Kahramanlar: Zeki Müren

Zeki Müren hayatının neredeyse tamamını hayranları için üreterek ve çalışarak geçirmiştir. Öyle Lady Gaga gibi sadece şarkıda değil tam manasıyla ‘alkışlarla yaşamıştır’.

Hayatta her daim çokluğa inanmış biri olarak bu yazıyı yazmak pek kolay olmadı. Yazmaya oturduğum andan itibaren David Bowie, Prince ve Nick Cave gibi kahramanlarımın etrafında epey bir dalgalandıktan sonra Zeki Müren’de duruldum. Zira Türkçe yazılan bu satırlara en çok yakışacak kişinin Zeki Müren olduğuna kanaat getirdim.

Masa başında tasarlanan, uçları özenle törpülenen PR harikası ünlülerle dolu yavan bir popüler kültür ikliminde yaşıyoruz. Yaptıkları ve bıraktıklarıyla her daim gerçek bir radikal olan Zeki Müren’i hatırlamanın ve bu vesileyle kahraman tanımını yeniden yapmanın tam zamanı:

Kahramanlar fedakardır… Zeki Müren hayatının neredeyse tamamını hayranları için üreterek ve çalışarak geçirmiştir. Öyle Lady Gaga gibi sadece şarkıda değil tam manasıyla ‘alkışlarla yaşamıştır’. Son televizyon programında bile hasta ve bitkin haline rağmen seyirciye saygısından saatlerce ayakta durmuş, hayatını bu yüzden kaybetmiştir.

Kahramanlar öncüdür… Şarkıcıların sahnede tek tip sıkıcı kıyafetler içinde, baston yutmuş gibi şarkı söyledikleri bir dönemde temaşaya kafa yoran ilk adamdır Zeki Müren. Sanatçının seyirciyle olan muhabbetini pekiştiren T şeklinde sahne düzenini ilk tasarlayan, birbirinden renkli ve hikayeli kıyafetlerle görselliği sahneye taşıyan ilk popüler kültür figürüdür. Mini eteğin kadınlarda bile yadırgandığı bir dönemde sahneye 3 parmak boyunda eteklerle çıkmış, bir röportajında “İcap ederse günün birinde dünya çapındaki bir revüde Adem ile Havva’nın Adem’ini temsil eder, bir tek yaprakla sahneye çıkarım. Bu biraz cesaret işidir” diyebilmiştir.

Sadece sahnede değil, müziğinde de farklı denemelere imza atmış, 30 dakikalık “Kahır Mektubu” şarkısıyla progressive rock epiklerine taş çıkarmıştır. Kendisi aynı zamanda 1955’te yaptığı Beklenen Şarkı filmi ile şarkıcıların sinemaya geçişinin önünü açan ilk ünlüdür. Reklam ve pazarlama alanında da önemli izler bırakmıştır Zeki Müren. Bant Reklam ile birlikte yaptığı radyo programları Türkiye’de markalı içeriğin ilk örneklerinden biridir. Ajda Pekkan ile birlikte yaptığı Alo reklamları günümüz ünlülü reklamlarının adeta bir prototipidir.

Kahramanlar çok yönlüdür… Günümüzde yeteneğini birden çok alana layıkıyla yayabilmiş isimlere pek alışık değiliz. Zeki Müren zengin ruhunu ve iç dünyasını sadece notalara değil şiirlere ve desenlere de işlemiş komple bir sanatçıdır.

Aşağıdaki dizeler 1965’te yayınlanan Bıldırcın Yağmuru’ndan:

Beni Bursa sokağında vurdular

Güneşi olmayan bir sabahta

Yeşil şarap aktı bileklerimden

Bir çöpçünün nasırlı eli saçlarımda

“Picadilly” kızları öbek öbek göz pınarlarımda

Sarhoşlar avuçlarımda yürüdü

Ömür çizgim bir postalın kabarasında

Güneşi olmayan bir sabahta

Kahramanların hikayeleri vardır… 70’lerin ortasında şöhretin getirdiği ilgiden bunalan Mick Jagger, Ahmet Ertegün’ün evinde kalmak üzere Bodrum’a gelir. Bir iki gün kafayı dinledikten sonra kimsenin kendisini tanımamasına yavaştan bozulmaya başlar, işi taşkınlığa vurur.

Bir Han akşamında alkolün de etkisiyle yarı çıplak bir şekilde sahneye atlar ve “ben Mick Jagger’ım ülen” diye avaz avaz bağırır. Dünyaca ünlü bir rockstar’ın kendini rezil etmesine gönlü elvermeyen Zeki Müren hemen sahneye fırlar ve Mick Jagger’ı taltif edici sözlerle takdim ederek ayakta alkışlatır.

Kahramanlar gururla çalar… Zeki Müren’in sahne persona’sını dönemin ünlü şantörlerinden Liberace’den aldığı söylenir. Doğrudur, esinlenmiştir ama hiçbir zaman bir Liberace kopyası olmamıştır. Zeki Müren, Zeki Müren’dir.

Kahramanlar nesiller boyu insanların özel anlarına eşlik eder… Hayatımın en özel anlarından biri eşimin bana Mihrabım Diyerek ile serenat yaptığı andı. Düğünümde de sahneye Beklenen Şarkı ile çıktık. Türkiye’de nesiller boyu insanlar benimki gibi bu özel anlarını hep Zeki Müren’le yaşadı ve umarım da yaşamaya devam edecek.

Işıklı adamdır Zeki Müren.

İsmail Seval   
Leo Burnett İstanbul
Stratejik Planlama Grup Direktörü

*Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Haziran 2016 sayısında yayınlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.