Kahramanlar: Fatih Taşyürek

“Hikayenin sonunda ne çocukluğunu unuttu ne de onları ardında bıraktı. Aksine onları da yanında götürdü.” Serdesin’de metin yazarı olarak görev alan Fatih Taşyürek kahramanını yazdı.

Fatih Akyürek                                                  Serdesin, Metin Yazarı

“Kahramanın kim?” sorusu, rekabet oluşturabilecek ve eşi dostu küstürebilecek sorular kategorisinde. “Anneni mi yoksa babanı mı daha çok seviyorsun?”, “En yakın arkadaşın kim?” gibi sorular arasına koyuyorum. Bu, işin eş, dost, akraba kısmı.

Gelelim gerçek kısmına. Bu zamana kadar cevabını asla düşünmediğim bir soruydu. Hadi cevabı geçtim, bu soruyu kendime sormak bile aklıma gelmedi. Birileri bana sorunca da kendi içimde gerçekten çok düşündüm. Kahramanlık benim için ne anlam ifade ediyordu?

Kahramanım varsa da neden o? Gibi birçok soru takıldı aklıma. Ve bir anda bir aydınlanma yaşadım. Eskiden beri kendime idol gördüğüm, yaşadığım birçok zorlukta aklıma “o ne yapmıştı?” sorusunu getirdiğim ve ikimizin de çoook uzak galaksilerde yaşaması gibi birçok ortak yanımız olan kişi geldi aklıma.

Luke Skywalker!

Bunun için, klişe olacak ama sizleri çocukluğuma götürmek istiyorum. Ben, kendi küçük mahallesinde yaşayan, küçükken hayalleri öyle çok büyük olmayan bir insandım. Büyüyünce ya bakkal ya da nalbur olmak isterdim. (Yine satış odaklı ideallerim olduğu doğrudur.) Çünkü mahallemden ayrılmak istemezdim. Çocukluğumu, arkadaşlarımı, “Hatırlıyor musun?” ile başlayan konuşmaları, mahalle maçlarını bırakıp gitmek zor geliyordu. Çocukluğumu yaşadığım yerde olmalıydım, zamanı durduramıyorsam çocukluğumu yanımda taşımalıydım.

Ama nasıl?

Yaşım, sesimin çatallaştığı o ergenlik çağına doğru yaklaşıyor ama ben hala çocukluğumu
yanımda taşıyacak planı bulamamıştım. O dönemler Star Wars ile tanıştım. Filmi ilk izlediğim
andan itibaren büyülenmiştim. İlk başta fark etmesem de seriyi bir kez daha izlediğimde
aslında neden bu kadar çok sevdiğimi sonradan anlamıştım. Çünkü ilham almam gereken
kişiyle tanışmıştım!!!!!!

O da kendi küçük mahallesinde droidleriyle gayet mutluydu. Ama hayat bir şekilde, ona
mahallesinde kalmamasını ve kendini aşması gerektiğini söylüyordu. Hocasıyla beraber
çantasını alıp yolculuğa başladı. Bütün bir galakside önüne kim çıkarsa çıksın, Anakin dahi
olsa tanımadı. Zorluğu, güçsüzlüğü ve en dibi de gördü. Sabretti, doğru zamanı bekledi, asla
gücün karanlık tarafına boyun eğmedi, iyilikten vazgeçmedi (aklı hafif kaymış olabilir ama
olur o kadar). İyilik her zaman bedel ödetir, o en ağırını ödedi. Kaybettikleri olsa da sonunda
kazanan o oldu.

Hikayenin sonunda ne çocukluğunu unuttu ne de onları ardında bıraktı. Aksine onları da
yanında götürdü. İşte ben de bunu keşfettiğim gün Luke Skywalker’ı idolüm yapıp kendi hikayemi yazmaya
başladım. Hala da yazıyorum. Ne çocukluğumu unuttum, ne de mahallemi ardımda bıraktım.
Hepsini yanıma aldım, yeni mücadelelere onlarla atılmaya başladım.

Çünkü benim için güç onlarda…

Teşekkürler Luke!

He bir de teşekkürler Ananas!

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 102. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.