“İlham perisi disiplini sever”

İş hayatının hızlı temposuna ayak uydurmakla kalmayıp farklı alanlarda da üretmeye devam eden isimlerle konuştuğumuz The Story’de, bu ay çocuk kitabı yazarı Mehmet Tekin’i ağırladık.

 

Kitap yazmak çokça zaman ayrılması gereken ve bir yazar için oldukça yorucu bir süreç. ‘Yansımasını Arayan Çocuk’ kitabının yazarı Mehmet Tekin bu süreçte bir yandan da Motion Graphic Artist olarak profesyonel iş hayatına devam ediyordu. 110. sayımızda Mehmet Tekin ile çocukların kendilerini keşfetmesine yardımcı olmak motivasyonuyla başladığı bu yolculuk ve biricik kitabı ‘Yansımasını Arayan Çocuk’ hakkında konuştuk.

İrem Kalenci 2017 yılında Riot Games’te Motion Graphic Artist olarak kariyerinize devam ederken ‘Yansımasını Arayan Çocuk’ isimli kitabınızı yayımladınız. Çocuk kitabı yazma düşünceniz nasıl gelişti, biraz bahsedebilir misiniz?

Mehmet Tekin İyi bir okur olmak, beni yazar yapan şey oldu diyebilirim. Daha kitabın son sayfasını çevirirken yaşadığım “sıradaki kitap” hevesim hiç bitmiyor. Tarz ve yazar ayırt etmeksizin okuyorum. Çocuk kitaplarının yeriyse benim için apayrı. Çocuk kitaplarının anlam dolu hikayeleri, en renkli kurgularla ama olabilecek en duru şekilde anlatabilmesi benim için daima merak uyandırıcı olmuştur. Ben de yazım sanatının bu çok incelikli yolundan ilerleyerek düşüncelerimi kağıda aktarmaya çalışırken “Yansımasını Arayan Çocuk” kitabım hayat bulmuş oldu.

Bu arada 2017 demişken, kitabımı çok daha önceden yazdım aslında. 2014’te üniversiteden mezun olunca hemen yazmaya başladım. Üniversitedeyken aynı anda çalıştığımdan pek bir şeye fırsat kalmıyordu. Bir yıl yazdım, sonra birçok yazar gibi kendi yazdığımdan sıkılıp bir kenara attım. 2015’te tekrar üzerinde çalıştım ve yıl sonunda cesaretimi toplayıp yayınevime gönderdim. Doğan Egmont’tan gelen onay mailinin beni ne kadar mutlu ettiğini anlatamam.Basım tarihi için 2016’nın ortaları diye anlaşsak da aynı yıl darbe olunca işler pek de öyle gitmedi. Nihayetinde Mayıs 2017’de okuyucuyla buluştu. Yazılması da basılması da beklediğimden çok daha uzun sürdü.

İrem Kalenci Kitabınızı yazarken çocuklara nasıl bir mesaj vermeyi amaçladınız?

Mehmet Tekin Ben yazarak kendimi keşfettim. Onlara da anlatmak istediğim tam olarak buydu. Çocukların kendilerini keşfetmesi, ne istediklerini bulması ve kendi kararlarını vermelerinin değerini görmeleri için yardımcı olmak istedim. Bunlar çok geniş ve hayat boyu devam eden süreçler kesinlikle ama farkındalığına çocuk yaşta erişmenin de ilerde büyük avantaj sağladığı bir gerçek. Kimlik karmaşası yaşamadan yetişkinliğe adım atmak onların yaşıtlarından çok daha olgun bireyler olmasını sağlayacaktır.

İrem Kalenci Kitap yazmak oldukça kapsamlı bir süreç. Bir yandan profesyonel iş hayatınızı devam ettirirken ‘Yansımasını Arayan Çocuk’ için nasıl vakit ayırdınız?

Mehmet Tekin Bu soruyu bana soranlara genelde şöyle cevap veriyorum “ilham perisi disiplini sever.”

Her akşam işten eve geldiğimde, kitabımın sadık bir çalışanı olarak muhakkak yazmaya vakit ayırdım. Hiçbir
şey yazamadığım günler de oldu elbet ama hemen bırakıp gitmiyor, yazdıklarımı tekrar tekrar okuyordum. Yazdıklarımı nasıl geliştirebilirim bunu bulmaya çalışıyordum. Serviste, metroda, metrobüste elimde sürekli yazdıklarım oluyor, yolda geçen zamanımı bile yazdığım şeyleri düzenleyerek geçiriyordum. Aslında ana işinizin dışında başka şeyler ürettiğinizde oradan aldığınız hazla ve tatminle, temel işinizde de daha verimli ve mutlu olmaya başlıyorsunuz.

İrem Kalenci Son bir yılda pandemi dolayısıyla çoğumuz işimizi evden yürütmeye başladık. Kitabınızı bu süreçte yazmış olsaydınız sizce neler farklı olurdu? Bu süreç sizin için bir avantaj mı yoksa dezavantaj mı olurdu?

Mehmet Tekin Evde kalmak, sizi zamanınızı çalacak bir çok şeyden uzak tutup, daha çok yazabilmenize fırsat tanıyor. Mesela uzun süredir aklımda dönen bir çocuk öyküsünü hiç tahmin etmeyeceğim hızda tamamladım geçtiğimiz yıl. Genelde yazarken insan biraz kapanmak ister zaten. Yazma sürecinin öncesinin sosyal, yazım aşamasının da asosyal bir evre olduğu söylenebilir.

Yine de dışa dönük bir insan olarak, yeni insanlarla tanışmak, yeni fikirler duymak, bir kafeye gidip adını bile duymadığım bir yemeği yemek, o kültürle tanışmak gibi şeylerden beslendiğimden benim için bu kadar kapanma yetti de arttı. Çünkü sayfalarda hayat bulacak kişilerle tanışmamız için bir yerlere gitmemiz, o karakterlerin yaşayacağı mekanları bulmak için gezip görmemiz ve onlara hayat verecek anıları yaşamamız lazım. Yazılmayı bekleyen gelecek bölüm sıradaki durakta, bense hala kanepenin üstündeyim maalesef.

İrem Kalenci Kitabınızı araştırdığımda “Çocuk kitaplarının sadece çocuklar için olmadığını tekrar öğreten kitap.” yorumuyla karşılaştım. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Çocuk kitaplarında -özellikle sizin kitabınızda- her yaş grubunun alacağı bir şeyler var mı sizce de?

Mehmet Tekin Jules Verne’in bilim kurgu dehasını yetişkinken daha iyi görebiliyor insan ya da yaşınız kaç olursa olsun Ronald Dahl psikolojik bir seans gibi unutulan pek çok duyguyu gün yüzüne çıkarabiliyor aniden. Küçük Prens’teki göndermeleri ve dokundurmaları görmek için yetişkin olmak şart bile denebilir. Öyle ki, Alice Harikalar Diyarını sıkılıp yarıda bırakmıştım çocukken. Bu yıl üçüncü defa okumayı planlıyorum ve önceki okumalarım da çocukken değildi.

Yani kısacası çocuk kitaplarından her yaşta çıkarabileceğimiz dersler var. Ayrıca çocukluktaki güçlü duygularımızın ve o dönemdeki basit düşünme gücümüzün yetişkinlikte hatırlanmasının, kişinin hayattan keyif alabilmesi için bir hayli önemli olduğunu düşünüyorum.

Benim kitabımda da kahramanımız Memo gölde yansımasını göremeyince heyecanlanıp suya düşüyor ve kendini ikizler ormanı adlı garip bir yerde buluyor. Çocuk gözüyle okunduğunda belki sadece meslek seçimi konusunda kafası karışık Memo’nun türlü hayvanlarla geçen bir serüveni gibi görülebilir. Yetişkin gözüyle bakıldığında ise bunun içsel bir yolculuk olduğunu anlamak çok daha kolay oluyor. Kişinin kendini bulma sürecinin ne denli çetrefilli olabileceğine, bunun için cesaretli olmak gerektiğine ama kazancının da bir ömür insanı mutlu edebileceğine işaret ediyor.

İrem Kalenci Hepimizin çocukluğunda bir favorisi olmuştur. Sizin favori çocuk kitabınız hangisiydi?

Mehmet Tekin Hiç düşünmeden Şeker Portakalı diyebilirim. Bir kitabın sevgi ve üzüntü duygularını bu kadar güçlü yaşatabilmesine hala aklım ermiyor.

İrem Kalenci Son olarak, yazarak insanlara ulaşmanın farklı bir tutku olduğunu ve bağımlılık haline geldiğini düşünenlerdenim. Sizin ikinci bir kitap için planlarınız var mı?

Mehmet Tekin İnsanoğlu değil miyiz? Ömrümüz kendimizi ifade etme çabasıyla geçiyor aslında. Mağara resimlerinden, dillerin icadına ve yazı sanatının gelişmesine kadar her şey bununla alakalı. Derdini, duygularını birisine anlatmak, onun da okurken yalnız olmadığını hissetmesi, katarsis yaşaması ya da yabancısı olduğu duyguları tanımasına katkı sağlamak kadar keyifli bir şey yok. Bu bağ kurma çabası gerçekten de çok güçlü bir tutku. Ben de bu tutkuyla, “Yarına Hazır Değilim” adlı low-fantasy bir yol hikayesini tamamladım geçen yıl. 2018 – 2019 yıllarında yazıp bitirsem de, pandeminin bol evde kalmalı zamanlarıyla beraber son halini aldı. Hiç planda yokken “Süt Prensesi” adlı okul öncesi dönem için bir çocuk öyküsü de yazdım ayrıca. Umarım onlar da “Yansımasını Arayan Çocuk” gibi okuyucuyla buluşabilirler.

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 110. sayısında yayımlanmıştır.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.