Her çocuğun yaratıcı olmaya hakkı var

FortySix Stratejisti Kian Bakhtiari, yaratıcılık konusunda yaşanan eşitsizliği vurgularken pek çok yeteneğin bu eşitsizlik nedeniyle boşa harcandığını anlatıyor.

Gelişmekte olan ülkelerden biri olan İran’da büyürken tanımlamakta, anlamakta, ne kadar zor olduğunu ölçmekte zorlandığım bir şeye tanık oldum: Yaratıcı eşitsizlik.

Eşitsizliği düşündüğümüzde genellikle aklımıza ilk olarak ekonomik, sosyal ve etnik kökene yönelik konular geliyor. Halbuki yaratıcı eşitsizlik gizlenir ve hayatımızı yönlendiren pek  çok yapı ve politika altına gömülür. Ne zaman ki özgün bir fikir ortaya koymaktan bahsedilse, fırsat eşitsizliğinin varlığı da konuşulan konular arasında oluyor.

Örneğin, mevcut ekonomik sistemimizde sadece satın alma gücü olanların görüş, yetenek ve tercihleri göz önüne alınıyor. Halbuki, insanlığın %80’inden fazlası günde 10 dolardan daha az bir miktarla yaşamak zorunda. Bu insanlar, sayısal değerlerde çoğunluk olarak kabul edilseler de seslerini duyurma, temsil ve fırsat erişimine gelince azınlık olarak görülmeye devam ediliyorlar.

Bu tür eşitsizlikler bir kaza sonucu başımıza gelmiyor; ekonomik sistemimizde ezilenlerin bir şekilde ödüllendirilişi olarak ortaya çıkıyor. Dolayısıyla eşit davranma fırsatı bulamayan insanlar aslında aynı zamanda en çok yardıma ihtiyacı olan kişiler. Bu, özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki dijital uçurumda belirgin bir şekilde kendini gösterir. İnternet erişimindeki farklılıklar ve yaratıcılığın önündeki engeller bu uçurumda tam olarak kendini belli eder. Bugün dört milyondan fazla insan hala internete erişemiyor. Yani en basit şekilde ifade etmek gerekirse iklim değişikliğine ya da kansere bir çare bulunma olasılığı bile çok daha yüksek.

Yaratıcı eşitsizlik neden görünmez bir güç?

Plato, “Hikayeler yazan insanlar toplumu da yönetir” demiş. Asıl sorun; bütün deneyimlerin tek ve pek de geçerli olmayan bir anlatıcı ile belgelenmesi. Eğer batılı bir perspektiften sorun dile getirilmiyorsa çoğunluğun durumu ile ilgili çok çok az empati yapılabiliyor; dar ve çarpık bir görüş elde edilebiliyor. Biz insanlar, dünyayı izler ve kendi yaşadığımız deneyimleri baz alarak olan bitene tepkiler veririz. Ancak düşünecek olursak hala dünyada pek çok insan kendi düşüncelerini iletmek için herhangi bir platform ya da araç bulamıyor.

Bütün insanlar eşit derecede yetenekli olsalar da bizi ayıran tek şey fırsattır. Yaratıcı eşitsizlik nedeniyle belki de dünyanın en acil sorunlarından bazılarına çözüm bulacak yetenek, kaynak ve potansiyel çözümler boşa gidiyor. Tabii ki de en karmaşık sorunların üstüne aynı tip çözümlerle gidilmez. Ancak aşağıda sizi teşvik edecek ve iyi bir başlangıç yapmanızı sağlayacak birkaç yol var:

1 Avrupa merkezciliğinin ötesine geçmek

Farklı dünya görüşlerini kabul etmek, farklı düşünce ve söylemlerin güçlerini de toplamayı beraberinde getirir. İnsanlık tarihine baktığımızda en büyük adımlar düşünceler paylaşıldıkça atıldı. İpek Yolu’nu düşünün; oldukça eski olan bu ticaret yolu seyahat edenlere fikir, bilgi ve ürün paylaşımında özgürlük sağlıyordu. İslam’ın altın çağına fen bilimleri, felsefe ve matematik alanlarıyla sayısız katkı sağlarken 14. Yüzyıl Avrupa’sında gerçekleşen Rönesans için de son derece önemli bir etken oldu.

2 Tutumlu yenilik

Tutumlu ve sade bir şekilde gerçekleşen yenilik, gerekli olmayan özellikleri kaldırarak bir ürünün karmaşıklığını ve maliyetini azaltma süreci olarak tanımlanabilir. Tıpkı “ihtiyaç, yaratıcı yeniliğin temelidir” sözünde olduğu gibi… Bu duruma en iyi örneklerden biri M-Pesa olacaktır. Cep telefonu üzerinden ödeme yapılabilmesini sağlayan -ki bu ödemeyi yapmak için, akıllı bir cihaz bile kullanmak zorunda değilsiniz- sistem olarak tanımlayabileceğimiz M-Pesa ile milyonların hayatı özellikle de kırsal bölgelerde yaşayan Afrikalıların hayatı değişti.

3 Eğitim

UNICEF’e göre, dünyaya gelen hemen hemen her iki çocuktan biri yoksulluk içinde yaşıyor. Halbuki yaratıcı eşitsizliğin üstesinden gelmenin en etkili yolu, gelecek kuşaklara odaklanmak. Birçok gelişmekte olan ülkede, okul müfredatları henüz standartlaştırılmış değil. Bu da 21. yüzyıl eğitim sisteminde dijital becerileri, yaratıcılığı merak etmeyi, keşfetme heyecanını yaşatmak için mükemmel bir fırsat doğuruyor. Ancak öncelikle, kadınları ve hatta özellikle kırsal bölgelerde yaşayan kadınları orantısız bir şekilde etkileyen okuma yazma bilmeme durumunu ortadan kaldırmak zorundayız.

Bir dünya vatandaşı olarak, hepimiz her çocuğun yaratıcı olma hakkına sahip olduğundan emin olmakla yükümlüyüz.

Kian Bakhtiari

Dentsu Aegis Network Kreatif Stratejist

 

 

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.