Koronavirüs salgınında iş hayatı ve çalışanların psikolojisi

İş Psikoloğu Nazire Üzer, koronavirüs salgınının çalışma hayatımıza ve psikolojimize olan etkilerini Campaign Türkiye için yazdı.

Dünya Sağlık Örgütü, 11 Mart 2020 tarihinde koronavirüsünü ‘pandemi’ olarak ilan etti. Virüsün yayılma hızını kontrol atına almak için ‘küresel acil durum’ çerçevesinde önlemler almaya başladı. Bu salgın yüz binlerce kişinin yaşamını etkileyen bir trajedi olarak devam ediyor.

Hepimiz zihinsel ve fiziksel olarak hazırlıksız olduğumuz, kontrolümüzün dışında gerçekleşen ve yaşamımızı tehdit eden bir deneyimi yaşıyoruz. Dünya’nın etkilendiği bu salgınla bireysel yaşantılarımızdaki değişikliklerin yanı sıra küresel bir değişimin de eşiğindeyiz. İnsanlık tarihinde daha önce afetler, krizler, toplu ölümlerin yaşandığı olaylar ve salgınlar yaşandı. Ancak dijital devrimi de yaşayan günümüz toplumu kadar, haberleşmenin yoğun olduğu, sağlık politikalarının şeffaf şekilde paylaşıldığı ve insanların aynı duyguyla örgütlendiği bir dönem ilk kez yaşanıyor. Bu süreçte ekonomik açıdan yaşanan zorlanmaların yanı sıra insanlığın sosyal sorumlulukları açısından olumlu gelişmelere yol açabilir. Görünen o ki bu tecrübelerle birlikte her birimizin hayatında büyük değişimler olacak.

Salgını önlemek amacıyla bireysel ve toplumsal önlemler alınıyor. Evde kalmanın kritik öneminin vurgulandığı bugünlerde, bilişim teknolojileri altyapılarını hızlıca uygulamaya koyarak iş hayatına evden devam edilmesine izin veren işletmeler oldu. Ancak üretim ve hizmet alanındaki çalışanlar iş yerine gitmeye devam ediyor.
Karantinalar, seyahat kısıtlamaları, sosyal mesafe önlemleri tüketiciler ile üreticiler arasında bir durgunluğa neden oluyor. Bu durum da iş dünyasının üzerindeki stresi artırıyor. Salgının yarattığı ekonomik, psikolojik ve toplumsal riskler içinde çalışmaya devam kişilerin bir nebze olsun yaşamını kolaylaştırmak gerekiyor.

İş hayatı, çalışmaya devam edenler ve onları yönetenler için hiç de kolay olmayan bir süreçten geçiyor. Kişilerin işi devam ettirmek, kendi sağlığını ve iş yerindekilerin sağlığını korumak, aynı evi paylaştıkları kişilerin sağlığına dikkat etmek gibi sorumlulukları var.

İş yerleri çalışanlarının sağlığını korumak için altı çizilen fiziksel ve kimyasal önlemleri hızlı bir şekilde aldı; fakat ne yazık ki psikolojik sağlık açısından nasıl korunacaklarından habersizler. Bu süreci ruhsal açıdan da en az hasarla atlatabilmemiz için önerileri sıralayacağız. Bugünün iş dünyasını, salgın sonrası akut dönemde kabaca üçe ayırabiliriz.

  • İşine aynı şekilde devam edenler,

  • İşine ağırlıklı olarak evinden devam edenler,

  • İşine süresiz ara verilenler ya da işlerini kaybedenler.

İşine süresiz ara verilen ya da kaybedenler için yaşanan belirsizlik; gelecekle ilgili endişe, yerini giderek umutsuzluk ve çaresizlik düşüncelerine bırakabilir. Hem bireysel açıdan yaşadıkları sağlık endişesi hem de yeniden işlerin ne zaman ve nasıl düze çıkacağını düşünmek, psikolojik açıdan yorgun hissettirecektir. İstenmeyen bu sonuçların birçok kişiyi etkilediğini ve onların da ortak kaygılar yaşadığını, yalnız olmadığını hatırlamak bir miktar sakinleştirebilir. Bu ara dönem; yeni imkanları düşünmek, alternatif planlar yapmak için değerlendirilebilinir.

İşine ağırlıklı olarak evden devam edenlerin sayısı da az değil. Daha önce freelance ya da home ofice çalışma deneyimi olmayanlar için bu duruma alışılması kolay olmayabilir. Hem çalışma alanlarının değişimine uyum sağlamaya çalışırken hem de sağlıklarının tehdit altında olduğu stresli bir süreçten geçiyorlar. Kişiler, çalışma saatlerinde sadece işlerini yapmıyorlar, kendi sağlıklarını ve sevdiklerinin sağlıkları için endişeler yaşıyorlar. Kendilerini iyi hissetmek için yaptıkları birçok şeyden de mahrumlar. Bu nedenle olağanüstü geçişlerin olduğu bu dönemde insanların olağan davranmasını bekleyemeyiz.

  • Her gün uyandığınız saatte uyanmaya çalışın ve pijamadan kurtulup, günlük giysilerinizi giyin.

  • Koltukta kanepede dağınık bir şekilde çalışmak yerine kendinize hemen küçük bir alan yaratın. Tüm eşyalarınızı orada muhafaza edin, dağılmayın.

  • Sosyal medya bağımlısı olma riskini unutmayın. Medya araçlarını sürekli açık tutmamaya çalışın; belli saatler içinde kullanın.

  • İş arkadaşlarınızla başlama ve bitiş sürelerini belirlediğiniz online buluşmalar yapın.

  • Gününüzü planlayın. Uyanma, kahvaltı, iş, sosyal medya, kişisel gelişim, ev sorumlulukları, egzersiz, sağlıklı beslenme ve uyku döngüsünü bozmayın.

  • Çalıştığınız ortamın sessiz olmasına dikkat edin.

  • Geç saatlere kadar yeme içme eşliğinde film, dizi izlemeyin. Bu alışkanlığa dönebilir ve size yorgun hissettirir.

  • Evde çalışmak zor gelebilir ancak bu geçici bir durum unutmayın. Kuralları ve planları yaptığınızda ev içinde de dengeli bir şekilde işleri götürebilirsiniz.

Çalışanların dikkat dağınıklığı, çalışma isteğinin azalması, çabuk yorulma ve halsizlik yaşayabileceklerini bilmek gerekiyor. Yaşamı tehdit eden ve kontrolün elimizden gittiğini hissettiren bu ortamda, iş ve zaman baskısının olması çalışanlarda öfke yaratacaktır. Bu dönemdeki psikolojik yaralamaların izleri kolay kolay silinmez. Bu yüzden insanlığın ortak bir acı çekerken, bir yandan da yaşamak için mücadele ettiği tarihi bir dönemden geçtiğimizi unutmamalıyız. Sorumluluklarımızı yerine getirirken de birbirimize karşı nazik ve şefkatli olmaya çalışmalıyız.

Çalışma hayatına iş yerinde devam eden kişiler yaşadıkları memnuniyetsizliği dile getirirken, akıllarının bir köşesinde tüm insanlık için zor günlerden geçildiğini ve kimsenin şu an olduğu şekilde yaşamak istemediğini, hepimizin farklı farklı rolleri olduğunu hatırlamalı.

İş hayatına iş yerinde devam ederken;

  • Öncelikle şunu unutmayın, daha çok endişe bizi daha emniyette yapmaz!

  • Sürekli salgın hakkında konuşmak iyi gelmez.

  • Salgını yok sayıp, ‘hayat devam ediyor işimize bakalım’ demek hiç iyi gelmez.

  • Birbirimizi sağlık önlemleri konusunda uyarırken nezaketi elden bırakmamalıyız!

  • Salgın korkusu herkeste farklı farklı yaşanabilir. Bu nedenle herkesin sizin gibi tepkiler vermesini beklemeyin.

  • Kimseyi sorumsuzlukla suçlamayın. Çevrenizdekiler yetişkin bireyler ve yaptırım gücümüz sınırlı! Kendi sorumluluklarımıza odaklanalım.

  • Kendinizi suçlu hissetmeyin, kişisel önlemlerinizi alarak kendinizi ve ailenizi koruyabilirsiniz.

  • Birbirimize karşı ‘tahammülsüzlük’ bu aralar sıkça yaşayabiliriz.

  • Birbirimizin sağlığını korumak kadar birbirimize karşı şefkatli olmaya da ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz.

Evinizde işe giden bir kişi varsa dikkat edilmesi gerekenler:
Salgın evlerde de bir dizi önlemler aldırdı. Evinizi ve ailenizi korumak adına koyduğunuz kurallara uyulması için elinizden geleni yaparken, işten gelen aile üyelerine karşı nazik olmayı da unutmayalım. Eve girer girmez, ‘hoş geldin’ bile demeden ‘elini yıka, çıkar o üstündekileri’ gibi sert ifadeler, yorgunluk atmayı düşünülen evde yeni bir bıkkınlık yaratmasın. En güvenli alanımız olan evimizde, huzur bulmak isteriz. Bu nedenle kuralları aile üyeleri ile bir kez paylaşıp, yetişkin olan bireylerin sorumluluklarını yerine getirmesini bekleyin. Böylece evdeki zaman diliminde dingin ve rahat yaşayarak, ertesi gün için tazelenme şansımız olur.

Bulaşıcılığını azaltılmak, çalışanları korumak ve aynı zamanda iş sorunlarını büyütmeden salgından en az hasarla çıkmak için bugün hepimize farklı görevler ve sorumluluklar düşüyor. Hepimizin iyiliği için her birimize ihtiyacımız var.

Nazire Üzer
İş Psikoloğu, Elpis Psikolojik Danışmanlık.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.