Hiç tanımadığınız bir limana varmak…

Solo Açık Deniz Yelken Yarışçısı Tolga E. Pamir, reklamcılığı bırakarak yelken tutkusunun peşinden nasıl gittiğini, onu nelerin heyecanlandırdığını ve bu keyifli yolculukta nasıl başarılar yakaladığını anlatıyor.

Henüz 7 yaşındayken Tuzla’da yelkene başlayan Tolga E. Pamir, okul ve iş hayatı boyunca deniz tutkusunu yaşamının bir parçası haline getirdi. Ünlü bir reklam ajansının müşteri ilişkileri departmanında görev yaparken hayalinin peşinden koşan Pamir, her şeyini bırakarak 2005 yılında dilini bile bilmediği Fransa’nın La Rochelle şehrine taşındı. Tek hedefi vardı; denizlerin Everest’i VENDEE Globe yarışına katılarak solo dünya turunu gerçekleştirmek. 15 yıl içinde ise dünyanın en zorlu yelken yarışlarına katılan ilk ve tek Türk denizcisi oldu. Solo Açık Deniz Yelken Yarışçısı Pamir, sıra dışı hikayesini bir kitap ve belgeselle de taçlandırdı.

Necla Eylül Durukan Öncelikle reklamcılığı bırakma sebebinizi öğrenmek isteriz, ne itti sizi bu karara?

Tolga E. Pamir Aslında buna reklamcılığı bırakma sebebim değil de daha çok tutkumun peşinden gitmek üzere aldığım bir karar diyebiliriz. İsterseniz 30 yaş krizi diyelim, isterseniz İstanbul şehrinin baskısı… Ancak şu bir gerçek; hayallerinizin ve tutkunuzun peşinden gitme kararı kimi zaman konfor alanınızdan uzaklaşmayı, risk almayı ve birçok konuda belki fedakarlık etmeyi gerektiriyor. Bu kararımla bir bakıma kendimi Sports Marketing branşına geçmiş olarak hissetmem de yadsınamaz. Reklam sektöründe öğrendiklerim ve tecrübelerimi yelken sporu tutkumla bağdaştırarak ülkemizde olmayan Açık Deniz Yelkenciliği dalında projelerime devam etme kararım beni bu yola yönlendirdi.

Necla Eylül Durukan Reklamcılığı bırakıp yelken tutkunuz sebebiyle Fransa’ya gitme kararını ilk olarak nasıl aldınız? Bu kararı aldığınız günlerde içinde olduğunuz durum nasıldı?

Tolga E. Pamir Çok iyi hatırlıyorum o günleri. Altıncıduyu reklam ajansında, müşteri ilişkileri departmanında görev yapıyordum. Bosch, Pfizer gibi önemli markaların Türkiye pazarındaki reklam ve iletişim çalışmaları imaj ve satış kampanyaları doğrultusunda bildiğiniz ajans yapısı içerisinde görev yapıyordum. Tabii internetin hayatımıza girişiyle dünya daha da küçük ve ulaşılabilir bir hale gelmişti. Ajansın medya direktörüyle birlikte Vendee Globe yarışını takip ediyordum. 30 sıra dışı maceraperest denizcinin tek başlarına dünya turunu gerçekleştirmelerini hayranlıkla izliyordum. Markaların bu tip bir projeyi yoğurarak kurdukları iletişim de sıra dışı bir görsel şölen şeklindeydi. Sadece hafta sonları spor ve hobi olarak yaptığım yelkende, aslında başka değerlerin de gizli olduğu mesajı sanırım beni asıl tetikleyen nokta oldu; cesaret, kararlılık, kâşiflik ruhu, azim, yenilikçilik, performans, doğa karşısında dayanıklılık ve çevreye olan duyarlılık… Yarışçı profillerine baktığınızda kimsenin bir olimpiyat kampanyası bile gerçekleştirmemiş sporcular olması başka bir detaydı. 40 yılı aşkın süredir devam eden bu büyük organizasyonlarda nasıl olur da Türkiye bu trene binmemişti? Direktörüme bu kararımı söylediğimde Fransa’ya uçak biletimi almıştım bile. Cevabı: “Deli olduğunu biliyorduk” oldu. Sonra yolculuk başladı…

Necla Eylül Durukan Yelken tutkunuz nereden geliyor? Daha sonrasında bu tutkuyu nasıl kariyere dönüştürdünüz?

Tolga E. Pamir İstanbul Tuzla’da ailemin sahip olduğu yazlık ev sayesinde yelkenle tanıştım. 7 yaşında, beni diğer site çocuklarıyla yelkene yazdırdıkları an “bu tutkunun doğuş noktası” diyebiliriz. Rahmetli Mehmet Hoca ve Ali Reis’in bu tutkuda rolleri büyük, tekrar anmak isterim. Bize yelkenden çok denizi, kültürünü öğrettiler diyebilirim. Denizde olmaktan korkmamayı, keyif almayı, onunla yaşamayı, beslenmeyi, ona saygı duymayı ve korumayı yelken sporunun incelikleriyle birlikte öğrendik.

Necla Eylül Durukan Yelkencilik kariyeriniz nasıl başladı? Yelkenin size çekici gelen tarafı neydi?

Tolga E. Pamir Gençlik dönemimde çok farklı sınıflarda yelken yapma imkanım oldu ancak kendimi bir atlet olarak değerlendirmiyordum. Bu sebeple Fransa’ya gittiğimde kendimi sil baştan bu sporu öğrenen biriymiş gibi kafamda yapılandırdım. Ülkenizde olmayan bir branş hakkında bilir hallerinin kimseye de faydası olmazdı zaten. Bu branşta kullanılan yelkenli tiplerini değil ülkemizde görmek, bu tip organizasyonların varlığı bile söz konusu değildi. Geçmişlerini takip ettiğim sporcuların bu branşta izlediği kariyer gelişimi ve etapları çok netti. İlk olarak MiniTransat 650 sınıfı bu branşın ilk diploması diyebiliriz. Ben de bu branştan kariyerime başladım. Zaman geçtikçe görüyorsunuz ki aslında sadece yelken bilgisi gerektiren bir branş değil. Doğayı ve denizi tanıma, hava durumunu okuyabilme, teknenizin her türlü teknik yapısına hakim olma, kıyı, deniz, akıntı Atlantik koşullarına adaptasyon, fiziksel ve mental olarak bu koşullara uyum, proje yönetimi, maliyet yönetimi, risk yönetimi, korku ve uyku yönetimi gibi birçok parametre hakkında bilgi sahibi olmayı gerektiriyor. İşte bu zengin bilinmezliği, kendi içinde ahenkli bir hale getirebilmek sanırım beni gerçekten fişekleyen taraf oldu diyebilirim.

Necla Eylül Durukan Nasıl başarılara imza attınız?

Tolga E. Pamir Başarı, ülkemizde hep sonucuyla ölçülen bir kavram. Bu tip açık deniz yarışlarında Avrupa’daki söylem; “Bir açık deniz yarışını kazanabilmek için önce tamamlayabilmek gerekir”. Bu şekilde bakarsak halen Türkiye’den katılan ve bu yarışları tamamlayabilen ilk ve tek yelken sporcusuyum. MiniTransat Atlantik geçişi 2011, Fransa Elit Açık Deniz Şampiyonası 2015/2016/2017, Transat Jacques Vabre 2019 Atlantik Geçişi gibi yarış katılımlarıyla bu branşta dünyanın ilk 50 sporcusu arasına kadar yükselme imkanım oldu. Bu tip yarışlarda 35 bin deniz miline yakın (yaklaşık 1,5 Dünya turu) tecrübeyle halen yoluma devam ediyor olmak benim için büyük bir başarı.

Banque image de Tolga PAMIR lors de la saison FIGARO 2017

Necla Eylül Durukan Yarışlara nasıl hazırlanıyorsunuz? Motivasyon kaynağınız ne?

Tolga E. Pamir Kariyerimde kendime çizdiğim hedef doğrultusunda yarışları seçerek ilerliyorum. Yola çıkarken hedeflediğim nihai hedefim, Denizlerin Everesti Vendee Globe artık önümdeki son kademe. Her katıldığım yarışın kendine ait bir filozofisi var. Tekneleri farklı, parkurları, kullanılan veya izin verilen malzemeleri farklılık gösterebiliyor. Şimdiye kadar neredeyse her önemli yarış arasında 1-1,5 yıllık bir hazırlık sürecine gerek oldu. Her sınıfın veya teknenin hazırlık aşaması birbirinden farklı. Önemli olan kullandığınız tekneyle özdeşleşene kadar antrenman yapmak ve suda zaman geçirmek. Bu kadar konfor alanında olduğunuzda duygusal iniş ve çıkışlar çok hızlı oluyor. Kimi zaman dünyanın en özgür insanlarıyız; tüm denizler bizim, güneşin doğuşunu batışını belki hayranlıkla defalarca izliyorsunuz, kimi zaman tutkunuz yelkenlinizin 3 m²’lik alanı içerisinde hapsolmuşsunuz hissiyle “Ben ne yapıyorum burada?” diyorsunuz. Beni en çok motive eden; bu projeleri başından sonuna tamamlayabilmek ve hiç tanımadığınız bir limana varmak.

Necla Eylül Durukan Açık deniz yelkenciliğinin sadece bir erkek sporu olmadığını göstermek için bir rekor denemesi yapacaksınız. Bize biraz bundan bahseder misiniz?

Tolga E. Pamir Geçtiğimiz dönemde Türkiye Yelken Federasyonu’nda bu branşın gelişimi için bir görev aldım. Bu çalışma sürecinde ülkemiz acık denizciliğine yeni bir ürün katabilme imkanımız oldu; Challenge4SEAS / Türkiye Turu Rekoru. 2021 yılında Artvin – İskenderun arasındaki parkuru, 4 denizimizi non-stop, tek başına, sadece rüzgar gücüyle tamamlayarak Avrupa’da örneklerine rastlayacağımız bir rekor parkurunu hayata geçirdik. 2022’de aynı rekor parkurunu bu defa 2 kişilik duo sınıfında gerçekleştirmek üzere hazırlıklara başladık. Dünya Yelken Federasyonu’nun da stratejisi arasında yer alan kadın erkek eşitliğine bir mesaj da ülkemizden vermek amacıyla bu ikiliyi bir kadın sporcuyla oluşturmaya karar verdim. Kadın denizcilerimizin ve sporcularımızın da bu branşta projeleri olabildiği, sadece erkeklerin yaptığı bir spor branşı olmadığına dikkat çekebileceğimize inanarak, hayalleri güçlendirmek istiyorum. 

Necla Eylül Durukan Türkiye’de yelken branşı henüz çok yeni, bu branşın ülkemizde daha fazla yaygınlaşması için sizce neler yapılması gerekiyor?

Tolga E. Pamir Aslında yeni değil. Bazı büyük yelken kulüplerinin ve federasyonumuzun kurulumu 1950’li yıllara dayanıyor. Her spor branşında olduğu gibi yatırım ve altyapı çok önemli. Bunun yanı sıra toplumumuzun denize ve denizcilik kültürüne uzak olması bence büyük bir fren. Tam aksine bu kadar doğal parametreyi bir arada bulunduran bir coğrafyaya rağmen deniz ve yelken sporundan uzak kalınması pek anlaşılır değil. Bana sorarsanız, ilk olarak toplumu denize yaklaştırmalıyız. Toplumda örnek ve merak oluşturacak projeleri, organizasyonları ve hayalleri desteklemeliyiz. Bu kültürün 10 yılda oluşmayacağına inanarak devamlılığını sağlamak üzere uzun vadeli bakmalıyız.

Necla Eylül Durukan Başınızdan geçen hikayelerle ilgili yazdığınız Kırmızı Mavi Kova adlı kitap ve çektiğiniz belgeselden bizlere biraz bahsedebilir misiniz? 

Tolga E. Pamir Aslında sıradan birinin sıra dışı hikayesi bu kitap. Neden Kırmızı Mavi Kova? Teknede iki kova var; biri duş için diğeri ise tuvalet. Böyle bir seçim yapıp tüm konfor alanından çıkmak, Matrix filminde Neo’nun aldığı ya da almamayı tercih ettiği haplara benziyor. Benimki de böyle bir hikaye. Hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığınız bir yöne gitmek, sizi nereye götüreceğini bildiğiniz diğer taraftan daha güzel bir hikayeye dönüşebilir. Önemli olan yürüdüğünüz yolda keyif almak. Keyif aldığım bu yolculuğun okuyanlara keyif verebileceğini, belki bu tip girişimlere cesaret verebileceğine inanarak yazdım. Belgesel fikri, kitabı okuyan genç Yönetmen Abdulmelik Öcal’dan geldi. Sanırım kitap ve hikaye etkisini göstermeye başladı. Öncelikli olarak Türkiye Turu Rekoru’nu belgeselleştirdik. Bu tip sıra dışı bir projenin belki yarın dünya yelkenle hız rekorlarına hazırlanan sporculara ilham kaynağı olmasına inanarak…

Necla Eylül Durukan Yazarlık veya bu tür belgesel çekimleri de sizin için bir kariyere dönüşebilir mi? Yoksa yolunuza sadece yelken ile mi devam etmeyi planlıyorsunuz?

Tolga E. Pamir Naviga dergisinde branşımla ilgili gelişmeler, organizasyonlar, haberler ve projelerimle ilgili yazılar yazmaya elimden geldiğince devam ediyorum. İmkanlar elverdikçe DuoChallenge4SEAS Türkiye Turu Rekoru projesinin de bir tanıtımını hazırlamaya çalışacağız. Vendee Globe hedefine kadar yoğun bir hazırlık ve proje ön yapılandırma dönemi devam ediyor. Projelerimi tamamladığım gün bakarsınız bu tip çalışmalar gerçekleştirmek üzere daha fazla zaman yaratabilirim. Yelkenin hayatım boyunca yaşantımın bir parçası olacağına eminim. Su üzerinde veya suya yakın olmak, fiziksel ve mental bir gereksinim benim için. 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 124. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.