Hemfikir miyiz?

Reklamcı ve reklamveren ilişkisinde herkesin en az bir defa yaşadığı olumsuz bir deneyim var. Gelin bu dramı hikayeleştirelim.

Reklamveren konkur açtı diyelim. Davetlisiniz. Rakip ajanslarla beraber briefi aldınız. Bu esnada size yaptırımlar içeren bir gizlilik sözleşmesi de imzalatıldı. 

Günlerce çalıştınız, toplantılar yaptınız, fikirlerin üstünü veya altını çizdiniz. Belki bazı fikir kırıntılarını ise emek vererek ete kemiğe büründürdünüz. Yaratıcı sunumu, strateji planını oluşturdunuz; uçtan uca tüm süreci özetlediniz. Sunum hazır ve o gün geldi. 

Tüm rakipleriniz gibi sunumunuzu yaptınız. “Harikaydı! Teşekkür ederiz. Biz size döneceğiz.” cümleleriyle uğurlandınız. Sonra sunumunuzun olumlu değerlendirilmediğine dair malum epostayı aldınız. Buraya kadar her şey olağan.

Deneyim şimdi başlıyor. Diyelim ki iki ay sonra yaratıcı sunumunuzdaki özgün fikirlerinizden birini, sunum yaptığınız reklamveren kullanıyor. Gücendiniz. Onları aradınız veya eposta attınız. Size; “Aynısını biz de düşünmüştük.” diye bir cevap geldi.

Reklamveren, ajanslara verdiği brief’te elindeki fikre ilişkin bilgi vermediyse, fikriniz özgünse, öncesinde kimse tarafından kamuya ifşa edilmemişse veya reklamverenin anlaştığı reklam ajansının yaratıcı sunumunda bu fikir yer almıyorsa fikri mülkiyet hakkınız tecavüze uğramıştır. Bundan sonrası hukuk bilmek değil; hak arama cesaretidir.

Gerçekten aklın yolu bir mi? Hazırlanan sunumlardaki fikirler ne kadar özgün olursa olsun o sırada başkasının da aklına gelen mi? Açıkça söyleyelim; sunuma dönüştürdüğünüz fikir, karşı tarafa sunulduğu andan itibaren koruma altındadır (ispat araçları yaratılabilir). İmzaladığınız gizlilik sözleşmesi (karşılıklı bilgi paylaşımına dayanıyorsa) sadece briefi değil; ifşa ettiğiniz fikirlerinizi de korur. O fikrin sizin sunumuzdan önce başkasının aklına gelmesi yeterli değildir. Umuma arz edilmesi, üçüncü bir kişiye deklare edilmesi korumayı başlatır. Dünya bilmese de fikri sahiplenen taraf, sunumu yaptığınız kişiyse ispat kolaylaşır.

Henüz fikri mülkiyetin hak sahipliğini yeterince savunamıyoruz. Ajanslara düşen zihinlerinde yarattığı dünyayı önce kendisi adına sahiplenmek.

DPİD Hukuk Müşaviri

Av. Fatih Onur LENGERLİ

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 125. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.