Hikâyesini arayan lider

Hikâyelerin “ruha canlılık veren bir ateş” olduğuna inanıyorsanız, muhtemelen kolay erişilebilir olmadığını da biliyorsunuz. Dahası, onu korumanın ve canlı tutmanın apayrı bir çabayı gerektirdiğini de…

Eski hikâyeleri, yeni hikâyeleri, yaratılmakta olanları geleceği aydınlatan meşaleye benzetebiliriz. Öyle ki, meşaleyi taşıyanlar zaman içinde o yolun rehberine, hikâyelerin başkahramanına, liderine dönüşür. Ruhumuza canlılık veren de, yolumuzu aydınlatan da elbette fikirlerdir. Tarihin aydınlık sayfaları, paydaşlarının değerlerinden beslenen fikirleri umut ile harmanlayan liderlerin ve yol arkadaşlarının hikâyeleriyle süslüyse, bunun amacı dünyayı daha yaşanabilir ve güzel bir yer yapmaktan öte ne olabilir?

Küresel salgın nedeniyle aramızdaki mesafenin açıldığını, iletişimimizi ve fikirlerimizi besleyen diyaloğun zayıfladığını düşünerek bu sözleri romantik bulabilirsiniz. Keşke öyle olsa. Yani daha romantik olabilsek. Gerçekçi yanımız hep bir arayış içinde. Hayatımızı anlamlı kılacak yeni anlamlar arıyoruz. Telefonumuzun ekranında, haber sitelerinde, sosyal medyada ve saatler geçirdiğimiz, konuşmaya ve dinlemeye doyamadığımız “Clubhouse” oturumlarında. Belirsizliklerin giderek arttığı bir dünyada ruhumuzu ve yolumuzu aydınlatacak fikirler arıyoruz.

Aradığımızı tek başımıza bulmanın kolay olmadığını görüyoruz. Güven bağlarımızı tazelesek. Karşılıklı anlayış ile ortak aklı benimsesek. Bir hedefe ulaşmak için yaptığımız işbirliğini, birbirimizi ve ufkumuzu geliştirmek için de yapabilsek. İlham veren hikâyelerin kahramanlıklarını mümkün kılan liderliğin; kendimize, ailemize, kurumlarımıza, yol arkadaşlarımıza yaptığımız liderlikten geçtiğini; liderliğin daha güzel bir dünya idealinin parçası olmayı gerektiren ahlaki bir duruş olduğunu, yol arkadaşlarına ve insanlığa hizmet etmeyen bir liderin hikâyesinin de tarihin aydınlık sayfalarında bir yer bulamayacağını anlayabilsek, belki biz değil, aradığımız hikâye bizi bulabilecek.

Emine Çubukçu

Reklamcılar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 109. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.