Kahramanlar: Kahramanım hanginiz?

Alametifarika Kreatif Ekip Lideri Caner Apaydın, Darth Vader’dan Buffon’a, Neşet Ertaş’tan Patti Smith’e çeşitlenen kahramanlarını anlattı, biz de keyifle dinledik.

“Abi adamın arkadaşı, tabii ki o yazacak adını, senin neyine?” Sorulduğundan beri kahramanımın kim olduğunu düşünüyorum.

Darth Vader’dan Buffon’a… Neşet Ertaş’tan Patti Smith’e gidip gidip geliyorum. Kahramanım bir kişi mi birçok kişi mi? İlla kişi mi? Hayır abi nedir yani kahraman? Manzara filan da olabilir sonuçta. Belki bir ağaç? Şehir… Şiir… Hayvan… Bilemedim?! Sana ilham veren her şey ya da herhangi bir şey senin kahramanındır bence. Filmler, sahneler, replikler derken… İşte karşıma çıktı! Richard Curtis. Benim kahramanım ta kendisi. İngiliz yazar, yönetmen, prodüktör. Sadece About Time bile yeter benim için. Ama onu Notting Hill, Love Actually, The Boat That Rock’tan hatta (yaşımız ortaya çıkıyor) Four Weddings and a Funeral’dan tanıyabilirsiniz. Hikaye kurgusu, diyalog sadeliği, doğal komedisi, oyuncu seçimi, oyun alışı… Her şeyiyle gerçekten bana ne kadar yeteneksiz olduğumu hissettiriyor kendisi. Mazoşist bir şekilde ilham alıyorum onun yaptıklarından. “Tamam! Ben Richard Curtis’i anlatıcam. Dur bakıyım öncekiler neler yazmış” dedikten iki dakika filan sonra patladım. Peter Souter (TBWA\London Chairman’ı) benim kahramanımı, tam da benim hislerimle Campaign için yazmış. “Pitir? Hayırdır gardaş?” diyemedim. Adam chairman, CCO filan sonuçta, belli mi olur ağbi… Hem zaten çok yakın arkadaşlarmış Curtis’le. Onun hakkıdır yani arkadaşını kahramanı olarak seçmek. O zaman ben de hikaye anlatıcısı kulvarındaki diğer kahramanlarımı anlatırım size.

Efendim kendileri hayranlık beslediğimiz, asıl kahramanımız olan şirket Pixar’dan bir ikili: Lee Unkrich ve Pete Docter. Couple olduklarından değil ikisi arasında ayrım yapamadığımdan girişi ikili diye yaptım. WALL-E’den daha iyi film olmaz dedim. Küt! UP’ı yaptılar. Pixar, Inside Out’tan daha duygusalını yapamaz dedim… Çat! Coco’yu yaptılar. Siz de şimdi en sevdiğiniz, hiç unutamadığınız, ara ara aklınıza gelen Pixar filmlerini, sahneleri ya da karakterleri bir düşünün. Sonra IMDB’ye girin bakın. Eminim ikisinden birinin hikayesi ya da yönetmenliği (çoğu zaman hem yönetmenlik hem hikayecilik) vardır. Tabii ki yanlarında büyük bir ekiple… Pixar Başkanı Ed Catmull abimiz 2014’te “Creativity, Inc.” diye bi kitap yayınladı. Hikayelerin ortaya çıkışı, değerlendirilişi, yazılışı, tekrar yazılışı, karakterlerin oluşturulması, taslakların çizilmesi, filmlerin hayata geçmesi gibi tüm Pixar süreçleri ve çalışma formatı hakkında hayranlık uyandırıcı bilgilere sahip oluyorsunuz kitapta. Bir nevi Pixar biyografisi aslında… İlginç olan şey ise okumadan önce bana sorsanız “Yea Pixar’da olmaz öyle şeyler ağbi… Kurumsal bi yer… Pixar’da da oluyosa biz ölelim” diyeceğim halde biz reklamcıların yaşadığı günlük aksiliklerin 1.000 katını yaşadıklarını öğrenmemdi. Mesela Toy Story’yi yaparken back-up’larla birlikte tüm malzeme siliniyor. Yayına gireceği tarihe kadar film neredeyse baştan yapılıyor. Bazen hikayeler onlarca/yüzlerce kez tekrar yazılıyor. Bazen taslak çizimler tamamlanıyor, tam filmin yapımına geçilecek iken projeler iptal olabiliyor. Kimi zaman her şey bitmişe yakınken hoop! Ana karakterin tipi revize edilebiliyor, hatta tümden değişebiliyor. Ve daha neler neler… Ama gün sonunda hiçbir şey Coco, Toy Story, Inside Out gibi ve adını sayamadığım nice şahane filmlerin çıkmasına engel olmuyor. Demem o ki önüne geçemeyeceğimiz gerçekler var. Ama bahaneler de hepimiz için. Seçim bizim. Bahanelerin arkasına saklanıp görünmeyecek miyiz? Önüne geçip buradayız mı diyeceğiz. Kim bilir belki birilerinin kahramanı da biz oluruz.
Kısmet 🙂

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.