İklim değişikliği bir iletişim sorunudur!

Yapı Kredi Kurumsal İletişim Direktörü Arda Öztaşkın, pazarlamanın da üzerinde etkisi bulunduğu tüketim şeklimizin, iklim değişikliğinin temel sebebi olduğunu söylerken dönüşüm ve kolektif bilinç noktasında iletişimin büyük rolü olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

İklim değişikliği ile ilgili bilim adamları görevlerini yeterince yerine getiriyor ancak bilim temelli gerçekler konunun geniş kitlelere iletilmesi açısından yeterli ve dönüştürücü olmaktan çok uzak. Artık, iletişimcilerin devreye girme zamanı.

Eğer iletişim için doğru içgörüler üzerinden, tüketici davranışlarını yönlendirme/dönüştürme ve ihtiyaç/motivasyon yaratma becerisi diyorsak, iklim değişikliği ile mücadele için de özellikle eko-tüketim pratiklerine dönüşüm için bu becerinin tüm gücüyle devreye girmesi gerekiyor. Öte yandan, bu gücün ‘karanlık’ tarafta kullanılmasının önüne geçilmesi de (greenwashing) bütüncül doğruluk ve ahlak açısından önem taşıyor.

Fosil endüstrisi çevresel, sosyal ve ekonomik sorunları tetikledi

Sanayi devrimi ile birlikte başlayan ve günümüze kadar güçlenerek gelen fosil yakıt endüstrisi ve bunun getirdiği tüketim modelleri artık insanlığın geleceğini tehdit eder boyutta çevresel, sosyal ve ekonomik sorunları tetikledi. İklim değişikliği ile küresel ısınma ekseninde yürüyen ve bunun etrafında şekillenen sürdürülebilirlik tartışmalarının merkezinde, yine insan kaynaklı üretim, tüketim ve yaşam pratikleri yer alıyor.

Bugün tüketim pratiklerimiz, iklim değişikliği sorununun ana kaynağı. Pazarlama, yeni alınan bir ürünü hızla eskitme, hemen yeni ve daha iyi bir versiyonunu çıkarma ve bununla ilgili tüketicide ihtiyaç yaratma üzerinde çok etkili durumda. Çöpümüzün %80’i sadece bir kez kullanılan eşyalardan oluşuyor. Her yerden plastik fışkırıyor. Dünyada her gün, her türden milyonlarca mal, daha rafa bile çıkamadan dünyanın çözmesi gereken binlerce ton ‘atık’ arasında yerini alıyor.

Fosil yakıt endüstrisinin temel oyuncuları (örneğin yakıt şirketleri) bu tüketim ataletini sürdürmek için çok etkili şekilde iletişimi kullanıyor. İklim değişikliği konusunu kabul etseler dahi, üretimi artıracaklarını söylemekten de geri durmuyor. Beş büyük petrol şirketi, son 30 yılda dünyaya genel etkileri ile uyuşmayan ‘yeşil’ şirket imajına sahip olmak için 3,6 milyar dolar iletişim yatırımı yaptı.

İklim değişikliği soyut ama son derece duygusal bir konudur

Bundan 15 yıl önce bu kavramlar sadece zavallı kutup ayıları, eriyen buzullar yani çevre hassasiyeti üzerinden tanımlanırken, bugün artık konunun herkesi ilgilendiren yaşamsal bir durum olduğu netleşmiş durumda. Artık, iklim değişikliğinin sembolü kutup ayısından ziyade, dünyanın her yerinde görünen ve milyonları etkileyen olağanüstü hava koşulları ve bunun yarattığı ekstrem durumlar (seller, kuraklık, yangınlar, fırtınalar, vb.) olarak iz bırakıyor.

Yine de iklim değişikliğinin bu tipik görüntüleri, insanlar üzerinde çok uzak tehditler olarak algılanma ve böylece aslında konunun özümsenmesini engelleyecek şekilde savunma mekanizmalarının tetiklenmesine yol açabiliyor.

Bir savunma mekanizması, bir kişiyi istenmeyen veya acı veren fikirlerden veya duygulardan korur. Beyninizin sizi baş etmesi zor olan duygu ve düşüncelerden korumasının bir yoludur. Bununla birlikte, savunma mekanizmaları gerçeği çarpıtıyorsa ve böylece duygulardan kaçmanıza izin veriyorsa bu, iklim değişikliği de dahil olmak üzere duygularınızla yüzleşmenize engel olur.

Julia B. Corbett, ‘İklim Krizi İletişimini Yapmak’ adlı kitabında bu durumu çok sağlam bir şekilde eko-yas evreleri olarak tanımlar ve Elisabeth Kübler-Ross’un kederin beş evresini örneklendirir.

  • İnkar (İklim değişikliği yalandır.)
  • Öfke (Sebebi aç gözlü devletler, petrol şirketleri, kapitalist düzendir.) 
  • Bargaining (Okay, I’ll live more eco-prudently. But, is it enough?) 
  • Depresyon (Konu benden çok büyük. Yapabileceğim bir şey yok.) 
  • Kabullenme (İklim değişikliği gerçek. Benim ve çocuklarım için sonuçları olacak.)

Bu aşamalar mutlaka doğrusal değildir ve bir kişi bu aşamalar arasında gidip gelebilir. Kabullenme, iklim değişikliğinin hem kişisel hem de profesyonel yaşamda kalıcı gerçeklik olduğunu kabul etmektir.

İletişim, iklim değişikliğinin içselleştirilmesi açısından kritik önemdedir. İletişimciler, iklim değişikliği hakkındaki duyguları dile getirmenin, adlandırmanın, işlemenin ve bunları günlük hayata entegre etmenin yollarını yaratmaya yardımcı olabilir. Bireysel, sosyal ve politik dönüşüm için gereken kolektif farkındalığı ve bilinci sağlayıp, eylemi tetikleyebilir. Bilimin söylediği korkutucu gerçekliği, savunma mekanizmalarını atlatacak şekilde içgörü ile paketleyip, insanlara sunabilir.

İletişim gücü, artık manipülasyon (greenwashing) için değil, gerçek anlamda dönüştürücü eylem için kullanılmalıdır. Elbette sadece kitleler üzerinde değil, politika yapıcılar üzerinde de etkili olacak; davetkar, kapsayıcı ve duygu, amaç ve anlam içerecek şekilde…

Arda Öztaşkın

Yapı Kredi Kurumsal İletişim Direktörü

 

 

 

Bu yazı Arda Öztaşkın’ın kişisel blog’u kaynak alınarak 115. sayımızda kullanılmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.