Kahramanlar: Richard Curtis

Aşkın öğretmeni, halk kitlelerinin göstericisi… Peter Souter’ın neden ümitsizce ve çaresizce senarist arkadaşı Richard Curtis’ten ilham aldığını merak ettiniz mi?

Bugün nasılsınız? Umarım kendinizi iyi hissediyorsunuzdur. Hayatınızdaki şeylerin yolunda gittiğini hissediyor musunuz? Bir şeyleri başardınız mı? Bu sizi iyi bir insan olarak gösterdi mi? Evet, tabii ki tüm bunlar göreceli değil mi? Tüm bunlar aslında size bağlı. Bu benim hayatımı nasıl mahvettiğimle ilgili: Ben Richard Curtis’i ömür boyu kahramanım olarak seçtim. İşte bu nedenle hayatımı acınacak, başarısız, ben merkezli bir Nazi gibi hissetmek için zaman harcıyorum.

Dünyadaki yoksullar için çıtayı 1 milyar pound’a yükseltmedim (evet, milyar, milyon değil). Ya da filmlerim gişede 3 milyar dolar hasılat elde etmedi (evet, yine milyar). Blackadder’ı, Dibley’i, Four Weddings’i, Notting Hill’i ya da Love Actually’i yazmadım. Julia Roberts, Andie MacDowell ya da Keira Knightley’e kariyerlerinin en iyi performanslarını gösterme imkanı sunmadım. Ya da Hugh Grant, Rowan Atkinson ve Bill Nighy’ye. Comic Relief ya da Make Poverty History’yi kurmadım. Yoksullukla savaşma, eşitsizlik ya da hastalıkları düzeltme vaadiyle milyar dolarların sözünü verip G8 buluşmalarına katılmadım (ve evet, bir başka milyar daha). Senaryo ilahı Bill Goldman hiçbir zaman herhangi bir senaryomu deklare etmedi.

Kendinizi biraz değersiz hissetmeye mi başladınız? Dünyama hoşgeldiniz.

Size hiçbir zaman kahramanlarınızla tanışamayacağınızı söylerler. Ve büyük ihtimalle haklıdırlar. Ben kendi kahramanımla tanıştım ve 20 yılımın çoğunu buna pişman olarak geçirdim. O bir kabus. O nazik, komik, düşünceli ve beyindeki kıvrımlar küçük Oompa-Loompa’ların onun yanından kaçmasına sebep olacak kadar bilgi ve zekayla dolu. O aynı zamanda güzel, iyi huylu, oldukça zeki ve yetenekli bir kız arkadaşa sahip. Ve birlikte güzel, iyi huylu, oldukça zeki ve yetenekli dört çocuk yaptılar.

Her yıl Ekim ayında BBC’ye gidip Mart’ın sonuna kadar oradan dönmedi ve hayatının altı ayının her dakikasını Comic Relief’e ithaf etti. Ama Richard iş hayatı boyunca insanların kötü şeylerden ölmemesi için kazancının yüzde 25’ini hibe etti. Bununla ilgili desteklediği politik kampanyaları da sayabiliriz.

Make Poverty History kampanyasına kısaca bir bakalım: Curtis, Wendi-Deng’in yakın arkadaşı olan Tony Blair ile 2005’teki G8 zirvesinde neler başarabileceği hakkında konuştuğunda, zengin ulusların ekstra 100 milyon pound vermesini sağlayarak yoksulluğu ‘belki’ engelleyebileceğini söylemişti. Richard tipik olarak The Great Disappointment’a nazik davrandı. Ama yapılacak tüm şeyleri kabul etmedi. Bu yüzden ona yardım eden insanlarla birlikte bir baskı grubu oluşturdu. Eşsiz Bridget Angear ile birlikte zekice bir strateji geliştirdi, eşsiz ve unutulmaz bir isim olan Mary Wear’ı seçti, sonrasında da Nelson Mandela’nın söylemini Trafalgar Square’deki Make Poverty History için kullandı. Sonra Bob Geldof’tan gelen küçük bir yardımla dünyadaki en önemli şarkıcıları Live 8’in parçası olmaları için ikna etti. Böylelikle Blair’in G8’deki 100 milyonunu 50 dolarla milyarlara çevirdi.

Bu onun sadece hobisiydi. Günlük işiyse ‘aşk’ın kişisel biyografi yazarı olmaktı. Richard’ın filmlerine bakıldığında da modaya ne kadar uygun olduğu görülüyor. Richard ülkedeki en başarılı senaristlerden biri. İnsanlar onun filmlerine, aşkın önemli olduğunu anladığı için gidiyor. Ama hayat böyle değil. Hayatın amacı başka birini sevmek. Sevgilini, çocuğunu ya da anneni… Kim olduğu değil, sadece nasıl olduğu önemli. Richard’ın filmleri bize diğer insanları düzgün bir şekilde nasıl seveceğimizi öğretiyor.

Eğer About Time’ı izlemediyseniz bu akşam izleyin ve hala yapabiliyorken babanıza telefon açın.

Peter Souter
TBWA İngiltere CCO’su

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Mayıs 2017 sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.