Kristal Elma Nostalji: Alper Üner

2013-2014 yıllarında Reklamcılar Derneği Başkanlığını yürüten Alper Üner, Kristal Elma Festivali’nin yıllar içerisindeki dönüşümünü anlattı.

Kristal Elma çöktü! (mü?)

2011 yılının Kristal Elma Ödül Töreni gecesi, ödüller zar zor dağıtılmaya çalışılıyor, tam bir kaos ve gürültü ortamı. Gecenin sonuna gelinmiş, verilecek ödüller var, alacak olan genç arkadaşlar o kadar saat ayakta kalmaktan yorgun, çoğu gitmiş, azının ise umrunda değil. O dönemin başkanı sevgili Aytül Özkan sahneden, sektörün gençlerine “Lütfen sessiz olalım, az kaldı” diye sesini duyurmaya çalışıyor.

Sektör daha iyisini hak ediyor

O haftanın yönetim kurulu toplantısını hatırlıyorum, aşağı yukarı herkes aynı fikirdeydi: “Sektör daha iyisini hak ediyor.” Ve o toplantıdan sonraki süreçte, sektör ve ekosistemimizdeki tüm sektörleri kucaklayacak bir model için kafa yorduk, emek sarf ettik, vakit harcadık, zaman geldi kendi işimizin önüne koyduk. Sonuç olarak, açılan ihale sonucunda Kristal Elma’nın 25. yılının festival olarak kutlanmasına, uluslararası en üst düzey konuşmacıların davet edilmesine, Türkiye’den sektörün öncüleri ile paneller düzenlenmesine ve bunların Lift Content Factory ile yapılmasına karar verildi.

Alt komiteler kurulmak suretiyle yarışmanın kategorileri, Kristal Elma’nın duyuru kampanyaları, medya planları organize edildi. Ve işin en önemli kalemlerinden sponsorluk için başta Lift Content Factory olmak üzere, ben ve yönetim kurulum çok ciddi bir efor sarf ettik.

25. yıl sebebiyle “25 Kristal Yıl”ı kapsayan bir kitap yapılmasına ve bunun sektör ile paylaşılmasına karar verdik.

Tüm kurumlarda ve derneklerde bu kadar yeniliği bir arada yapmaya çalıştığınızda, doğal olarak karşınıza bazı engeller çıkabiliyor. Sistemin, derneğin üst düzey profesyonel kadrosunun, iş becerisinin yıllar içinde hantallaşması; önceliğin sektör ve dernek olmaktan çıkıp tamamen bireysel tatmin olması; yönetim kurulumun ve benim “Daha önce denediler, olmadı, siz de yapamazsınız”, “Kitabı yetiştiremezsiniz”, “Sponsor bulamazsınız” gibi çeşitli bahanelerle karşılaşmamıza sebep olmuştu. O dönemde “Kendileriyle ilgili hayali olmayanlar, sizinkileri göremezler” lafının ne kadar doğru olduğunu düşündüğümü hatırlıyorum.

Eli Acıman’ın hayalini kurduğu ortam

Bu zorlu sürecin sonunda, Bilgi Üniversitesi Santral kampüsünde 10.000 kişiyi aşkın reklam sektörü ve marka çalışanı ile diğer yaratıcı sektörlerden ziyaretçiler festival alanında bulundu. 100’ü aşkın konuşmacıyı, 75 ayrı etkinlikte dinledi, beslendi, görüş paylaştı, tartıştı. 1 yıl önce ayakta kimin ne aldığının belli olmadığı ödüller ve kazananları, 2000 kişilik oturma düzeninde kırmızı halılı ortamda tek tek verilerek hak ettikleri saygıyı gördüler. Aslında belki de yıllar önce büyük usta Eli Acıman’ın hayalini kurduğu ortamı yaratmıştık.

Son derece verimli geçen 3 günün sonunda, cumartesi gününü de gençlere ayırdığımız Future 25’i ve 600’ü aşkın gencin katılımıyla finalize ettik.

İlk sene Turkcell ana sponsorluğunda yapılan ve 129 sponsorun destek verdiği Kristal Elma Festivali amacına ulaşmıştı. İstanbul’u reklamcılıkta bölgenin Davos’u olarak görme hayalimize yaklaşırken, sektöre saygınlığını tekrar kazandırmıştık. Tüm bunlara ek, sponsorluklardan, rekor katılım gösterilen işlerden ve festivale giriş bedellerinin toplamından, tarihinde görülmemiş bir hasılatın derneğe girmesini sağlamıştık.

Krize rağmen daha fazlası

2. senesinde krize rağmen daha fazla sponsor, daha fazla katılım ve daha fazla gelir elde etmiştik. Uluslararası medya İstanbul’un çekim noktası olduğu reklam zirvesini konuşur olmuştu. Davos kod adlı hedefe doğru emin adımlarla ilerliyorduk. Çok ciddi bir değer yaratılmıştı, sektörün kendine olan güveni geri gelmişti. Genç arkadaşlarımız hem attıkları maillerde hem yapılan görüşmelerde mutluluklarını dile getiriyorlardı. Marka yöneticileri, uluslararası network patronları ve yöneticileri, Reklamcılar Derneği’nin ev sahipliğindeki bu büyük organizasyona katılmaktan son derece mutlu ve gururlulardı.

O dönemki asbaşkanım ve benden sonraki başkan sevgili Kayhan Şardan döneminde iki sene daha, son senesinde çatlak sesler başlamış olsa da Kristal Elma Festivali olması gerektiği şekilde devam etti.

Boşa mı gitti?

Ancak son iki senedir gördüklerim ve ortaya çıkan resim, maalesef dört sene sarf edilen büyük efor ve fedakarlıkların boşa gittiği hissini uyandırıyor. Dernek içindeki “Küçük olsun, bizim olsun” mantalitesinin tekrar yönetimi ikna ettiğini; kısır bir içerik, sınırlı sponsorluk, daha az katılımcı ile yavaş yavaş festival öncesi döneme doğru gerilediğini görüyorum ve üzülüyorum. Geçen sene açılan ve finalize edilemeyen ihalenin bütün sektöre malzeme olması, sonuçta işin son derece averaj bir şekilde gerçekleştirilmesi ve bu sene kurulan çadırın tavanının çökmesi, adeta süreçlerin ne kadar sorumsuzca işlediğinin göstergesi.

Ümidim 2019 itibarı ile görevi üstlenecek başkanın ve yönetimin, dernekteki statükonun etkisi altında kalmadan hayallerini gerçekleştirmesi, dört sene önce başlatılmış ve yaratılmış değerin daha da iyisini dernek ve sektör adına sağlamasıdır.

Bu içerik ilk olarak Campaign Türkiye’nin 82. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.