“Kendinize şefkatle yaklaşın”

Creativebrief editörlerinden Nicola Kemp, “video konferans yaparken arkamda altı yaşında bir çocuk elinde tereyağ ile görünüyorsa bunun için özür dileyemeyeceğim” diyor.

Küresel bir salgının ortasında çalışan ebeveynler olarak bir denge bulmaya çalışmak son derece yersiz. O yüzden bu yazı, evde çocuklarla beraberken bir yandan çalışmak durumunda olanlar için iş – yaşam dengesi nasıl kurulur, konulu bir yazı olmayacak.

Geçen hafta bir video konferansı, arkamda tereyağ yemekte olan altı yaşındaki çocuğumla tamamladım. Lütfen, arkanıza rahatça yaslanın; çünkü bu yazı bir yandan çocuklar evde son derece zahmetsiz (!) bir şekilde eğitim alırken, mükemmel (!) bir şekilde ilerleyen iş yaşamımı anlattığım bir yazı olmayacak. Çünkü bu, oldukça imkânsız bir uğraş. Hiçbir ajanda, zaman çizelgesi, ya da titiz bir planlama bir kişiyi ikiye bölemez. Bu konuda size altın bir tepside sunabileceğim bir cevabım da yok açıkçası. Kendime baktığımda ben çocuk sahibi olma konusunda beni yüreklendiren editörlere sahip olduğum için şanslıydım, o kadar. Hatta gebelik de buna benzer süreçlerden geçtiğim için evden çalışma ile ilgili bazı fikirlerim vardı.

Evden çalışmanın pek çok zorluğu olabiliyor, üstelik herkesin bu konudaki durumu ve koşullarının oldukça farklı olduğunun da farkındayım. Ama kendi deneyimlerimden yola çıkarak birkaç şey yazmak istedim:

Hiçkimse dengesini bulamıyorken, kendi dengeni aramayı bırak
Denge, sözcüğüne tarihsel olarak baktığımızda çalışan erkekleri yenmemiz için bizlere verilmiş bir sopa olarak görebilirsiniz. Hem ebeveyn olmak hem de çalışmak… Her iki taraf için aynı sorumlulukları getirmeyebiliyor. Ancak özellikle şu anda
içinde bulunduğumuz koşulları göz önünde bulundurursak: Cinsiyet ne olursa olsun, herhangi bir yaşamın tam bir denge halinde olacağı düşüncesi hepimizi başarısızlığa uğratır. Hiçbir insan aynı anda “hepsine” sahip olamaz. Dengede olma fikri, yetersiz kaldığımızı hissettirmek için tasarlanmış bir efsaneden başka bir şey değil.

Yani, pandeminin ortasında, belki de denge arayışına bir son vermeliyiz. Bu arayış yerine, şirketler ve bireyler olarak; kusurlarımızı, yaşadığımız duygusal zorlukları tanıyıp bu konuda destek olmak adına adımlar atmalıyız. Bunu şu anda yapmak, mükemmel olmaya çalışmaktan inanın çok daha önemli.

Bu işte hep birlikteyiz
Bilmediğimiz bir şey değil, ama yeniden hatırlatmak istedim. Bu kriz sırasında topluluklarla, şirketlerle ve destek ağlarıyla beraber hareket etmek hayati önem taşıyor. Reklam endüstrisi oldukça, rekabetçi bir endüstri; şu anda açık kaynaklı ve işbirliğine dayalı yaratıcı çözümlere ihtiyacımız var. Paylaşmayı ve karşılaştığımız zorluklar hakkında açık ve destekleyici olmayı öğrenmenin tam zamanı.

Karşılaştırmalar yapıp umutsuzluğa kapılmayın
Şu anda başkalarıyla kendimizi kıyaslayarak, acımasızca yargılarda bulunmak, enerjimizi boşa harcamaktan başka bir anlama gelmeyecek. Açık olalım; kontrolümüzün dışında gelişen bir krizin ortasındayız. Eğer işten çıkarıldıysanız bu başarısız olduğunuz anlamına gelmez. Eğer kendi isteğinizle çalışanlarınıza olan sorumluluğunuz ile ücretsiz izin gibi bir duruma geçtiyseniz bu yine sizin başarısız olduğunuz anlamına gelmez. Kendinize şefkatle yaklaşın; çünkü şefkat, gerçekten de her şey demek. Tek başına göstereceğiniz güçlü, iradeli duruş, içinde bulunduğunuz durumu düzeltmeyecek.

Esnekliği kucaklayın
Bu süreçte görüyoruz ki yaratıcı endüstride yer alan pek çok şirket, esnek çalışma modeli ile ilgili üretilen eski moda mitleri başarıyla geçiyor. Hatta aslında gün içerisindeki saatlerin sınırsız olmadığını da artık daha iyi görüyoruz. Her şey acilmiş gibi davranmak, bitmeyen mesailer konusunda çalışan ebeveynler olarak artık daha farklı bir duruş sergiliyoruz, sergilememiz de gerekiyor. Çünkü bir ailemiz olduğunun, onların bize ihtiyaçlarının olduğunun mesai saatlerimiz içinde de farkına varıyoruz. Daha fazla sınıra, acil olmayan şeyleri söyleme cesaretine ihtiyacımız var. Evet bu, şimdiye kadar alışkın olduğumuz çalışma sistemindeki esnek çalışma saatleriyle pek de örtüşmüyor ama bunları yapabilirsek şu an yaşadığımız durumun uzun vadede çalışma hayatımıza olumlu yansımaları olacağı bir gerçek.

İyi hissetmiyor olmakta hiçbir sorun yok
Ve tabii ki de küresel bir salgın içinde yaşarken üretkenliğinizin en iyi olduğu günleri yaşamıyor olabilirsiniz. Toplu olarak yaşadığımız endişeyi, birey olarak da yaşıyoruz. Aslında şu an için elimizden gelenin en iyisini yapıp kendimize şefkat göstermek yeterli olacak.

Bir video konferans sırasında arkamda altı yaşında bir çocuk elinde tereyağ ile görünüyorsa bunun için özür dileyemeyeceğim.

Peki ya siz nasılsınız?

Nicola Kemp
Editor, Creativebrief

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye 98. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.