Hibrit Döneme Geçiş

Pandeminin sonuna gelirken kalıcı olan şeylerden biri “hibrit” çalışma sistemleri olacak. Sektör bağımsız şu anda tüm dünyanın anlamaya çalıştığı şey ise şu: Hibrit model kalıcı mı olmalıdır, kaç gün ev kaç gün ofis idealdir, ofise gelmenin faydası nedir? gibi sonu gelmeyen sorular farklı panellerde tartışılıyor, araştırmalar yapılıyor.

Bu araştırmalardan biri diyor ki insan insanla fiziki etkileşim kurmazsa sosyal kasları zayıflar ve kendini ifadede zorlanmaya başlar. Ben tam da bu yüzden iletişim sektörünün temsilcilerinden biri olarak ifade zorluğu yaşayan iletişimcilerle sektörümüzün ileriye gidebileceğine inanmıyorum. Bu sebeple tüm ajanslara önerim ekiplerinin de sesini dinleyerek ideal gün planlarını yapıp ofis ve ev dengesini en kısa sürede oturtmalarıdır.

Sektörde 20. yılım… Bu süre zarfında iş deneyimim yanında ajans kültürünün bana kattığı en önemli özelliklerden biri de özgüvendi, rekabetçi bir sektörde akıllı, hatta zaman zaman egolu bireylerle aynı ortamda olmak, 7/24 ilişki yönetmek büyük bir özgüven gerektiriyordu. Konuştuğun her cümle anlamlı olmalı ve sürekli iyi fikirler bulmalıydım, ekipler içinde bu deneyimleri yüz yüze yaşamak kişisel gelişimi hızlandırıyor, kendinizi anlamanın ve hayata nasıl bakman gerektiğini öğreniyorsunuz.

Şimdi yeni nesillerin kendilerini bulmaya her zamankinden çok ihtiyacı var, fiziksel çalışma tüm eğitim sürecimizi hızlandırmakla birlikte kendi değer setimizi de anlamamızı ve kurum artı insanlarla ilişkimizi tanımlamamızı sağlıyor. Yani konforlu olan tekil zaman yönetimi aslında biraz bizim gelişimimizi sekteye uğratıyor. Reklamcılar Derneği olarak çok yeni bir araştırma gerçekleştirdik; oranlar gösteriyor ki reklam ajanslarının %55’i hibrit, %41’i home office çalışıyor.

Medya ajanslarının ise %80’i hibrit, %20’si home-office çalışıyor. Ajansların tamamı ofise %100 dönüş konusunda kararsız. Reklam verenlerin çoğunluğu ofislere dönmüş ve hibrit modeli benimsemiş durumda. Hal böyle olunca kurumların çalışanlarının sesini dinlemesi şart, bu işin tek doğrusu yok. Deneyerek ideal modeli iş dünyası olarak bulacağımıza inanıyorum. Fakat unutmamakta fayda var, iletişim sektörü rasyonel datalardan beslense de duyguları yönetiyor, duyguları çözümlemek için yüz yüze iletişim şart.

Burcu Özdemir

TBWA İstanbul Group CEO
Reklamcılar Derneği Asbaşkanı

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 123. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.