Hayatım Reklam: Şeyma Keklik

79. sayımızda Hayatım Reklam diyen isim, Havas Creative Group Sr. Copywriter’ı Şeyma Keklik oldu.

Reklamcı olma sebebim:

Genelleme yapmak ne kadar doğru bilemiyorum ama çoğu meslekte tek bir işte uzman olmanız gerekiyor. Mesela matematik öğretmeni olmak isteseydim formüller ve işlemler, hayatım olacaktı. Oysa reklam yazarlığı tek bir alanda uzman olmanızı değil her alanda bilgi sahibi olmanızı istiyor.

Daha çok sinemaya gitmek, daha çok gezmek, daha çok müzik dinlemek gibi. Bunların tamamı da hayatı yaşamak oluyor zaten.

İçinde olmaktan gurur duyduğum kampanyalar:

Air Wick için hazırladığımız “Kokuların Festivali” kampanyası Droga5’ın elinden konkurla alınmış bir kampanyaydı. Böylesi büyük ve yaratıcılığı kabul görmüş bir ajansın elinden konkur alıp fikri hayata geçirmek benim için gurur vericiydi. İkincisi ise Durex için hazırladığımız “Elveda Elizabet” kampanyasıydı. Bu işle gurur duymamın sebebi ise tabuları olan insanlara mizah kullanarak ulaştığınızda söylediklerinizin daha da geçirgenleşmesi. Bu teoriyi uygulamaya dökebilmek, müşterimize kabul ettirebilmek baştan sona gurur verici.

Başkası tarafından yaratılmış favori kampanyam:

Direct TV’nin “Get Rid Of Cable” işi sonradan benzerleri çıksa da favorim olmaya devam edecektir.

Türkiye’den ise Digiturk’ün “Aşk Bazıları İçin 6 Harflidir” işi, izlerken hâlâ etkilendiğim iştir diyebilirim. Güncel işlerde ise “Meet Graham” işini çok beğendiğimi söyleyebilirim.

Kariyerimdeki en iyi an:

25 yaşındayken kreatif direktörüm Ergin Binyıldız’ın Cannes’dan telefon edip ilk aslanın hayırlı olsun dediği andı. Yerli ve yabancı ödüller aldıktan sonra kariyerimdeki en iyi an diyebileceğim zamanlar değişti. Sanırım artık mesleğimi insanların ve hayvanların yararına kullanabileceğim zamanlar gelmedikçe kariyerimdeki en iyi anı tanımlayamayacağım.

İş hayatımdaki en utandırıcı anım:

Sanırım 4-5 yıl önceydi. Ajansta çok büyük bir yoğunluk vardı. Bir markamızın film adaptasyonu için dublajcı seçmem gerekiyordu. Yoğunluk yaygarasının içinde malum ses bankalarından önüme gelen ilk kadın dublajcıyı seçmiştim. Sinefekt’e gittiğimde ise dublaj sanatçımızın “yabancı sesler” kısmında olduğunu ilk merhabada fark ettim. Türkçe’yi çok az biliyordu.

Sevgili Cem Gönenç’le saatler süren dublajımızdan sonra ortaya aksanlı bir film çıkmıştı. Çok şükür kimse fark etmedi ama ben geçiştirerek iş yaptığım için çok utandım.

Bir kampanyada beraber çalıştığım en iyi ünlü:

Adriana Lima ile 3 film çektik. Gayet keyifli bir süreçti. Mesleğin ilk yıllarında Liverpool futbolcularının içinde bulunduğu bir projede olabilmek de çok heyecan vericiydi.

Bu sektörde birlikte çalışmaktan en mutluluk duyduğum insan:

Ergin Binyıldız ile çalıştığım için çok şanslı ve mutlu hissettiğimi söyleyebilirim. Ardından hepsinin bana ayrı ayrı katkılarının olduğu ekip arkadaşlarım geliyor. Sevgili Kaan İşcan, Yiğit Keskin, Alper Karan, Mert Özkaner… Ayrıca çok keyifli çalıştığımız ve birlikte çok güzel işler yapacağımıza inandığım kreatif direktörüm Yavuzhan Gel. Hepsine çok teşekkür ederim.

Kariyerimde en büyük etkiye sahip olan kişi:

Diğer sektörlere nazaran az da olsa cinsiyet eşitsizliğinin olduğu bir sektörde güçlü olmanız gerekiyor. Eğer gücünüz varsa gerisi geliyor zaten. Ben gücümü büyürken önümde duran bir figürden aldım; babaannem.

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 79. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.