Kahramanlar: Batın Küçükdoğan

Concept İstanbul Copywriter’ı Batın Küçükdoğan, “kahramanın kim?” sorusuna yanıt arıyor… “Öyle bir yer düşünün ki o yer bir reklam yazarının kahramanı olsun…”

Batın Küçükdoğan                                 Concept İstanbul, Copywriter

Benim kahramanım Mecidiyeköy. Mecidiyeköy bile “Benim kahramanın Mecidiyeköy!” demezken, neden diye soracak olursanız, şöyle anlatayım…

Öyle bir yer düşünün ki eşsiz mimarisiyle bezeli sokaklarını gezerken, burnunuza gelen baskın tavuk döner kokusunun hemen ardından, 70 cm’lik zurna dürümü iştahla yiyen bir Nijerli görebilirsiniz. Sonra kendinizi de o zurna dürümü yerken bulursunuz. Mecidiyeköy iştahınızı açar.

Öyle bir müzik anlayışı düşünün ki Azer Bülbül mırıldanan çekik gözlü Özbekler olsun… Mecidiyeköy yerel halkı, adeta temizliğe kendilerini adamışlardır. Viyadükte camı temiz olan bir araç bile görseler dayanamayıp mutlaka ellerindeki süngerlerle o aracın camını temizlemek için her yolu denerler. Mecidiyeköy size eşsiz bir müzik deneyimi ve hijyenik bir yaşam tarzı aşılar.

Bu güzide semtimizde farklı ırklar, bir arada profesyonelce harmanlandığından, kendi memleketinizde kendinizi başka bir ülkeye fotoğraf çekmeye gitmiş Japon turist gibi hissedersiniz. Mecidiyeköy insana hiçbir yere gitmeden, ücretsiz turistik gezi imkanı sunar.

Öyle bir semt düşünün ki Google Haritalar’da gezerken bile sürekli cüzdanınızı kontrol edersiniz. Her yeni sokağa girdiğinizde cüzdanınızdan bir 20’lik eksilir…

Bir diğer konu da mesafe. Bu yazıyı okuyanların birçoğunun yolu, mutlaka bir gün Mecidiyeköy’den geçmiştir. Bu semtteyken, A noktasıyla B boktası arasındaki mesafe ne kadar kısa görünse de Mecidiyeköy’den Mecidiyeköy’e gitmek bile en az 30 dakika sürer. Mecidiyeköy size sabrı öğretir.

Öyle bir köy düşünün ki o yerin yerel insanları genelde kaslı ve güçlü bacaklara sahip olsun. Çünkü orada medeniyete giden yol, zorlu ve bir o kadar da diktir. Mecidiyeköy sizi daha güçlü yapar.

Öyle bir mecra düşünün ki sosyal medyanın nabzı orada atsın. Cevahir AVM’nin altında adeta Nuri Bilge Ceylan’ın bile kıskanacağı hikayelerin olduğu TikTok’lar çekilsin. Mecidiyeköy sizi sanata yönlendirir.

Öyle bir korkusuzluk, gözü karalık düşünün ki maskelerini ağızlarını kapatmak için değil; yokuş inerken düşerlerse diye adeta bir dirsek aksesuarı olarak kullansınlar. Mecidiyeköy modaya uymanızı sağlar.

İşte tüm bu mükemmelliklerin bir arada ve uyum içinde olması benim kahramanımı Mecidiyeköy yaptı.

Eğer bu anlattıklarımı zihninizde tezahür edemiyorsanız çok şanssızsınız. Bu eşsiz lezzetler, muhteşem yokuş deneyimini, farklı kültürler ve daima adrenalin dolu bir hayat tarzı bana çok şey kattı ve katmaya da devam ediyor. Özellikle güçlü bir bacak kası.

Şimdi son kez öyle bir yer düşünün ki o yer bir reklam yazarının kahramanı olsun…

Teşekkürler Mecidiyeköy.

 

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 110. sayısında yayımlanmıştır.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.