Hayatım reklam: Yavuzhan Gel

Hayatım Reklam bölümünün bu ayki konuğu FCB İstanbul Kreatif Direktörü Yavuzhan Gel

Yavuzhan Gel

Reklamcı olma sebebim: Tesadüf. İşletme bölümünde okurken, seçmeli olarak finans veya muhasebe gibi hesap kitap yönü ağır basmayan bir ders almak istedim. Seçeneklerimin arasında reklam dersi de vardı. Ne şans ki dersi veren kişi Haluk Mesci’ydi. Önce sevdirdi, sonra keşfetti, sonra da sektöre girmemi sağladı diyebilirim.

İçinde olmaktan gurur duyduğum kampanyalar: Oldukça konuşulan ve bize o sene Kristal Elma getiren Cipso Erkek Muhabbeti kampanyası. Keza aynı sene, yine Kristal Elma’lar kazanan Doğtaş filmleri. Son olarak da Cafe Breno için yarattığımız büyük kampanya bir çırpıda sayabileceklerim. Kampanya olmasa da ulusal ve uluslararası bir çok ödül alan McDonald’s basın ilanlarımız da gurur kaynaklarımdan biridir.

Başkası tarafından yaratılmış favori kampanyam: Neredeyse her ay değişiyor. Sanırım buna özel olarak “kampanya” tarafından değil de “başkası”nın kim olduğu tarafından bakarak cevap vermek, benim için daha kolay olacak. Droga5, BBH, 72andSunny, Adam&EveDDB ve Barton F. Graf 9000 ajanslarının, zaten tüm dünyanın ara ara gördüğü tüm işleri diyebilirim.

Kariyerimdeki en iyi an: İlk kampanyamın yayınlandığı gün ki bu, benim içinde bulunduğum ilk iş. Çaylak reklam yazarı olarak işe başladığım gün, karmaşık meselelerden dolayı Türkiye’nin en büyük markalarından birinin büyük bir kampanyasıyla baş başa kalmıştım. Böylece reklamcılıktaki ilk işimi Şampiyonlar Ligi’nin devre arasında görmüş oldum. Aklım çıkmıştı. Asıl büyük şoku ise ertesi gün işe gelirken neredeyse İstanbul’un tümünü donatan, aynı kampanyanın açıkhava işleriyle yaşamıştım. Saçma bir kelime oyununa dayanan kötü bir işti ama belki milyonlarca insanın hayatlarına kısacık da olsa değmiş olma fikrinin mutlu ettiği kadar korkuttuğunu da hatırlıyorum.

İş hayatımdaki en utandırıcı anım: Bir filminiz yayınlandığında doğal olarak insanlar tweetler atmaya başlıyor. Ve doğal olarak bu tweetlerden bazıları negatif oluyor. O negatif tweetlerden bazıları ise o filmin yaratıcısına ağır küfürler şeklinde olabiliyor. Öyle zamanlarda sanki kapısı kapalı bir odanın içinde size küfrediliyormuş da siz de birazdan gireceğiniz o kapıdan buna kulak misafiri oluyormuşsunuz gibi hissediyorum. En utandığım anlar, bu anlar.

Bu sektörde birlikte çalışmaktan en mutluluk duyduğum insan: O kadar çok insan var ki… Tüm sayfayı isimlerle doldurmak istemem.

Kariyerimde en büyük etkiye sahip olan kişi: Haluk Mesci.

 

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Şubat 2015 sayısında yayınlanmıştır.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.