İçerikte miktar mı yoksa nitelik mi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İçeriklerin çok hızlı geçtiği hayatımızda niteliklere mi yoksa miktara mı daha fazla önem vermeliyiz?

Eğer belli bir yaşın üzerindeyseniz “Dallas”, “Knots Landing”, “Dynasty” ve “Falcon Grest” gibi büyük “cliffhanger” anlarının yaşandığı drama dizilerini hatırlıyorsunuzdur. Bu tür diziler, izleyici kitlesini delicesine düşündürüyor ve teoriler kurmalarını sağlıyorlardı. Bugünün değişen dünya medyasında, istediğiniz her şeyi istediğiniz her anda dijital platformlar üzerinden izleyebiliyorsunuz. Benim size izlemeden önce yapacağım tavsiye: Kemerlerinizi bağlayın.

Netflix’in açıklamasına göre 8 Temmuz’da Stranger Thing’in sekiz bölümlük yeni sezonunu 18.2 milyon üye çoktan izlemişti. Ben ise 4 Temmuz’da Indiana’nın kurgusal şehri Hawkings’te havai fişek gösterilerine hazır şekilde bekliyordum. Müsait olduğumdan dolayı da o hafta sonunda tüm 8 bölümü (eminim ki sizler de aynısını yaptınız) izledim. Ne mutlu ki dizi beni hayal kırıklığına uğratmadı. Bu sezon tüm Stranger Things bölümlerinin sizi koltuğunuzun ucuna tutacağını, gerçek bir sinematik tecrübeyle büyük bir zevk yaşatacağını (tabii ki cliffhanger anı da bulunuyor) söylediğimde bana güvenin. Bu da bizi okuyucularıma sormak istediğim soruya yönlendiriyor.

Eğer aşağıdaki iki durumdan birini seçme şansınız olsaydı hangisini seçerdiniz?

A) 8 bölüme sahip ve tüm bölümlerini bir anda izleyebileceğiniz (aynen Stranger Things gibi) mükemmel bir hikayeye sahip bir dizi.

B) 22 bölümlük benzer bir hikayeye sahip, haftalık olarak yayınlanan, iki haftalık Noel Tatili’ne giren ve tüm bölümleri kusursuz olmasa da daha uzun bir sürece yayılan bir dizi.

Eğer bu sorunun öznesi yemek olsaydı şu şekilde de sorulabilirdi: a) hayatınızda yediğiniz en lezzetli yemek (maalesef iştahınızı kapatmayacak), b) sınırsız şekilde yiyebileceğiniz ancak çok da fazla lezzetli olmayan bir yemek.

Netflix 2018 hedeflerini açıkladı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu konu hakkında yaptığım kişisel araştırmalar, genellikle a şıkkının seçildiğini gösteriyor. Benim fikrimi soracak olursanız ben b şıkkını işaretlerdim. Her ne kadar Stranger Things’in üçüncü sezonundan oldukça fazla zevk almış olsam da (halen çoklu hikayelerin nasıl birleştirildiğine hayret ediyorum) yeni sezondaki 8 bölüm için oldukça fazla bir süre beklemek zorundayım. Eğer bu haftalık yayınlanan bir dizi olsaydı Kasım ayına kadar izlemeye devam edebilirdim.

Geçmişte de söylediğim gibi hangi platformda yayınlandığı önemli olmaksızın hiçbir bir sezonda 8 veya 10 bölüme sahip olacak kadar cimri olmamalı. Ben hala dizilerin sezonluk 30 bölüm çektikleri zamanları hatırlıyorum.

Stranger Thing’in etkileyici 8bölümlük paketine rağmen daha fazla bölüm sayısına sahip ve izleme tecrübesinin süresini artıracak sistemlerin daha fazla öne çıkması gerektiğini düşünüyorum. Her bölümün ardından izleyiciye sindirmesi için alan ve zaman yaratılmalı.

Duygusallığı bir kenara bırakıp iş olarak baktığımızda internetsiz pazarlarda yayının arka planlardaki geliri halen önemli bir kalem. Stranger Things’in ortaya çıktığı ilk planda sadece 30 bölüm yer alıyor. Bu tür reytingi yüksek dizilerin 100 bölümden daha kısa sürmemesi gerekiyor.

Dijital dünyada daha farklı bir model olduğunu kabul ediyorum buna karşılık geleneksel düzen hala daha mantıklı. Yemek sorusundaki fikrimi soracak olursanız; tabii ki yine sonsuz seçeneği işaretlerdim. Muhakkak nitelik önemli fakat sınırsız yemek bana daha cazip geliyor. Ben tatmin olmak, doymak istiyorum. Stranger Things’in kısa sezonu hakkındaki düşüncelerim için de bunu söyleyebilirim.

Marc Berman

Kaynak: www.campaignlive.com

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.