İş hayatında “reset” gerekiyor

Organizatörler doğru şekilde ifade ediyor: Cinsiyet eşitsizliği kadınların değil iş dünyasının problemi. Cinsiyet eşitliği hala mücadele gerektiriyor.

Cinsiyet eşitliği hala mücadeleyi gerektiriyor çünkü terazide hala eski yollar ağır basıyor.

Bu yıl Uluslararası Kadın Günü  için hazırlanan temanın ismi #BalanceforBetter yani “daha iyisi için denge” idi.

Organizatörler doğru şekilde ifade ediyor:  Cinsiyet eşitsizliği kadınların değil iş dünyasının problemi. Maalesef, iş dünyasında diğer bir çok alanda olduğu gibi yapacak çok işimiz var.  Son araştırmalara göre 2055’e kadar kadın, erkek eşitliği sağlanamayacak. Bir kadın yönetici olarak neden bu kadar uzun sürdüğünü merak ediyorum. Muhtemelen, konu hakkındaki ideallerimizi çok aşağılara indirgedik.

Sürecin uzun olacağını iddia eden raporlara rağmen, kıdemli rollerinde kadın ve erkekleri eşit sayıda görme isteği olumlu bir istek ama bu olumlu istek, ilerlememizi engelleyen doğal ön yargıları gerçekten ele alıyor mu? Ölçüleri değiştirmeden dengeyi aramaya devam edersek, problemin çözülmesi kolay değil gibi görünüyor.

Küçük bir anekdot, kadınların kalifiye eleman açığı olduğunu düşünmüyorum; kendi arkadaşlarım arasında avukatlar, öğretmenler, doktorlar, tüccarlar var. Kalifiye kadınların az sayıda olmaması gösteriyor ki aslında bir nesil önce bile cinsiyet, iş hayatı için engel teşkil etmiyordu. Ancak nedense işe alım sürecine bu durum yansımıyor.

Bir süredir, üst düzeydeki cinsiyet boşluklarının çözümü kadınlarla uzlaşmayı gerektiriyor. Kadınlardan daha özgüvenli olmaları, daha fazla iş yapmaları, problemleri çözmeleri istenirse, iş hayatı daha uzlaşılabilir hale geliyor. Basit, yüzeysel, geçiştirmeler yerine problemi kaynağında çözmeliyiz. İşe alım sürecinde aynı şekilde davranırsak, aynı süreci tekrar tekrar yaşamaya devam edeceğiz.

İş tanımı yazıldığı andan itibaren değişiklikler yapılmalı; sık sık, bahsedilen iş tanımları “erkek ağzıyla” yazılıyor. Arkaik imajla oluşturulan metinler de erkek egemen iş hayatına neden oluyor.

Mevcut işi yapabileceğini kanıtlamış liderleri işe almak yerine, yarının sorunlarını çözme potansiyeli olan liderleri işe almalıyız. Bakış açımızı değiştirirsek beklenmedik adaylar için de kapımızı açık tutmuş oluruz. Bahsi geçen işe alım süreci ile ilgili problemler yalnızca kadınları ilgilendirmiyor. “Better for Balance” cinsiyetten bağımsız olarak iş yerindeki herkes için yeni bir bakış açısı gerektiriyor.

Başarılı olmamız için algılarımızı kabul edilebilir hale getirmemiz gerekiyor. Anne olarak hissedilen aile ile iş arasında seçim yapmak zorunda kalmış iken, baba olarak çocuğunu okuldan almak için işten erken çıkmak kendini işe daha az adamış olarak algılanıyor. Doğum izni hakkındaki sorunlar, neden kadınların camdan bir tavan altında kısılı kaldıkları hakkında tartışmalara yol açıyor. Tartışmalar genellikle babalık iznine yansıtılıyor.

Böylesine bir algılayışı değiştirmek için hem çalışanlarla hem de işverenlerle konuşmak gerekiyor. Başarının onlara ne ifade ettiğini, işlerinin nasıl olduğunu sormak ve farklı düşünmek gerekiyor.

Liderlik konusundaki algılayışımızı değiştirmemiz, beklentilerimizi farklılaştırmamız bizlere yeni yollar açacak ve hepimizi geliştirecek. Bilinmeyene ilk adımı atmak cesur olmayı gerektiriyor. Yöneticiler çalışanlarıyla açık diyaloglar geliştirmeli. Böylece farklı normlarda bir iş yaşam dengesi istedikleri için kendilerini endişeli hissetmeyecekler.

Liderler çalışanlarının yeni öğrenme yolları keşfetmelerine izin verirse, alanlar yaratırsa çok daha geniş bir yetenek havuzuna ulaşacaklar.

İnovasyon hızının ve sosyal trendlerin ışık hızında hareket ettiği bir zamanda, yönlendirilebilir yetenekleri işe almak, kurumlara rekabet avantajı sağlayacak. Çalışanların yeni şeyler öğrenmelerine, tüketici olmalarına izin vermek müşterileri hedefleme konusunda daha fazla içgörüye sahip olmalarını sağlayacak.

Kariyerlerini daha zekice ve parlak göstermek isteyen farklı jenerasyonlardan birçok lider var. Herkesin faydalanabilmesi için dengeli bir gelecek inşa etmeliyiz ve inşa ederken de eski beklentilerimizden vazgeçmek zorundayız.

Jo Lyall

Managing Director of Mindshare UK

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 88. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.