İş yerinde samimiyeti garantilemenin yolu

“Samimiyet son derece önemlidir. Taklit etmeyi öğrendiğiniz zaman işlem tamamdır.”

Yukarıdaki cümle genellikle Groucho Marx gibi komedyenlere veya Daniel Schorr gibi gazetecilere atfedilse de aslında kaynağı şüpheli. Ancak kimin söylediğinden bağımsız olarak yüzlere bir gülümseme konduruyor. Neden?

Çünkü her kesimden insan gerek günlük hayatlarında gerekse de iş yaşamlarında kolayca görülebilen bir samimiyetsizliği düzenli olarak deneyimliyorlar. Hepimiz biliyoruz, gerçek samimiyet ve dürüstlük kolay bulunmuyor. Bulunmaz Hint kumaşı gibi bir şey. Oldukça zor.

Ama aslında böyle olması gerekmiyor. Ayrıca iş yaşamında artık opsiyonel de değil.

Günümüzde giderek artan millennial ve post-millennial iş gücü otoriteyi sorgulamadan kabul etmiyor. Dört başı mamur, sınırları net bir şekilde çizilmiş beklentiler ve kendileri olabilme olanağını arıyorlar. Şirket içinde yaptığımız araştırmalar, çalışanların ne kadar samimiyet hissederlerse işlerinden o kadar memnun olduklarını, katılımcılık ve performanslarının o kadar arttığını ortaya koyuyor.

Peki nasıl samimi olacağız ve çalışanlarımız da bize aynı samimiyeti gösterecekler? Hepimiz, bilinçaltında da olsa “iş yeri tavrımızı” takınmaya şartlandırılmış durumdayız. Kötü haberleri yumuşatmak ve mümkün olan en az dirençle karşılaşmak için içten içe ve çaresizce uyum sağlamayı arzuluyoruz. Dolayısıyla, bir çelişki yaratsa da iş yerinde samimi olmak uğraşmayı gerektiriyor. Bunu başarmanın bazı yolları var:

Örnek olun

Her şey yukarıdan başlamalı. Samimiyeti kurumsal bir kavrama dönüştürmenin ilk adımı, öncelikle liderlerin samimiyetlerini göstermeleridir. Bir lider olarak öncelikle hatalarınızı kabullenmeyi öğrenin (öhm!). İnsan olun. Ayrıca stilinizi önce kendiniz tanıyın ve bunu açıkça tartışmaktan çekinmeyin. Her türlü gizlilikten uzak durmaya çalışın çünkü bu sadece güvensizlik doğurur. Samimi liderler insandır ve hata yapabilirler, kendilerini tanırlar ve saklayacak hiçbir şeyleri yoktur.

Niyetinizi açıkça ortaya koyun

Bu cümle ilk bakışta son derece açık olan bir gerçeğin dile getirilmesi gibi görülebilir ama aslında iş yerinde niyetini net bir şekilde ortaya koymak oldukça az rastlanan bir durum. Yöneticilerin verdiği herhangi bir görevin nedeni çoğu zaman sorgulanmaz, zaten kendileri de pek sık açıklama yapmazlar. Neden bu raporu yazmam gerek? Neden mesaiye kalıyoruz? İyimser bir bakış açısıyla cevap genellikle “müşterimizin işini ileri götürmek için” olacaktır ama bazen gerçekler farklıdır. Bu rasyoneli dürüst bir şekilde ortaya koymak bazen rahatsız edici olabilir. Ne var ki etik olduğu sürece insanlar niyetin doğrudan ortaya koyulmasından memnun olurlar. Şöyle bir şey deneyebilirsiniz: “Bu raporu hazırlamak sıkıcı ve zaman alan bir iş gibi görünebilir ama müşterimiz onu bizim düşündüğümüzden daha farkllı şekilde kullanıyor, dolayısıyla onun ihtiyacını karşılamalıyız.” veya “Bu kez, bu kişi için stil içerikten daha önemli, bu nedenle işin iyi görünmesi için üzerine biraz daha titremeliyiz.” Bu cevaplar çalışanların hoşuna gitmeyebilir ama kendi deneyimime göre insanlar niyetin samimi bir şekilde açıklanmasını, isteğin ardındaki nedenleri bilmeyi takdir ediyorlar.

Farklılıkları fark edin ve kabul edin

Bu cümle her birimizin eşsiz bir kar tanesi olduğu anlamına gelmiyor ancak hepimiz masaya özgün yaklaşımlar, stiller ve düşünce şekilleri koyabiliyoruz. Kurumsal kültür son derece önemli olsa da kolektif karakterimizi oluşturan tüm sağlıklı kırışıklıkları ütüyle dümdüz etmek istemeyiz. Bir zamanlar bana daha agresif olmam gerektiğini söyleyen bir patronum vardı. Benim cevabım ise “Bence burada yeteri kadar agresif insan var. Daha iddialı olabilirim ama sert davranmaya çalışırsam samimiyetimi kaybederim” olmuştu. Patronum bu yorumumu kabul etti ve bununla birlikte performans değerlendirmem de iyi oldu. Samimiyeti besleyen şirketler farklılıkları kabullenir ve insanların bunlar sayesinde – bunlara rağmen değil – yükselmelerine yardımcı olurlar.

Samimiyet ile güveni ölçün ve besleyin

İnsanları yalan makinelerine bağlamayı önermiyorum ama ölçümleme ve hesap verebilirliğe odaklı bir iş yapıyoruz. Dolayısıyla aynı standartları çalışanlarımızdan beklediğimiz samimiyet ve güvene de uyarlamalıyız. Örneğin bizim ajansımızda her yıl anonim bir çalışan katılımcılığı anketi yapılır. “Üstlerime güveniyorum” ve “Yöneticimin benimle doğrudan ve dürüst bir şekilde iletişim kurduğunu düşünüyorum” gibi sorular sorarız. Ayrıca çalışanların problem yaşadıkları alanlara yönelik destek sağlamayı amaçlayan bir samimiyet kültürü yerleştirmek üzere planladığımız liderlik koçluğu çalıştayları gibi devam eden eğitimlerimiz var. Samimi şirketlerin samimiyet yetisini geliştirmek ve ölçmek için mekanizmaları olur.

Bir reklam şirketinin yöneticisi olarak söylediklerimdeki potansiyel ironinin farkındayım. Bir zamanlar mısır gevreğindeki sütün daha kremamsı görünmesi için kaselere yapıştırıcı döken bir sektörde çalışıyoruz ve samimiyetin erdemi hakkında söylediklerim hamasi söylemler gibi görünebilir. Ancak her sektörde olduğu gibi reklam sektöründe çalışanlar da neticede insanlar. Samimiyet arıyorlar ve samimiyetsizliğin kokusunu kilometrelerce öteden alabiliyorlar. Samimi olan, liderlerinden ve çalışma arkadaşlarından da aynı samimiyeti gören kişilerin daha memnun, katılımcı ve üretken olduğu da açık bir gerçek.

Samimiyet, muhtemelen sahip olabileceğimiz en önemli şey. Her zaman göründüğü kadar kolay olmuyor ama bu prensiplere hepimiz uyarsak, taklit etmeye gerek kalmadan samimiyeti garantileriz.

 

Rob Davis
Starcom Worldwide Başkanı

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 77. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.