Kahramanlar: Cem Etyemez

Manajans/JWT Reklam Yazarı Cem Etyemez, çocukluk dönemi kahramanlarını bırakıyor ve yeni kahramanı ‘VATMAN’ı anlatıyor.

Senin kahramanın kim?” sorusunu çocukken duysaydım, anında kendimden çok emin bir cevap verebilirdim. Tabii kendimden çok emin olarak verdiğim cevabı birkaç dakika içinde değiştirebilirdim de. Sonuçta çocuk işte bir dediği bir dediğini tutmaz. Hem çocuk ne yapsın, o yaşta etraf kahraman dolu. Mahalledeki Tuncay Abi tek tekerle yirmi sekiz pedal atıyor, Hagi Westfalen’de Lehmann’ı avlıyor, beden öğretmeni hep eşofmanla gezebiliyor. Seçim yapmak çok zor, kahramanlar her yerde.

Yaklaşık üç sene İstiklal Caddesi’nde çalıştım. Çoğu insanın cuma-cumartesi akşamı tercih ettiği, gerçi artık pek de tercih etmediği, günde on binlerce insanın “şöyle bi’ yürüyelim” diye ayak bastığı yerin hemen hemen her saat dilimine şahit oldum. Kaç çeşit insan gördüğümü tahmin bile edemezsiniz. Ancak bir tanesi başından beri ilgimi çekti, görmesem bile görmek için çabaladım. Çünkü bugünlerde artık fazla kahraman yok. 

Vatman. Evet tramvay sürücüsü. Günlük hayattan ziyade bulmacalarda gördüğümüz, “v” harfinin kıyak puanı olmasa Kelimelik’te bile görmezden geleceğimiz sessiz kahraman. 

“Man” ile biten bir ismi olması bu köşede yakışıklı duruyor evet ama vatman, sırf kelime şakası olsun diye seçtiğim bir kahraman değil. Bir kere “süper” değil zaten. Kahraman mı, tartışılır. Tartışalım. 

İktisat, ya da yaygın kullanımıyla ekonomi bilimi, kıt kaynaklarla sınırsız ihtiyaçların karşılanması olarak tanımlanır. Bu tanımda ekonomi yerine reklamcılık yazdığımız zaman da çalışıyor. Sonu hiç gelmeyecek iletişim problemlerine çözüm üretiyoruz. İnsanları alıp ürüne veya hizmete ulaştırıyoruz, markayı alıp insanlara götürüyoruz. Bir nevi taşımacılık. Tıpkı vatmanın yaptığı gibi. Direksiyonda biz varız. Tek farkımız, o bu işi her gün aynı hızda yolunu değiştirmeden yapıyor. Ben çok isterdim, sabit bir yol olsun ve bütün problemleri aynı yolla çözelim, keşke…

Zamanlama, hayati bir kavram. Tüm işleri zamanında teslim etme oranımızın yüzde yüz olma ihtimali neredeyse yok. Dahası, işe başladığımız ve işten çıktığımız saatler konusunda bile bir istikrar yakalamamız mümkün değil. Zamanla pek iyi anlaşamıyoruz. İşte vatman burada bize fark atıyor. Kalkış saati var, duraklama noktaları sabit, son durak hep aynı yerde. Gerçek bir kahraman dakiktir, ne zaman ihtiyacın varsa o zaman oradadır. 

Karşılıklı iyi niyet, bizde yazılı olmayan en önemli kural. Bu kural genelde ihmal veya suistimal edilse de ilişkiler, iki taraf birbirini idare edebildiği kadar uzun sürüyor. İşler gecikebilir, markaysan sabırlı ol. Ekip yetişemeyebilir, yöneticiysen biraz rahat ol. Marka ekibinden birine düğün davetiyesi gerekebilir, yaratıcı ekipteysen bu sefer idare et, yapıcı ol. Ne olursan ol, tramvay kalkmak üzereyken koşanlar yetişebilsin diye zil çalarak uyarı veren koca yürekli vatman gibi ol. 

İnisiyatif almak dozunda güzel. Çünkü hepimizin bir iş tanımı var. Elbette bu tanımın sınırlarının minik minik aşıldığı oluyor. Yalnız bazen işimizin ne olduğunu unutacak kadar ileri gidiyoruz, o sıkıntı işte. Ne yaptığımızı ve ne için orada olduğumuzu unutmadığımız sürece, inisiyatif kullanmaya devam. Mesela bir vatman, arkasına takılan ücretsiz yolcular için durmaktansa onları görmezden gelip, taşıdığı yolcular için yoluna devam eder. Bir kahraman için sonuç önemlidir, gidiş yoluna puan verilmez. 

Sektörde adını dünya tarihine altın harflerle, ajans tabelalarına serifli fontlarla yazdırmış duayenler var. Onlar azmini kaybetmemiş her yaştan her reklamcının kahramanı. Vatman ise senin benim gibi biri. Sadece, bizde olmayan basit ama etkili güçlere sahip. Belki biz de bir gün birilerinin hiç de süper olmayan kahramanları oluruz.

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 86. sayısında yayımlandı.
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.