Kreatifler daha derin sorunları çözmeli

Kanada’da büyüyen bir mülteci çocuğu olarak sektöre adım atan Google Creative Lab’den Steve Vranakis, kreatiflerin ellerindeki gücü iyiye yönelik kullanması gerektiğini söylüyor.

Steve Vranakis
Google Creative Lab’in Yönetici Kreatif Direktörü

Reklam endüstrisindeki kreatif insanlar olarak düşüncelerimizi, dünyanın iyiliği için kullanmalıyız. Reklam endüstrisi bana iyi davrandı. Vancouver’da büyüyen bir mülteci çocuğu olarak böyle harika bir yaratıcı dünyanın olduğuna dair pek bir bilgim yoktu. Farkında olduğum bir diğer nokta da bu alana dahil olmak için çalışmak gerekiyordu. Sanat okuluna gitmem için yeterli paramız yoktu ve dolayısıyla ben de doğrudan işe başladım ve artistik yeteneklerimi grafik tasarımcı olarak kullandım.

1993’te internetin farkına vardım. Bir internet sağlayıcı bana bir tasarım işi önerdi. Büyük ihtimalle onların ne yaptığını bildiğimi düşünüyorlardı. Ben de bu sebeple 1993’te o zaman herkesin yaptığı gibi internet hakkında bir kitap satın aldım. İşte bu sayede reklamcılık sektörüne giriş yapabildim.

Bana endüstriyi anlamam için bir fırsat tanıdı ve farklılıkların ne anlama geldiğini fark etmem için bir bakış açısı kazandırdı.

Bana göre konu çeşitlilik olunca karşılaştığımız iki gerçek zorluk var.

Bunlardan birincisi iş gücündeki çeşitlilik ve dolayısıyla görüşlerdeki ve masaya gelen fikirlerdeki çeşitlilik. Endüstri hala aşırı derecede beyaz, erkek ve orta sınıf ama eğer insanları bu endüstriye çekme biçimimizi değiştirmezsek onlar başka yerlere gidecekler. Bunu YouTube’da görüyoruz bile. Popüler içerik üreticiler farklı etnik kökenlerden geliyorlar ve yeteneklerini kullanarak başarıya ulaşıyorlar. Geleneksel medya ve reklam sektöründeki bariyerlerle mücadele etmiyorlar.

Karşılaşılan ikinci zorluk ise aslında hiç gündeme gelmeyen bir şey. Yaptığımız işteki çeşitlilik. Düşündüğümüzden daha güçlüyüz ve bu endüstrideki her birey yaratıcı yeteneklerini daha derin dünya problemlerine aktarırlarsa ne gibi değişiklikler olacağını tahmin ediyor.

Her zaman gündelik brief’lere karşı en yaratıcı fikirleri çıkarmak için uğraştımızı biliyoruz. Bu sayede müşterilerimiz için daha iyi, daha kreatif ve daha ilgi çekici fikirler ortaya atabiliyoruz.

Geçtiğimiz yıl Eylül ayında takımımla birlikte Unicef’in “Gençlik Meclisi” adı verilen bir projesinde çalışıyordum. BM Genel Kurulu’nda çocukların sesini telefon üzerinden doğrudan kendi temsilcisine aktardığı bir projeydi bu. Bu proje kapsamında Unicef’in U-Report platformu binlerce genç insana korkularını, umutlarını ve ilham aldığı şeyleri paylaşmalarını ve New York’taki BM genel merkezindeki dünyanın en güçlü insanlarına aktarmalarını istedi.

Suriyeli mülteci krizinden sonra Uluslararası Kurtarma Komitesi ve Mercy Corps ile birlikte Crisis Info Hub projesinde çalıştık. Suriye’den kaçarak Avrupa’ya gelen binlerce mülteci için önemli bilgileri içeren bir alanı 36 saatte yarattık. Ekim 2015’te Midilli adasına kurulduktan 4 ay sonra bu platform Avrupa’nın 18 farklı noktasında 30 STK tarafından kullanıldı ve 100 bin mülteciye yardımcı oldu. Bu proje zamanımızın sadece 1.5 günlük bir dilimini aldı ve mültecilerin en çok ihtiyacı olduğu anda onların hayatlarına etki etti. Tek verdiğimiz 1.5 gündü.

Fakat ben bu bakış açısının yanlış olduğunu düşünüyorum. Bunun yerine sektörün gündelik alışkanlıklarını değiştirmesine meydan okuyorum. Kreatif insanların inanılmaz şeyler yapabileceğini ve bunlarla insanları etkileyebileceğini hatırlamamız gerekiyor. Bu yeteneği sadece para kazanmak için kullanmak sorumsuzluk olur. Yaratıcılık sorunlara çözüm yolu arar ve işleri daha iyi yapma amacındadır. Bu reklam kampanyaları yaparken ya da ihtiyacı olanlara yardım ederken de iyi bir şeydir.

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye Ocak 2017 sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.