“İnsanların yerine geçmesinden ziyade, en yakın destekçi olabilir”

Öncelikle “robot” kelimesinin internet* (Wikipedia) üzerindeki tanımıyla başlayalım:
“Robotlar, canlıların işlevlerini ve davranışlarını taklit edebilen, fiziksel yeteneklere ve yapay zekâya sahip, disiplinler arası öğeler içeren mühendislik ürünleridir.”
“Robot, otonom veya önceden programlanmış görevleri yerine getirebilen elektro-mekanik bir cihazdır.”
Dikkat edersek; davranışları taklit eden, önceden programlanan görevleri yapabilen varlıklardan bahsediyoruz. Dolayısıyla yaratıcılık gibi ağır duygu barındıran konularda, insan faktörü daima etkin olacaktır.

Şu an farklı yapay zeka türlerinin olduğu bir dönemdeyiz. Basit versiyonda, sadece verilen görevleri, kurallar çerçevesinde yerine getiriyor. Komplike yapay zeka türlerine gittikçe geçmiş deneyimden öğrenme, bir alanda öğrendiğini başka bir alana taşıyabilme yetisi ortaya çıkıyor. Bunlar oldukça etkileyici. Bununla birlikte unutulmaması gereken bir konu var ki o da insan beyninin henüz çözümlenememiş sürprizli dünyası… Günümüzde insanoğlunun zekasının açıklamasını, tek bir değişkene bağlayabilmiş değiliz. Nöron sayısının fazlalığı, kafa ve vücut oranı gibi hayvan dünyasıyla çelişen faktörler var. Müzik ve beyin ilişkisinin nedenini değil, ancak sonucunun bir kısmını çözebilmiş durumdayız.

Kadın ve erkek beyninin işleyişindeki farklılık, tüm bilim insanlarınca kabul görmüş bir durum. Nöronların farklı hareketleri, yaratıcılıkta da ayrışmaya gidiyor. İlk bilgisayar programcısı Ada Lovelace ya da Ay’a giden ilk uzay aracının uçuş kodlarını yazan kadınlar, kadınların da yaratıcılığa ne derece katma değer sağlayabildiklerinin kanıtları. Zaten iç görülerin ve yaşam deneyiminin farklı olduğu cinslerde, tek tip iş çıkması doğası gereği mümkün değil. Bu nedenle yaratıcı sektördeki kadın – erkek dengesinin sağlanması sadece eşit hak anlamında değil, iş odaklı olarak da önemli. Yani beyin ve işleyişi konusu, sadece cins değişkeni nedeniyle bile daha komplike hale geliyor.

İnsan ve beyni, mekanik bir şekilde işler gibi gözükse de işin içinde yoğun bir duygu var. Bu da işin sürprizini artırıyor. Yazılı olmayan toplumsal kurallar, ahlaki değerler, âdetler bunların hepsi kültürel kodlarımızda var. Bunların ayna etkisiyle kopyalanması mümkün değil. Yabancı olup Türkiye’de yaşayan birini düşünün. Genel hayat rutinleri hakkında bir fikri yok. Zaman geçtikçe, çevresinden olay bazlı öğrenimlerini elde eder, çıkarsamalar yapar. Ancak bir başka rutin gerçekleştiğinde bu, yine de başına ilk kez geliyordur ve ne yapacağını bilemez. Yapay zeka da aynı şekilde, deneyimlerinden öğrenmekte ancak geleceği öngörmesi, tüm bildiği değişkenlerin gerçekleşmesi durumunda mümkün benim gözümde. Bu nedenle insanların yerine geçmesi değil, ona en yakın destekçi olabilir.

Çok futuristik robotlara gitmeyelim. Şu an medya sektöründe kullanılan “DCO: Dinamik Kreatif Optimizasyonu” araçlarını ve bizim de WPP olarak kendi yapımızda bulunan mDCO’yu ele alalım. Temelde, pek çok farklı değişkene göre sisteme kurallar atayarak, farklı kreatif varyasyonları ilgili hedef kitlelere, ilgili görsel ve marka vaadi ile ulaştırmanızı sağlıyorlar. Bu, medyada operasyonel süreç olarak tanımlanan bir işin, otomasyona bağlandığı bir nokta. Dolayısıyla elle yapılan iş hatasını azaltma, insan gücünü katma değerli işlere ayırma gibi kazanımları var. Ancak temelde işin stratejisi ve yaratıcı bölümü yetenekli insanlar tarafından gerçekleştiriliyor.

Son olarak, günümüz yöneticilerinin artık IQ sahibi olmasındansa, EQ sahibi olması daha aranan bir özellik. Dolayısıyla bir yapay zekanın, yakın gelecekte yöneticim olacağına inanmıyorum diyebilirim…

Gizem Tekin Güner
GroupM, Innovation & Partnerships, Managing Partner

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye 94. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.