Kahramanlar: Akira Kurosava

Çocukken kiraladığı kasetlerle anime dünyasına giriş yapan Ethem Onur Bilgiç, Japon kültürüne olan sevgisini ve bilgisini Kurosava filmleriyle pekiştirmiş ve efsane yönetmen, illüstratörün kahramanı haline gelmiş.

Akira Kurosava’yla tanışmam biraz geç olsa da hem hayatıyla hem filmleriyle hem de yarattığı karakterlerle beni her daim etkilemiş bir yapımcı, senarist ve en önemlisi yönetmen. Üniversiteye yeni başladığım yıllarda düz bir bakış açısıyla sadece “samuray” konusunun ilgimi çekmesi üzerine tanışmıştım yönetmenle. İlerleyen yıllarda ise her filminin derinliklerinde inanılmaz hazineler bulacak, beni geliştiren ve değiştiren öğretilerle karşılaşacaktım.

Çocukken nispeten şanslı yıllarda büyüdüğüm için memleketin küçük bir ilçesinde dahi video kaset kiralayan dükkanlarda bolca anime bulunabiliyordu. TRT de sağ olsun birkaç kuşağı kaliteli animelerle büyütmüştü. Sanırım Japonlara olan ilgim ve sevgim buradan kaynaklanıyor. Çocukken mahallede ninjacılık gibi garip oyunlar oynamak moda olmuştu. Japon kültürüne olan sevgimin pekişmesi ise Akira Kurosava ve Yasujir Ozu filmlerini izlememle tam olarak oturdu. Yasujir Ozu, gerçekçi ve minimalist anlayışıyla Japon kültürünü ve değişimini (Türk insanının ve İstanbul’un değişimine çok benzetiyorum) anlatırken Akira Kurosava destansılığın içinde sade kalabiliyordu. Bu noktada Kurosava filmleriyle bana çok daha fazlasını veriyor. Bana diyorum çünkü ben büyük hikayelerdeki küçük ayrıntıları oldum olası sevmişimdir. Derslerimi de savaşlardaki ulu hakanlardan değil, sade piyadelerin trajedilerinden çıkartmışımdır hep. Akira Kurosava filmleri insanı anlatırken kaybetmeyi de öğretiyor. Kaybetmenin bir son değil de yeni bir başlangıç olması bizim gibi sadece zafer seven toplumlar için önemli. Bu filmler sadece tek ve yabancı bir milleti değil genel olarak insanlığı anlatıyor bu yüzden. Koskoca insanlığı bu denli samimi ve naif anlatmak büyük iş. Akira Kurosava her filminde bunu yeniden başka bir çıtada yapabiliyor. Bunu yapabilmesinin en büyük nedeni de filmleri daha senaryo aşamasında tasarlıyor olması sanırım. Tasarlıyor diyorum çünkü kostümünden kurgusuna kadar her bir köşesini bizzat kendi yapıyor.

Akira Kurosava yaptığı işlere yaklaşımıyla benim kendi işime yaklaşımımı birebir etkilemiş bir insan. Yarattığı karakterler de bu yolda bana dersler veriyor. Seven Samurai’da Shimada’nın bir ekibi nasıl kurduğu ve mantığıyla onurunu arka plana atabilmesini, aynı filmde sadece insanları eğlensin diye konduğunu düşündüğün Kikuchiyo karakterinin Samurayları gururları yüzünden göremedikleri gerçekleri hiç çekinmeden haykırabilmesini, Kagemusha’da Takeda karakterinin bir insandan çok bir simge olması ve simgelerin halklar üzerindeki birleştiriciliğini, Ran’da hiddetli Lord Hidetora’nın bir yıkılma karşısında çaresizliğini gördükçe ve bunların homojen bir biçimde aktarılmasına hayran kalmamak elde değil. Bunlar hem unutulmuyor hem de her izlediğimde benim beynimde yepyeni çakralar açabiliyor.

İkinci Cihan Harbi sonrası yıkık ve yenilmiş bir memlekette zor şartlar altında kült filmler yapılabileceğini gösteren Akira Kurosava geleneksel kültürünü evrenselleştirebilmiş bir insan. Üstelik bunu yaparken hayatında birçok yenilgi alıyor ama yılmıyordu. Sonunda yarattığı filmler Hollywood gibi bir pazarı baştan sona etkiliyor, -asla onun filmlerinin derinliğine ulaşılamasa da- filmlerinin matematikleri Hollywood’da birçok filme ilham oluyor. Bunun en güzel örneği de Star Wars serisi. Bu durum da bana her sevdiğim işin temelini kazmam gerektiğini öğretti. Toprağı eşeledikçe bambaşka insanlar ve eserlerle karşılaşıyorsunuz. Sevdiğiniz ve beğendiğiniz insanların kimlerden ne şekilde etkilendiğini öğrenmek insanı çok daha farklı bakmaya itiyor.

Akira Kurosava, geleneklerine bağlı bir toplumu dünyaya açabilmiş, kendini kabul ettirebilmiş ve o yıllar için kendi ülkesi üzerindeki egemen ülkenin film endüstrisini baştan sona etkileyebilmiş bir insan. Bunu da yaparken yaşadığı her zorluk ve yenilgiden yılmayarak ve yeni hayat dersleri çıkartarak disiplinle iş üretebilmiş. Benim için her zaman en güzel ilham olacak. Dönüp baktığımda birçok kahramanım var ama yaptığım her iş için örnek aldığım en büyük isimlerden biri kesinlikle Akira Kurosava. Çocukluk değil ama kalfalık ve gençlik dönemimin en büyük ustası ve kahramanıdır Akira.

Ethem Onur Bilgiç
Freelance İllüstratör

Bu yazı ilk olarak Campaign Temmuz 2017 sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.