İçerik kısmında hala kimse temel meselenin ne olduğunu bilmiyor, bunu keşfeden sihri bulacak zaten.

 

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.