İlkay Gürpınar: “İmrenme duygusu” yaratan işler önemli

27. Kristal Elma Festivali’nin Ana Kategoriler Seçici Kurul Başkanı İlkay Gürpınar, eleme sürecinde imrenme duygusu yaratan işler kadar taze fikirlerin de yolunun açık olacağını belirtiyor.

İlkay Gürpınar

TBWA\İstanbul CCO’su İlkay Gürpınar’la Kristal Elma Festivali’ne sayılı günler kala, festival hakkında konuştuk. Ana Kategoriler Seçici Kurul Başkanlığının yanı sıra, bu yıl festival iletişiminin kurumsal kimlik yapılanması, logo tasarımı ve tema yaratımı sürecinde de yer alan Gürpınar, karar alma süreçlerinde etkili olan fikri “yaptığımız işin tanımından ve hepimizin var oluş sebebinden yola çıktık” sözleriyle özetliyor.

Seda Büktel Ana Kategoriler Seçici Kurul Başkanı olarak, yarışmaya katılan işlerde sizin için önemli kriterler neler olacak?

İlkay Gürpınar Her mecranın ayrı özellikleri var. İyi bir film, iyi bir ilan, iyi bir açıkhava reklamı; hepsinin kendi içinde ayrı kriterleri var. Ama ortak kriterlerde, “anlatım becerisi” arıyor olacağız. Anlatmak istediği konuyu ne kadar yalın, ne kadar etkili ve ne kadar taze bir fikirle ve uygulama diliyle anlatabilmiş, bunlar önemli. Tazelik özellikle, benim kişisel olarak çok heyecan duyduğum ve önemsediğim bir konu. Her gün onlarca reklam görüyoruz. Dürüst olalım, işlenen konular da az çok benzer konular. Daha önce defalarca gördüğümüz bir mesajı, daha önce görmediğimiz bir şekilde verebilmiş mi? Sadece uygulamasında değil, yaklaşımında bir yenilik, bir tazelik var mı? Ve tabii son olarak işçilik. Ne kadar iyi hayata geçirilmiş… Fikir, gidebileceği en ileri noktaya gidebilmiş mi? Yoksa yolun yarısında yorulup kalmış mı… Uygulamasında bir tazelik var mı? Bazen bir işe bakınca, o iş için sarfedilen saatleri görüyorsunuz. Çalışan kalabalıkları hissediyorsunuz. Onlarca kişi ne kadar da emek vermiş diyorsunuz… İşçilik de değerlendirmemizin önemli bir kısmı olacaktır. Özetlemek gerekirse her iyi iş, işini seven bir kreatif direktörde ince bir imrenme duygusu yaratır. Hayranlık, kıskançlık ve kendini suçlama arası ilginç bir duygu diyebilirim. “Bunu neden ben düşünemedim veya yapamadım” hissi. Bir odaya kapanmış kreatif direktörler olarak, esas olarak bu duyguları uyandıran işler peşinde olacağız.

Seda Büktel Daha önceki jüri üyeliği deneyimlerinize dayanarak, jüri olarak görev alacak kişilere ne gibi önerilerde bulunabilirsiniz?

İlkay Gürpınar Ailelerine kısa bir süre veda etsinler (gülüyor). Jüriye dinç ve kuvvetli gelsinler. Zira dernek, bu sene ön eleme sürecinin de Ana Jüri tarafından yapılmasına karar verdi. Günler boyunca aynı odada binlerce iş değerlendireceğiz. Bu jüriden sonra her kreatif direktörün en iyi arkadaşı, bir başka kreatif direktör olacak muhtemelen. Ama ben şimdiden en doğru kararların çıkacağından eminim. Sonuçta her jüriyi katılanların kalitesi belirler. Ve Türkiye’nin en iyi, en kıdemli kreatif direktörlerinden oluşan bir jürimiz var.

Seda Büktel TBWA\İstanbul olarak Kristal Elma’nın bu yılki iletişimini kurumsal kimlik yapılanmasını üstlendiniz. Logo tasarımında nelere dikkat ettiniz?

İlkay Gürpınar Dernekten, logoyu yenilemek ve tüm kurumsal kimliği yeniden belirlemek üzere bir brief aldık. Bu yönde geliştirdiğimiz kimliğin, bugünün tasarım anlayışına uygun, ancak zamanla da eskimeyecek, ‘zamansız’ hissettiren bir kimlik olmasını amaçladık. Çok köklü ve önemli bir yarışma. Türkiye’nin en önemli yaratıcılık yarışması ve festivali. Türkiye’nin en iyi fikirleri, hatta artık, dünya ile yarışan fikirleri bu yarışmada öne çıkıyor. Bu nedenle görsel dilinin evrensel olmasına da özen gösterdik. Önümüzdeki senelerde içerik değişse de, “look&feel” olarak kodladığımız markanın görsel dili bu yolda devam edecek.

Seda Büktel Yine ajans olarak, festival temasının da oluşturulmasında çalıştınız. “Fame” teması nasıl ortaya çıktı?

İlkay Gürpınar Yaptığımız işin tanımından ve hepimizin var oluş sebebinden yola çıktık. Bir markayı meşhur etmek, konuşturmak, sevdirmek, beğendirmek; tüm bu marka yaratma sürecinin başlıca güdülerinden biri, şüphesiz şöhret. Şöhret kavramı, dernekte hepimize heyecan verdi. Festival boyunca, içerik anlamında farklı alanlara dokunması açısından da elverişli bulduk. Yani “Şöhret” teması, bize ilginç konuların kapılarını açtı. Etrafını içeriklerle örmeye başladık. Şöhretin tanımı eskiden neydi, şimdi ne oldu? Eskiden Superbowl’a bir reklam vererek ünü yakalıyordu markalar. Bugün, internete koyacağınız 5 saniyelik bir video ile aynı şöhreti, dünya çapında sağlayabiliyorsunuz. Ya da bir başka konu, şöhreti devam ettirebilmek. Bazı markalar, şöhreti yakalayınca da işin peşini bırakmıyor. O rüzgardan faydalanıp yeni dalgalar yaratıyorlar. Bir kampanya boyunca şöhretin dalgaları nasıl yaratılır? Farklı mecralardaki iletişim şekilleri bu dalgaları nasıl geliştirir? Tabii “Fame” temasının başka manidar göndermeleri de var. Kristal Elma, bu ülkenin en büyük ve en önemli yaratıcılık yarışması. Nice reklamcı bu sahnelerde ödül kaldırarak meşhur oldu. Tema bir yandan da… Sen de gel, ödülünü al, tarihe geç diyor.

 

Bu röportaj Campaign Türkiye Eylül sayısında yer almıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.