Hibrit çalışmaya hoş geldiniz

Miroma Agencies’ten Marc Nohr, pandemiyle birlike değişen çalışma hayatlarımızı odağına alıyor ve yeni bir çalışma modeline geçmeden önce odaklanılması gereken noktaları sıralıyor.

Özellikle yaratıcı endüstriler için uzun süredir esnek çalışmayı savunuyorum. Campaign UK’in yaptığı anket de gösteriyor ki insanlar eski çalışma hayatlarına dönmek istemiyorlar. Tabii bu, ofislerin öldüğünü söyleyenleri de haklı bulduğum anlamına gelmiyor. Açıkçası şu anki dünyada tamamen evden çalışmaya başlamanın ya da eski ofis düzenine geçmenin pek çok fırsattan bizi mahrum edeceğini düşünüyorum. Artık yeni bir gerçeklik yaratmalıyız ve hibrit çalışmaya geçmeliyiz.

Adım adım ilerleyelim
Öncelikle işlerin artık farklı ilerlediğini kabul etmeliyiz. Yaşamsal ihtiyaçları ve üretkenlikleri için çalışanlarımızla derin sohbetler yaparak durumu değerlendirmeliyiz. Çalışanlarımızla olduğu gibi müşterilerimizle de değişen çalışma sistemini nasıl buldukları ve deneyimleri hakkında mutlaka konuşmalıyız; kendi kişisel, profesyonel ve organizasyonel ihtiyaçlarını anlatmalarına izin vermeliyiz.

Öngörülebilir yapılar
Geçen hafta travma terapisinde uzmanlaşmış İsrailli bir psikolog olan Profesör Mooli Lahad’ı dinledim. Esneklik konusunda insanların, kendilerini güvende hissetmeye ve bir dereceye kadar mutlaka öngörülebilir bir yapıya ihtiyaç duyuyor olmaları beni çok şaşırttı. Profesör Lahad’ın da söylediği gibi: “Belirsizlik denizinde yüzerken varlığından emin olduğumuz, sınırlarını görebildiğimiz adalara ihtiyaç duyuyoruz.” Aslında bu da pandemi sürecinde ilk birkaç haftanın çoğu insan için neden gerçeküstü bir şey yaşıyormuş gibi ve stresli hissettiğini açıklamaya yardımcı olacak bir düşünce.

Ayrılsak da beraberiz
Şu anda çalışma hayatımızda pek mümkün olmasa da hepimiz ritüelleri, yer duygusunu ve onunla birlikte gelen sosyal bağları seviyoruz ve hayatımızda var olmalarını istiyoruz. Ancak bunu farklı şekillerde de yapabiliriz. Örneğin; Helena Bonham Carter ve Tim Burton senelerce ayrı bir şekilde yaşarken istediklerinde evin ortak noktaklarında bir araya gelerek bunu başardılar. Herhangi bir zorunluluk olmaksızın, ne zaman ayrılacaklarına ve ne zaman bir araya geleceklerine kendileri karar verdiler.

Denge
Bu süreçte daha fazla eşitlik ve denge aramalıyız: Düzen ve kaos arasında, yaşamsal ihtiyaçlarımız ve çalıştığımız şirketin ihtiyaçları arasında, ev işleri ve çalışma hayatımız arasında…

Açıkçası bazı ödünler verilecek ve denge ancak öyle sağlanacak. Başka türlü bu kadar çok işin ve ihtiyacın içinden çıkmak mümkün değil. Ancak bu kararları doğru bir şekilde verebiliriz. Sonuçta dünya kendi ekseninden çıkmışken hepimiz evlerimizden çalıştık, işlerimizi devam ettirdik. Hayal edilmesi zor, yürütülmesi karmaşık bir süreç olmasına rağmen başardık.

Yeter ki aceleci olmayalım, bunun bize bir faydası olmayacağı kesin. Bu yüzden çalışma hayatımızı sıfırlayıp yeni bir düzen oluşturmaya başlamadan önce duralım, danışalım ve düşünelim.

Daha sağlıklı, daha dengeli ve üretken olmak için birlikte nasıl çalışabileceğimizi keşfedelim. Nasıl çalışmak istediğimizi yeniden düşünelim. Belki de nesilleri etkileyecek kararlar almadan önce önümüzdeki fırsatları değerlendirelim.

Marc Nohr
Ajans Başkanı, Miroma Agencies


Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 102. sayısında yayımlanmıştır.
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.