Kahramanlar: Sylvain Chomet

10’ncu Palto Film Günleri için hazırladığı “palto” tasarımı ile de dikkatleri çeken freelance illüstratör Kaan Bağcı, Les Triplette de Belleville’in yönetmeni Sylvain Chomet’yi anlattı.

İzmir, Karaburun’da yaz mevsiminin tam ortasında, öğle vaktinde, eski bir zeytinyağı işliğinden restore edilen bir tiyatro atölyesindeyim. Yorgunluktan ve sıcaktan dolayı hayattan bezmişim, yurt dışından gelen tiyatro eğitmenleri eğitim veriyorlar, bir yandan tiyatro okumaları – çalışmaları devam ediyor. Kısacası o zamanlar sürekli, bünyem için ağır bir sanat eğitimine ya da tartışmalarına maruz kalıyordum diyebilirim. Bir yandan memnunum ama bir yandan da hayata karşı genel bir bıkkınlık var. Tam bunların arasında bir sürü sunum ve film gösteriminden sonra da bir animasyon izledik. O zamanlar yemeyip içmeyip müzik yapıyordum ve hayatım müzik üzerine kurulu idi desem abartmış olmam sanırım. Les Triplette de Belleville’i de kimin yaptığından bihaber izledim ve garip bir şekilde o filmin dili ve hikayesiyle ilgili içimde kendime yakın ve adlandıramadığım birçok ortak nokta hissettim.

İşte ben animasyonun yönetmeni Sylvain Chomet’yle böyle tanıştım. Aradan zaman geçti, ben müziği bırakıp çizim yapmaya başladım, yaptığım hiçbir planım tutmadı ve hayatım hiç beklemediğim şekilde bambaşka yerlere gitti. İyi mi oldu, kötü mü oldu bilemem ama bu plansızlık ve rastgele gelişen durumlar benim hoşuma da gidiyor biraz…

Neden kahramanım olarak bu adamı seçtiğim hakkında belirgin bir fikrim yok aslında. Kahramanım mı onu da bilmiyorum fakat hayatımda bir yeri olan birkaç sanatçı daha var. Onlardan bir şekilde fikir edinip hayatıma adapte ediyorum. İlginçtir ama (doğal olarak) benden bihaber olmasına rağmen bana çok güzel fikirler vermiş, karşı karşıya kaldığım bazı kararsızlıklarıma çalışmalarıyla, eskizleriyle yön verebilmiş birisi. Sanki ona sormuşum, o da bana yol göstermiş gibi yakın hissettiriyor. Sanırım bu yüzden seçtim onu.

Hayranı olduğum özelliklerinden birisi sabrı. Yani yakından tanımıyorum ama zamanında yaptığım araştırmalardan çıkardığım sonuç bu yönde. Gerçekten bazı konularda sorulara cevap ararken ya da bir ferahlama, rahatlama isteği duyduğumda özellikle bu film üzerine yapılan eskizler ve illüstrasyonların bulunduğu dosyayı açıp uzun uzun inceliyorum ya da filmlerini tekrar izliyorum ve mutlaka bir yardımı oluyor. Benim tavrımdan bu kadar uzak olmasına rağmen bulduğu çözümleri ve yaratım şeklini kendime bu kadar yakın hissetmem bana da biraz garip geliyor. Çalışmalarında yarattığı dünyayı sanki çok yakından tanıyormuş hissine kapılıyorum, her Türk genci gibi zor şartlarda yaşayıp ayakta kalma çabasından kaynaklanıyor sanırım bu bağdaştırma konusu. Özellikle “Les Triplettes de Belleville” filmindeki çekirdek ailenin hayatı gibi. O kadar kötü yaşamıyoruz belki ama anlayabilecek kadar çile çekiyoruz ya da çekmişizdir diye düşünüyorum. Bunların dışında kesinlikle istemediğim bir şey var, o da Sylvain Chomet’yle tanışmak. Çünkü zamanında hayranı olup tanıştığım birçok sanatçıyla kendi kafamda kurduğum kişinin aynı yönde bir kişiliğe sahip olmadığını gördüğümde kötü hissetmiştim. Şimdi onlara aynı gözle bakamıyorum, bu benim için kötü bir durum. Bu yüzden hiç tanışmadığım ama bana zaman zaman kahramanlık eden bu insanı incelemeye, takip etmeye devam edeceğim. Bakalım ileride neler olacak…

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 79. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.