Kahramanlar: İlk insan

Odisseas Sevsevme şimdiki haline gelmesine yardımcı olan birçok kahramanının yanı sıra meraklı, araştıran, keşfeden ilk insanı asıl kahramanı olarak belirliyor.

Siz sorana kadar bu soruyu hiç kendime sormamışım. Benim bir kahramanım var mı?

Çocukluğuma döndüm bir baktım. Ne Superman’i sevmişim ne de Örümcek Adam’ı. Bir tek biraz Batman’i severdim. 1990’larda özel bir kanalda, Parliament Sinema Kulübü vardı. Her pazar akşamı bir film yayınlardı. Batman serisini de yayınlamıştı. Penguen’li olanı çok sevmiştim ondan bir kanım kaynadı. Ama o da hayatımın kahramanı olmadı.

Yani çocukluk yıllarım kahramansız geçti. Büyüdüğümde de birini kahraman olarak görmek istemedim. Belki de birini kahraman yapmaktan korktum. Çünkü insan ister istemez kahramanına benzemek ister. Onun gibi düşünmek, onun gibi davranmak hatta onun gibi giyinmek… O zaman da ne o kahraman olabiliyorsun ne de kendin.

Kahraman olmadan sade bir vatandaş olup kendin olarak kalabilmek de hiç fena olmayabilir.

Ama bu köşenin konusu bu olmadığına göre bir kahraman yazmak durumundayım. Olay reklamcılık olunca benim kahramanım ilk insanlar olabilir dedim.

Düşünsenize bi şekilde dünyaya gelmişsiniz. Bomboş, kimseler yok.

Sonra ortaya bir sürü sorunlar çıkmış. Mesela bu insan acıkmış. Ne yapmış açlıktan ölmeyi beklememiş. Çıkmış mağarasından yiyecek bir şeyler bulmuş. Karnını doyurmuş. E sonra anlamış ki dünyadaki tek canlı o değil. Hatta onun hayatını tehdit edecek, ondan cüsse olarak daha büyük canlılar da var. Oturup mağarasında beklememiş. Onlarla başa çıkmayı öğrenmiş.

Sonra yetinmemiş hep merak etmiş. Keşfetmiş, icat etmiş.

Yani diyeceğim o ki o ilk insanlar bu kadar meraklı, istekli olmasaydı belki biz de olmayacaktık.

İyice saçmaladı reklamcılıkla ne alakası var bunların diyebilirsiniz. Ama ben hayatımızı biraz benzetiyorum.

Her sabah ajansa geldiğimizde karşımızda bomboş, beyaz bir kağıt var. Bir sürü çözüm bekleyen sorun… Ve siz bütün bunların üstesinden yine merakınızla, azminizle geliyorsunuz.

Reklamcıyım diyen, öğrenmeye hiç ara vermemeli. Öğrenmeye aç olmalı. İzlemeli, gezmeli, duymalı, okumalı, yazmalı ve açlığını bastırmalı. Bastırmalı ki o bomboş beyaz kağıdı doldurmayı başarsın. Tıpkı ilk insanlar gibi… 🙂

Yanlış anlaşılmasın. Sektörde çok sevdiğim, çok şey öğrendiğim, hala öğrenmeye devam ettiğim ve beni reklamcı yapan bir sürü insan var. Ama önemli olan sadece reklamcı Odisseas (Odi) olmak değil. Olabildiğince insan olmak da önemli. O açıdan teşekkür etmem gereken bir sürü insan var. Fırsatını bulmuşken onlara da teşekkür etmek isterim.

Mesela annem. İyiliği ondan öğrendim. Keşke onun kadar iyi olabilsem. Ama en azından bana öğretmeye çalıştı. Ne kadar öğrenebildiysem.

Mesela ablam. Paylaşmayı o öğretti. Tatlımı ve arabam hariç her şeyi paylaşıyorum.☺

Mesela babam. Hak yememeyi öğretmeye çalıştı. Umarım öğrenmişimdir.

Mesela lise öğretmenim Emin Keşmer. Beni tiyatroyla tanıştırmasaydı belki şu an reklamcı bile olmayacaktım.

Mesela Ateş Çavdar. Beni bu sektöre ilk o kazandırdı. 100 başlık istedi, ben 99 tane yazdım. Öbür gün bir 100 tane daha istedi. İş disiplinini ondan öğrendim.

Mesela Emrah Karpuzcu ve Kenan Ünsal. İşte eğlenerek de çalışılabileceğini, CV’ye değil, gözlerdeki isteğe bakmayı onlardan öğrendim.

Mesela Serdar Erener. Kendisiyle ilk olarak üniversite birinci sınıfta tanıştım. Konuşmacı olarak gelmişti. Konuşma bittiğinde ben bu adamın yanında çalışacağım demiştim. O isteğim oldu. Ama fazlası da oldu. Mesleğe dair doğruların çoğunu ondan öğrendim. Hayata dair birçok şeyi de. Hala da öğrenmeye devam ediyorum.

Mesela Ozan Özüm Özbey ve Caner Apaydın. İnsanın iyi ortakları olabileceğini, her soruna beraberce göğüs gerebileceğini, kıskançlık, çekememezlik olmadan da geçinebileceğini onlardan öğrendim.

Mesela Dave Trott ve Jack Trout. Reklama ve pazarlamaya dair analizlerine her dönüp baktığımda hep yeni bir şeyler öğrendim.

Beni ben yapan herkese teşekkürler. Hiçbiri tek kahramanım değil. Ama onlardan öğrendiklerimle kendim kalabilmeyi başarabilirsem benim için yeterli.

Odisseas Sevsevme
Alametifarika Kreatif Direktörü

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 81. sayısında yayımlandı.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.